![]() |
|
|||||||
| Kayıt ol | Yardım | Üye listesi | Tarihsel Takvim | Arama | Bugünün mesajları | Forumları okunmuş olarak işaretle |
| İzcilik İzcilik ile ilgili her türlü paylaşımlarınız,düşünceleriniz bu bölümdedir. |
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler | Biçim |
|
|
#1 (permalink) |
|
40dk Nöbetçi
![]() Üyelik tarihi: Oct 2007
Mesajlar: 257
|
1904 Rus-Japon savaşı öncesinde bir Amerikan gazetesinde “"Garcia’ya mektup” başlıklı bir yazı çıktı. Yazarı tanınmamış biriydi ama yazının içeriğinde, gerçekler o kadar özlü anlatılıyordu ki kısa sürede yayıldı. Yazı, tesadüfen Çarlık Rusya’sının Devlet Demiryolları Bakanının eline geçti. Bakan, bütün memurların bu yazının kopyasını yanında taşımalarını emretti.
O sırada Rus-Japon savaşı başladı. Japonlar esir ettikleri Rus demiryolu işçilerinin hepsinin üstünde bu yazıyı görerek meraka düştüler. Japon Milli Eğitim Bakanlığı, yazıyı inceledikten sonra, bu yazının bütün Japonlar tarafından okunup üstlerinde taşınmasını emretti. Bu yazı şimdi A.B.D. de bütün ordu mensuplarına ve izcilere verilmektedir. İzciliğin ilk yıllarından itibaren bu yazı, Türk izcileri tarafından da üstlerinde taşınmıştı, hala da taşıyan izciler vardır. Yazının işaret ettiği erdemlere her Türk gencinin sahip olması gerektiğini düşünüyoruz. İşte meşhur mektubun hikayesi. A.B.D. ile İspanya arasında savaş başladığı zaman, Küba’da bulunan Amerikan kuvvetleri komutanına acele bir haber göndermek gerekiyordu. Komutan Garcia Küba’nın yüksek ve esrarlı dağları arasında, bilinmeyen bir yerde bulunuyordu. Kendisine hiçbir haberleşme aracıyla ulamak mümkün değildi. Fakat Amerika Cumhurbaşkanı bu mektubu en kısa zamanda göndermek azmindeydi. Ne yapabilirdi? Cumhurbaşkanının yanında bulunanlardan biri, “Rowen isinde bir adam biliyorum. O, bu işi muhakkak yapar” dedi. Hemen Rowen’i buldular ve kendisine Garcia’ya götürülecek mektubu verdiler. Rowen’in mektubu nasıl aldığı, nasıl yaptığı, nasıl muhafaza ettiği ve dört günlük zorlu yolculuktan sonra bir gece yarısı nasıl Küba sahillerine çıktığı, bataklıklar arasında gizlice nasıl hareket ettiği, üç hafta sonra adanın öbür tarafında nasıl göründüğü, çektiği sıkıntılar ve mektubu Garcia’ya verişi bizim konumuz değil. Bizi ilgilendiren yön başka. Cumhurbaşkanı Mackinley, Garcia’ya götürülecek mektubu verirken Rowen ile aralarında şu konuşma geçti. “Bu mektubu komutan Garcia’ya götürmenizi istiyorum.” “Pekiyi efendim.” İşte hepsi bu kadar. Rowen, mektubu alırken “Garcia nerede?, Nasıl gideceğim? Araç verecek misiniz?” diye sormadı. İşte şu anda ihtiyaç duyduğumuz erdemlerden birinin örneği. Gençlerimize lazım olan şey, yalnızca kitaplardaki bilgileri öğrenmek değildir. Gösterilen güvene layık olmak ve dürüst hareket etmeye çalışmaktır. Yapılacak iş Garcia’ya mektubu götürebilmektir. General Garcia çoktan öldü. Rowen ise gösterdiği erdemle hala anılıyor. Her konuda başkasından yardım istemek, özellikle işi verenden yardım istemek, dikkatsizlikler, her şeyi baştan savma yapmak bu gün her tarafta bir kural halini aldı. Bir çok insan kuvvetle, tehditle veya aldatarak kendisine yardım temin etmeden başarılı olamıyor. Düşünelim bir kere. Yanınızda çalışan birini çağırıp “Bana Barbarişka hakkında bilgi toplar mısın?” deyin. Sonuçta pekiyi efendim deyip yapacak mı? Tabii ki hayır. Dalgın dalgın bakıp, “Barbarişka