40dk.com | Eğitim-Öğretim-Bilgi Deposu

Geri git   40dk.com | Eğitim-Öğretim-Bilgi Deposu > Eğitim - Öğretim > Başöğretmen Atatürk > Atatürk'ün Hayatı

Atatürk'ün Hayatı Atatürk'ün Hayatı, tarihsel belge ve bilgiler.

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Biçim
Eski 02-02-2008, 11:15   #1 (permalink)
40dk Nöbetçi
 
Üyelik tarihi: Oct 2007
Mesajlar: 257
Varsayılan Atatürk'ün Başyaveri Salih Bozok Anlatıyor

Mustafa Kemal'in başyaveri Salih Bozok'un Atatürk ile ilgili anıları..

Başkumandan, düşmandan kurtartığı İzmir’ de geçireceği ilk gecesinin tarif edilemez sevincini yaşıyordu......

* * * * * * * * * * * * *

İzmir’ deki yeni evinde Mustafa Kemal Paşa ilk gecesini çalışarak geçirdi. Kendisi için zengin bir sofra hazırlandığı halde hiçbir yemeğe dokunmadan ufak tefekle karnını doyurdu ve geç vakitlere kadar çalıştı.

Ertesi sabah erkenden uyanmıştık. Hafif bir kahvaltıdan sonra vilayet konağına gittik ve doğruca Vali’ nin odasına girdik. Vali, İngiliz Konsolosu ile konuşuyordu…

Biz gelince Vali ayağa kalktı ve Konsolos ile Mustafa Kemal Paşa’ yi tanıştırdı.
Konsolos, iyi Türkçe biliyordu…
Paşa Vali’ ye sordu:
- Konu nedir?

Vali anlattı:
- Sayın Konsolos, İngiliz tebasından olan vatandaşlar ile Rum, Ermeni, Yahudi gibi azınlıkların güven altında bulunduklarını belirtir bir “güvence” istiyorlar. Ben kendilerine herkesin eşit biçimde güven altında olduklarını bildirdim.
Mustafa Kemal Paşa, Konsolos’ un Türkçe bildiğini biliyordu, öyle olduğu halde öfkesini belirtmek için sordu:
- Ee, peki daha ne istiyormuş?
Bu soruya Konsolos Türkçe cevap verdi.
- Tebamız hakkında hükümetinizden yazılı teminat istiyorum!
Konsolos garip bir biçimde diklenmişti. .. Paşa’ nin sesi havada kırbaç gibi şakladı:
- Yunanlılar zamanında kendi tebanızı daha emniyette mi görüyordunuz?
Konsolos gerisinde İngiliz devletinin bulunduğunu belli eden bir kasılma ile:
- Evet , dedi. Yunanlılar burada iken tebamızı emniyette görüyorduk.
- Öyleyse buyurun tebanızla birlikte Yunanistan’a gidin, efendim!
Konsolos kendisinden umulmayacak bir cesaret gösterdi:
- Yani majestelerimin hükümetine savaş mi açıyorsunuz?

Mustafa Kemal iyice öfkelenmişti fakat öfkesini tuttu ve Konsolos’ a:
- Siz kiminle ve ne konuştuğunuzu biliyor musunuz?.. Ben Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı ve Türk Orduları Başkomutanıyım. Savaş açmaya, barış yapmaya hakkim var.Siz kimsiniz!.. Hükümetiniz adına savaş ve barış görüşmeleri yapmaya yetkili misiniz? Böyle bir yetkiniz varsa görüselim… Yoksa (eliyle kapıyı gösterdi) buyurunuz efendim!..

O kasım kasım kasılan Konsolos, Mustafa Kemal Paşa’ nin son cümlesi üzerine sapsarı kesildi ve tek bir kelime söylemeden kapıdan çıktı gitti. Mustafa Kemal Paşa arkasından bir sure baktıktan sonra Vali’ ye dondu:
- Yüz vermeyin Vali Bey! Bunlar karsılarında hala Babaili Hükümeti var sanıyorlar. Bir zırhlısı önünde pusacak, bir blöfü önünde yelkenleri suya indirecek “ devletçik” sanıyorlar bizi!.. Küstahlığın derecesine bakin, bana “Savaş mi acıyorsunuz?” diye soruyor, barut kokan bir odada sorduğuna bak!.. Savaş halinde değil miyiz sanki!..



Diğer hatıra sonraki mesajdadır..


Teneke isimli üye şimdilik online (bağlı) değildir.   Alıntı ile Cevapla
Eğitim herşeydir...
 
