![]() |
|
|||||||
| Kayıt ol | Yardım | Üye listesi | Tarihsel Takvim | Arama | Bugünün mesajları | Forumları okunmuş olarak işaretle |
| Atatürk'ten... Atatrük'ün düşündüren sözleri,vecizeleri,ilgili anekdotlar,anılar,alıntılar. |
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler | Biçim |
|
|
#1 (permalink) |
|
40dk Nöbetçi
![]() Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 25
|
Hatay Davası-Fransa,bir dostunu kaybediyor !
20 Ekim 1921'de imzalanmış olan Ankara Antlaşması, İskenderun Sancağı'nı Suriye'den ayrı bir statüye tabi tutuyordu. Fransa, Suriye ile anlaşarak manda idaresine son vermeyi kararlaştırmıştı. Türkiye, Sancak sorununun önemi üzerine eğilerek, 6 Ekim 1936'da Milletler Cemiyeti'nde ve daha sonra 9 Ekim 1936'da Fransa'ya verdiği bir nota ile görüşünü belirtti. Fransa, Sancak'ın Suriye'den ayrılamayacağını açıklamış, Türk görüşüne kesin ret cevabı vermişti. Bu koşullarda, Mustafa Kemal, Kurun gazetesinde, 21-27 Ocak 1937 tarihleri arasında, Asım Us imzalı beş başyazı yayımlatmıştı. 21 Ocak 1937 tarihli ilk başyazıda, özetle şunları söylüyordu: "Fransa'nın başına her nasılsa baş diye üşüşmüş olan bu efendiler, idare etmekte oldukları büyük Fransız milletinin nasıl idare olunacağını bilmedikleri gibi, Hatay sorunu ile millî alaka güden yeni Türkiye Cumhuriyeti'nin haklarını müdafaa ve gereğinde onların yerine getirilmesi için göstereceği fiili enerjiyi de takdirden uzak bulunmaktadırlar. "Bizce bu sorumluluk, bu dalgın ve gafil Fransa ricalinden çok, Fransa'yı dünya barışı için değerli bir unsur halinde bulundurmak fikrinde olan ve uluslararası barış dostluğu ile kendilerini göstermekte bulunan devletleri ilgilendirir. Onun için biz artık Fransız ricaline hitap etmeye lüzum görmüyoruz." Mustafa Kemal'in, parçalar aktarılan, 23 Ocak 1937 tarihli ikinci başyazısının başlığı "Zavallı Fransa'ydı... "Paris'te Kedorseg denilen bir yer vardır ki, Fransa'nın Dışişleri Bakanlığı olarak tanınmıştır. (...) "Kedorseg, şeref ve onur için hayatını feda etmekten çekinmeyen Fransız milletinin, dürüstlük ruhu ile çalışan ve bu milletin dış siyasetini o suretle idare eden evlatlarının büroları mıdır? "Yoksa, mahiyet-i hukuki durumları pek şüpheli, küçük bir borç için, diğer milletlerin benliğine taaruz ve donanma kuvvetiyle o memleketin bir adasını işgal ettiren nobran ve kabadayıların yuvası mıdır? "Zavallı Fransa, bugün kendisine pek meyilli bir dostunu daha kaybetmek üzeredir." Mustafa Kemal'in Kunın gazetesindeki 24 Ocak 1937 tarihli üçüncü başyazısı, çok daha serttir: "Türkiye bu emel üzerine yürürken, yalnız Fransa'nın hatın için değil, aynı zamanda hatırlarına çok riayet ettiği başka devlet ve milletlerin dostluklarına da büyük kıymet verdiği için siyasetini tespit etmiştir. O devletler, Türk şeref ve haysiyetine, Türk onuruna karşı Fransa'nın ihmalkâr bir vaziyet ve meslek takınmasında sakınca görmüyorlar. O halde biz de gerek Fransa'ya, gerek Fransız siyasetini tenvir etmeye her nedense yanaşmayan o devletlere, Türkiye Cumhuriyeti'nin kendi şeref ve haysiyetini, kendi hak ve menfaatini korumanın yolunu bildiğini söylemek isteriz. Türkiye Cumhuriyeti'ne eski Osmanlı İmparatorluğu'nun bir temadisi nazarı ile bakılarak ona karşı dejenere bir politika takip olunduğunu ve hâlâ bu sevdada yaşayan diplomatların siyasette hükümran olduklarını görürsek, bunun yalnız isabetsiz değil, aynı zamanda tehlikeli bir meslek olduğunu söylemekten de kendimizi alamayız." Mustafa Kemal, başyazılarında TBMM hükümetini eleştirmekte de tereddüt etmemişti. 25 Ocak 1937 tarihli "Hükümete hitap ediyoruz" başlıklı başyazı buna aynlmış, Başbakan İsmet İnönü'nün bir sözü hatırlatılarak konuya girilmişti. "On beş gün bekleyiniz dediniz, bekledik. On altıncı gündeyiz. Vaziyet nedir? Ne oluyor? Ne olacak? Türk milletini yeniden aydınlatınız" diyen Mustafa Kemal, büyük devletlerin görüşlerinin, Türkiye'nin görüşlerine çok yaklaştığını belirttikten sonra, "Ne yazık ki buna rağmen hâlâ biz Türkler kendimizi tereddütten kurtarıp kolaylıkla görülebilecek açık ve müsbet sahaya geçemiyoruz..." diyordu. Ve 27 Ocak 1937 tarihli son başyazı, Fransa'yı son kez uyarıyordu: "Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti aldatılır bir varlık değildir. Onu aldatabilirim zehabında bulunanların, işte asıl onların kendileri için telafisi çok güç olacak derecede aldanmış olduklarına ve olacaklarına şüphe edilmemelidir. "Türkiye Cumhuriyeti çok haklı olduğu Hatay davasını ortaya atarken bunun bütün sonuçlarını düşünmemiş olduğunu kim iddia edebilir?"
__________________
Ya istiklâl,Ya ölüm ! |
|
|
|
![]() |
| Yer İmleri |
| Etiketler |
| atatürk, davası, dost, fransa, hatay, kaybetmek, olay, türkiye |
| Seçenekler | |
| Biçim | |
|
|