kim, nerede arayayım, niye öğrenmek istiyorsunuz, Bunu Mehmet daha iyi yapardı, bu benim işim mi?” sorularından birini soracaktır. Bütün bu sorularına cevap verseniz bile gidip birkaç arkadaşından yardım isteyecektir. Sonuçta da “Böyle birini bulamadım” deyip gelecektir. Barbarişkanın bir adam değil de düğüm çeşidi olduğun izah etmek ve denizciler ansiklopedisinde olacağını söylemek yerine bunu kendinizin yapması gerçekten daha kolay olacaktır. Bir iş yerinde müdür olduğunuzu düşünün, bir müdür yardımcısı atayacaksınız ve iki tane adayınız var. İş yerinizin dışındaki sokaktan gürültü geliyor. Adaylardan birini çağırıyorsunuz ve ona, “Bu gürültü nedir?” diye soruyorsunuz. “Hemen bakayım.” Diyerek ayrılıyor. Az sonra gelip. “Dışarda bir kamyon çalışıyor.” “Niye orda duruyor?” Yeniden gidip geliyor. “Yol kapanmış, tamirat var, onun bitmesini bekliyor.” “Pekiyi nereye gelmiş?” “Hemen bakıp geleyim.” “Üç blok ötede bir depoya gelmiş.” “Ne taşıyor?” “Şimdi öğrenip gelirim.” “Sünger taşıyormuş.” Sonra diğer adayı çağırıyorsunuz. Gelince, gürültünün sebebini ona da soruyorsunuz, ama ilk adayı odadan çıkarmıyorsunuz. İkinci aday geliyor ve cevap veriyor. “Efendim, üç blok ötedeki bir depoya sünger getiren kamyon, yoldaki tamiratın bitmesini bekliyormuş. Bu gürültü de bunun içinmiş.” Diyor. Şimdi birinci adaya dönüp “İşte bunun için arkadaşın müdür yardımcısı olmayı hak etti demez misiniz?” Bu kendi kendine hareket edemeyiş, bu ahlaki budalalık, iradenin bozukluğu, araştırmanın, buluş ve halledişin zevkine varamamak, gelecekte büyük bir tehlikenin doğacağını gösteriyor. İş bulamamak gibi bir derdi var şu sırada insanların. Düşünün bir kere, Garcia’ya mektup götüremeyecek insanları siz olsanız işe alır mısınız? Biz, kendisine Garcia’ya götürülmek üzere bir mektup verildiği zaman, işi üstüne alan, hiçbir saçma soru sormayan, bu vazifesini başkasına söylemeyen, emaneti yerine teslim etmekten başka bir şey düşünmeyen insanlarla beraberiz. Biz yalnız ve yalnız böyle insanlar yetiştirmeye çalıştığımızı söylüyoruz. Böyle bir adamın istediği her şey olur. Bu adam dünyanın her yerinde aranır. Her iş yerinde önerilen adam budur. Dünya avaz avaz kendisine, Garcia’ya mektup götürecek adamlar lazım olduğunu haykırıyor. İşte sevgili izciler, bu yazı hem Garcia’ya mektubu, hem de manasını anlatmaktadır. Biz izcilerimizden, bu yazıyı sık sık okuyup, nasıl olmaları gerektiğini anlamalarını istiyoruz. Bizim izcilerimiz geleneklerimize uyarak, her zaman bu yazıyı yanlarında taşımıştır ve taşıyacaktır. Bu yazı izcilerimizin cüzdanının bir köşesinde durmaktadır. Bazen izcilerimiz liderlerinden “Çıkarın Garcia’ya mektuplarınızı.” dediklerini duyar. Üstünüzde olduğunu kontrol ederiz. Bazen üstünüzde taşıyıp da aklınızda bulundurmadığınız zamanlar da olur. “Liderim, fularım kirlendi yenisini nereden alabilirim?” sorusuna cevap hemen hazırdır. “Cüzdanında duruyor.” Sizden de bu yazının fotokopisini çektirmenizi katlayıp, cüzdanınızda paralarınızın arasında taşımanızı istiyoruz ki, size bu yazıyı hatırlatmak zorunda kaldığımız bir zamanda nerenizde olduğunu bilelim... Emin olun paralarınız bu yazıyı satın alamaz, ama bu yazı size sadece para kazandırmakla kalmaz. Hasan SUBAŞI |
|
|
|
![]() |
| Yer İmleri |
| Etiketler |
| eğitim, faaliyet, izci, izcilik, öğreti |
| Seçenekler | |
| Biçim | |
|
|