Akıllı Arılar ve Akılsız Sinekler
Loş bir odada, güneşin girdiği bir pencerenin önüne dar boğazlı, tıpasız bir şişeyi, tabanı pencereye doğru, yatay pozisyonda yerleştirin. Şişenin içine altı adet arı, 6 adet de sinek koyun.
Ve dikkatlice izleyin:
Ayrıntısız arıların tümü, güneşin geldiği cam tabandan dışarı çıkmak için yorgunluk ya da açlıktan ölene dek çabalayacaklardır. Akıllı arılar, akıllarını kullanıp, kapalı bir yerden çıkışın, ışığın geldiği yönde olacağını düşünürler ve bu düşünüşlerinin çözümsüzlüğüne saplanırlar.
Tüy beyinli sinekler ise, hiçbir şey düşünmeksizin, çılgıncasına sağa sola saldırırlar ve deneme yanılma yöntemiyle sonunda, şişenin dar boğazından dışarı çıkmayı başarırlar.
Şimdi de, deneyimizden ne öğrendiğimize bakalım:
Akıl,mantık ve bilgi alışılmadık sorunları çözmeye her zaman yetmemektedir. Eğitim ve deneyim, kimi zaman, özellikle yaratıcı çözümler gerektiğinde, yeterli olmak bir yana, hatta engelleyici bile olabilmektedir.
Geleneksel eğitim programları, gençlere "çiçek yetiştirmeyi" öğretmek yerine onlara, "kesilmiş" ya da "yapay çiçekler vermekte", onların beyinlerini "bilgilerle doldurulacak depolar" olarak görmektedir.
Oysa bir eğitim programının amacı, beyinleri kullanmayı öğretmek olmalıdır.
|