Eğitim herşeydir...
Eğitim herşeydir... Öğren-Öğret-Tartış-Paylaş

Eski 02-02-2008, 11:16   #2 (permalink)
40dk Nöbetçi
 
Üyelik tarihi: Oct 2007
Mesajlar: 257
Varsayılan Atatürk'ün Başyaveri Salih Bozok Anlatıyor - 2

Kollarında ve omuzlarındaki işaretlerden amiral rütbesinde olduğu anlaşılan İngiliz Donanması Komutanı, Hükümet Konağı' nin kapısından girerek Mustafa Kemal Paşa' nin odasına doğruldu. Nazik, fakat öfkeli bir hali vardı. Ruşen Eşref önüne çıkıp ne istediğini sorunca:
- Başkomutan Mustafa Kemal Paşa ile görüşmek istiyorum!.. dedi.

Birlikte odaya girdiler kapı kapandı. Amiral önce:
- Çok güç koşullar altında bir savaş kazandınız, sizi asker olarak içtenlikle kutlarım. Çanakkale' deki basarinizi rastlantıya borçlu olmadığınız, kanıtlanmış oldu. Büyük bir askerli tanıdığım için memnunum, demiş.
Mustafa Kemal Paşa çok hoşlanmış bu sözlerden......
Amiral bir sure sonra konuya girmiş:
_Ülkenin kontrolünüz altında bulunan bölümünde bizim tebamız ve sizin azınlıklarınızdan Ermeniler, Rumlar var. Yeni askeri yönetim altında bu insanların statüsü nedir? Güven de midirler?..
- Hiç kuskunuz olmasın Amiral!..Türkiye' deki bütün insanlar gibi tebanız ve sözünü ettiğiniz azınlıklar da TBMM Hükümeti' nin eşit koruması altındadır.Suç islemeyenler, kendilerini bu memlekette benim kadar güvende sayabilirler.
- Suç isleyenler?
- Suç isleyenler Sayın Amiral, dünyanın her yerinde olduğu gibi, ülkemizde de adaletin huzuruna çıkarlar...Suçlu iseler, cezalarını elbette çekeceklerdir...
- Fakat Paşa Hazretleri, fevkalade günler geçirdik. Yunan ordusundan cesaret alan Rumların bazıları, şımarıklıklar yapmış olabilir. Buğun bu insanlar yerli halkın düşmanlığı ile yüzyüzedirler. Ermeniler için de başka açıdan ayni şeyleri söyleyebilirim. Biliyorsunuz, arkadaşlarının büyük bir bolumu göce zorlandı ve önemlice bir bolumu de hayatini kaybettiler. Bu ruh tedirginliği içinde Yunan ordusu ile işbirliği yapmış, bazı Türklere zor günler geçirtmiş olabilirler. Bunlar, fevkalade günlerin olaylarıdır. Bağışlanması, hoş görülmesi gerekir. Eğer bu kimseler, halkın husumetine bırakılacak olursa, bütün dünya aleyhinize kıyameti koparır!

Son cümleye kadar Amiral' i gülümseyerek dinleyen Mustafa Kemal Paşa, dünyanın koparacağı gurultu ile kendini tehdide girişince, sözünü bıçak gibi kesmiş:
- Şu " Efendi Devlet" rolünü bir kenara koyunuz Amiral! Milletleri de tehdit etmekten vazgeçiniz! İngiltere ve müttefiklerinin kıyameti koparıp koparmayacağını düşünmem! Bunlar memleketimin iç isleridir; kimsenin bu islere karışmasına müsaade etmem! Majestelerinin devleti memleketimizin azınlıkları ile uğraşmaktan vazgeçsinler! ..Kim bize saygı beslemezse, bizden saygı beklemeye hakki olmaz!..

Amiralin benzi kul gibi olmuş:
- İngiltere Hükümeti' nin tebasını her yerde koruma hakkı, devletler hukuku teminatı altındadır. Avrupa devletleriyle birlikte arkaladığımız Rum ve Ermenilerin güven içinde bulundurulmasını sadece rica ettik. Yoksa biz bu güvenliği sağlayacak güçteyiz...
İste o zaman Mustafa Kemal Paşa' nin tepesi iyice atmış:

- Arkaladığınız Yunan ordusunun denizde yüzen leşlerini herhalde görmüş olmalısınız! Türk ordusu asayişi sağlayacak güçte olduğu gibi, limanı (o donemde İngiliz donanması İzmir limanında bulunmaktaydı) boşaltacak güçtedir de...İsterseniz, Türk' e ihanet eden tebanızın ve azınlıklarınızın adaletten kaçan sefillerini geminize doldurabilirsiniz!..Donanmanızın da en kısa zamanda limanı terk etmesini istiyorum!
Mustafa Kemal Paşa' nin cümleleri, art arda Osmanlı tokatları gibi Amiralin yüzünde şakladıkça, Amiral ne yapacağını şaşırmış ve en sonunda:
- İngiltere' ye savaş mi açıyorsunuz? demiş.
İste Paşa burada son sözünü söylemiş:

