40dk.com | Eğitim-Öğretim-Bilgi Deposu

Geri git   40dk.com | Eğitim-Öğretim-Bilgi Deposu > Eğitim - Öğretim > Eğitim-Öğretim Dünyası > Kavram-Yöntem-Teknik ve Araştırmalar

Kavram-Yöntem-Teknik ve Araştırmalar Eğitim-öğretim alanında kavramlar, düşünceler, bilimsel araştırmalar, yöntem-teknikler...

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Biçim
Eski 26-02-2008, 08:47   #1 (permalink)
Kayıtlı Üye
 
kardelenays - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Nov 2007
Mesajlar: 49
Varsayılan ÇOCUKTA İSTENMEYEN DAVRANIŞLAR ve ÖNLENMESİ

ÇOCUKTA İSTENMEYEN DAVRANIŞLAR ve ÖNLENMESİ

İnsanların bir arada yaşamasının temelindeki neden, yaşamı birbirleri için kolaylaştırmaktır. Bu basit gerçek insanlarının çoğunun düşüncesinde bile yoktur, bazılarınca da bilinçsizce, alışkanlık olarak uygulanır. Bu alışkanlığın bilinçli çabalara dönüşmesi, insanı “bir topluluğun üyesi” olmaktan kurtarır, “bir toplumun üyesi” yapar. İyi davranışı gösteren “ahlak” da kendi çıkarı ile toplum çıkarı arasında bir denge kurabilmektir. İnsan davranışının temelinde bu algı yatıyorsa olumlu davranış, aksi halde olumsuz, istenmeyen olarak adlandırılır.

İSTENMEYEN DAVRANIŞLAR

İnsan davranışlarının temelinde gereksinimleri yatar. Gereksinimler, onları gidermeye iten dürtü yaratırlar. Dürtü sonunda belli yönde etkinlik eğilimi olan güdüler oluşur ve insan uygun durumlarda güdüleri yönünde davranışa geçebilir.
Davranışların istenir olup olmamasının ölçütü, davranışın davrananın, karşısındakinin, davranışın oluştuğu ortamın özelliklerine göre değişen şekilde, toplumun yazılı olan-olmayan kuralları ile bireysel yargılardır. İstenen davranışı “bana göre” olmaktan çıkaran, kurallardır.

Okulda, eğitsel çabaları engelleyen her tür davranış, istenmeyen davranış olarak adlandırılır. Bunların olumsuz etkileri derece derece olur. Bu açıdan istenmeyen davranışlar, “yıkıcı olmayan”dan, “çok yıkıcı olana” uzanan bir yelpazede sıralanırlar.

İstenmeyen davranışlardan bazılar en büyük etkisini davranışı yapan üzerinde gösterir, ama bir kısmı bunun ötesinde öğretmeni, sınıfın tümünü ve dersi olumsuz etkiler. Hatta bazı olumsuz davranışlar, okula ve aileye önemli zararlar verir. Sınıftaki istenmeyen davranışlar, sınıf düzenini ve eylemlerini bozar, amaçlara ulaşmayı engeller, özellikle zaman kaynağının kötü kullanımına neden olur.

Davranış yanlışlığı, yerine, zamanına, sonuçlarına göre değişir. Amaçlanan sonuca zarar verici olmayanlar, yanlış davranış olarak görülmeyebilir. Örneğin, dersin gelişimine katkıda bulunuyorsa, tam yerinde ve zamanında yapılan, sırasını beklemeden konuşma eylemi, yanlış davranış sayılmamalıdır. Dersin son dilimi içindeki dikkatsizlikler de yanlış sayılmayabilir.
İstenmeyen davranışların bir kısmı, bozucu davranış değil, ona yöneltici davranış olarak görülürler. Kitap-defter gibi ders araçlarını getirmeme, eşofmanını-spor ayakkabısın unutma, ödevini tamamlayamama, sınıf etkinliklerinden uzak durma, bunlar arasında sayılır. Öğretmen bunları önemsiz görüp gözardı etmemelidir. Bunlar, öğrencinin gelişimi açısından amaçlara ulaşmayı engelleyici olduğu kadar, bir iki basamak sonra istenmeyen diğer bozucu davranışları kolaylaştırır, onların nedeni olurlar.

Hayalleme de istenmeyen bir davranıştır. Bazı öğrenciler sınıfta öğretmenin gözünün içine bakarak onu dinliyor gibi görünür, ama aklı başka yerde olur. Bu durum, öğrencinin anlamsız, boş bakışlarından belli olabileceği gibi, öğretmenin bilerek söylediği bazı yanlış bilgilere, sözlere tepki verip vermemesiyle de belli olabilir. “Her bacak kendi koyunundan asılır” sözünü söyleyen öğretmene, her şey yolundaymış gibi boş gözlerle ve tepkisizce bakmayı sürdüren, hayal kuruyordur. Yaratıcılıkla hayal kurma arasında ilişki vardır, ama bunun yeri sınıf değildir, çünkü o zaman sınıftaki etkinliklerden yararlanılmış olur.

Temizlik ve görgü kurallarına uymama, kırıcı ve küfürlü konuşma, başka işlerle ilgilenme, başkalarını rahatsız etme, arkadaşlarının dinlenmesini veya çalışmasını engelleme, arkadaşlarına hatta öğretmene kaba ve saygısız davranma, derste sık rastlanabilen istenmeyen davranışlardır.