- Savaş açmak mi? Siz yoksa Sevr Antlaşması' nin hala yürürlükte olduğunu mu sanıyorsunuz? Biz onu çoktan yırttık... Karsımda oturuşunuzu, sizi konuk saymama borçlusunuz! Fakat görüyorum ki, nezaketimizi kötüye kullanmak eğiliminiz var... Buna müsaade edemem. Bizim gözümüzde "Barış antlaşması yapmamış" iki devletiz. Savan hukuku yürürlüktedir. Gemilerinizi derhal karasularımızdan çekmenizi size ihtar ediyorum!
Bir balmumu heykeline donmuş Amiral..... şişe-gerine girdiği Mustafa Kemal Paşa' nin odasında oturduğu sandalyede küçüldükçe küçülmüş ve sonunda kekeleyerek:

- Afedersiniz!.. demiş ve yerlere kadar eğilerek geri geri kapıya gidip dışarı çıkmış.

Ruşen Eşref hem düşünceli hem de gülüyordu:
- Paşa, Amirali anasından doğduğuna pişman etti. "Kendisinin Türk
topraklarında bir savaşçı olarak bulunduğunu " Paşa' dan öğrendiği zaman sapsarı kesildi... Tutuklanacağını, tutsak edileceğini sandı. İnce dudaklarını ısırıyor, parmaklarını birbirine kenetlemiş titriyordu. Karsısında Babıali Paşası bulacağını sanıyordu herhalde..."İngiltere devletini kendi devletine eşit gören " bir Paşa ile karsılaştığı için, ihtiyatsızlık edip karaya çıktığına kim bilir nasıl lanet etmiştir...

Aradan bir saat geçti gedmedi... İngiliz gemisinden bir müfreze ve bir teğmen çıktı. Amiralden - devleti adına- bir ültimatom getiriyordu, Başkomutan' a kendi eliyle verecekti. Paşa' ya bildirdim; "Gelsin" dedi. Teğmeni içeri aldım. Ruşen Eşref tercümanlık yapıyordu. İngiliz çakı gibi bir teğmendi. Paşa' nin karsısında gösterişli bir selam verdi ve Ruşen Eşref aracılığıyla ültimatomu Paşa' ya ulaştırdı. Paşa:
- Peki teğmen! Hükümetimiz ültimatomunuzu inceler ve hükümetinize gereken karşılığı verir. Siz geminize dönebilirsiniz...
............ Teğmen önce dışarı çıkacakmış gibi bir hareket yaptı, sonra da Ruşen Eşref’e donup:
- Başkomutan ellerini öpmeme müsaade buyururlar mi?
Ruşen Eşref, teğmenin dileğini Paşa' ya söyledi,Paşa:
- Nereden icap etmiş sor bakalım!.. dedi.
Teğmen:
- Asker olarak zaferlerine, insan olarak kendisine hayranım...Lütfetsinler...
Teğmen Paşa' nin elini öptü, Paşa da teğmenin yanağını okşadı. Odayı boşalttık.
Az sonra Ruşen Eşref' i çağırdı:
- Metni okudunuz mu? Ne istiyorlar?..
- Paşam Amiral ile görüştüklerinizin yazı ile de pekiştirilmesi isteniyor.
- Öyleyse Halide Hanim' i (Edip Adıvar) bulunuz, hemen tercümesini yapsın ve metin olarak bana getirsin... Ote yandan bir kopyasını şifre ile Dışişleri Bakanlığına gönderin gerekeni yapsınlar... Durumu, ordu komutanı Nurettin Paşa' ya da bildiriniz. Gerekiyorsa benimle temas etsin........

Olay kısa bir sure içinde şehirde duyulmuştu......
İngiliz ve Fransızlar, kendi devletlerinin uyruğunda olanları gemilere bindirmeye başlamışlardı. Nitekim birkaç saat sonra da sessizce çekilip gittiler...


...


Teneke isimli üye şimdilik online (bağlı) değildir.   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Yer İmleri

Seçenekler
Biçim

Yetkileriniz
Yeni konu açamazsınz.
Mesajlara cevap yazamazsınız.
Mesajlara dosya ekleyemezsiniz.
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz.

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Açık


Forumlarımızdaki tüm saat ayarları Türkiye saatine göre düzenlenmiştir. Şu an saat : 01:50 .


Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0
Türkçe : www.40dk.com | ARAF |
Tüm hakları 40dk.com | Eğitim-Öğretim-Bilgi Deposu | web sitesine aittir.İzinsiz alıntı yapılamaz.Ad Management by RedTyger

eXTReMe Tracker