Okula geç gelme ve nedensiz devamsızlık, kaynakların kötü kullanımı sonucunu doğuran önemli bir istenmeyen davranıştır. Sınavlarda hile yapmak da böyledir. Sağlığı bozucu alışkanlıklar sigara ve ilaç kullanımı, istenmeyen davranışların önemlilerindendir. Uyuşturucu ilaç alanların nabzı ve kan basıncı artar, esneme, uykusuzluk, kolay heyecanlanma, tat duygusu yitimi, üşüme ve deride soğukluk görülür, çabuk öfkelenir, kaygılı, mutsuz ve duygusuz olurlar.
İstenmeyen davranışların farkına varmak için öğrencileri tanımak, onlardaki günlük değişimleri görebilmek gerekir. Bu, öğretmenin sınıfta her an öğrencileri görebilecek bir konum seçmesine, dikkatli gözetimine, onlarla ilgilenmesine, sıralar arasında gezinerek onlara yakın durmasına, onları etkinliklere sık sık katmasına bağlıdır. Öğretmenler, sınıfı bir bütün olarak görür ve bireysel özellikleri ayırt edemezse öğrencideki günlük değişimleri de fark edemezler.
Öğrencinin yetenekli, başarılı olup olmamasına göre istenmeyen davranışa yönelime de değişir. Başarılı öğrenciler dersle ve araçlarla ilgilenirken, başarısızlıklar daha çok istenmeyen davranışlara yönelmektedir. Yetenekli öğrenciler daha çok dersteki bölümlerin sonunda, az yetenekliler ise ortasında, istenmeyen davranış gösterebilmektedir.
Sınıftaki etkileşim sistemi, istenmeyen davranışı etkiler. Sözel olmayan iletişim yoluyla insanlar, birbirlerinin durumu ve gelecekteki davranışları, beklentiler konusunda ipuçları verirler. Bu ipuçları, karşımızdakinin davranışını etkiler. Başkalarını anlamaya çalışma ile insan, sınıftakilerin beklentilerini, neden hoşlanıp hoşlanmadıklarını kestirebilir. Karşı davranış, bireyin davranışının sonuçları hakkındaki yorumumuza bağlıdır. Örneğin öğretmen, öğrencinin çaba yokluğu nedeniyle başarısızlığından başka yetenek yokluğu nedeniyle başarısızlığında başka davranış sergilemelidir. Olmadığı için spor ayakkabısını getirmeyenle bir neden olmadığı halde getirmeyen aynı davranışla karşılanmamalıdır. Bu, öğrenci davranışı için de geçerlidir.

Öğretmen, hangi davranışın nerede nasıl yapıldığında uygun, nerede ve nasıl yapıldığında uygun olmadığı konusunda öğrencileri bilgilendirmeli, bu konuda onlara işaretler, ipuçları vermelidir. Böylece öğrenciler, bir durumda yapılırsa hoş karşılanabilen ama başka durumda istenmeyen davranışların farkına varabilmelidir. Böylece öğrenciler, bir durumda yapılırsa hoş karşılanabilen ama başka durumda istenmeyen davranışların farkına varabilmelidir. Eğer öğrenci öğretmenin hiçbir tepkide bulunmayacağını biliyorsa, kitap-defter getirmeme veya arkadaşını rahatsız etme gibi istenmeyen davranışları sürdürecektir.
İyi davranış, yalnızca karşısındakini mutlu etmek için değil, belli bir durumda kendini rahatsız hissetmemek için de yapılır. Okul gezisine yiyecek getirmeyi unutarak gelen bir arkadaşının karşısında yemeğini yiyen öğrenci, yiyeceğinin bir parçasını ona vermekle kendini daha iyi hissedebilecektir.

KAYNAK: Prof. Dr. Hüseyin BAŞAR, Sınıf Yönetimi, Öğretmen Kitapları Dizisi, MEB Yayınevi-1999



Konu kardelenays tarafından (26-02-2008 Saat 08:50 ) değiştirilmiştir..
kardelenays isimli üye şimdilik online (bağlı) değildir.   Alıntı ile Cevapla
Eğitim herşeydir...
 
Eğitim herşeydir...
Eğitim herşeydir... Öğren-Öğret-Tartış-Paylaş

Eski 26-02-2008, 08:54   #2 (permalink)
Kayıtlı Üye
 
kardelenays - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Nov 2007
Mesajlar: 49
Varsayılan İSTENMEYEN DAVRANIŞLARA KARŞI STRATEJİLER

İSTENMEYEN DAVRANIŞLARA KARŞI STRATEJİLER

Bir grup çocuğun, saatlerce bir arada olduğu sınıfta, istenmeyen davranışlarla karşılaşmaktan kaçınılamaz. İstenmeyen davranış, çok sayıda insana ve fazla zarar vermişse, hemen ortadan kalkmışsa, sık yinelenmiyorsa, doğal olarak kabul edilebilir. İstenmeyen davranışları tümüyle ortadan kaldırmaya çalışmak, bunlarla birlikte, istenenlerin de gösterilmesini engelleyebilir. Öğrenciler, yanlıştan tümüyle kaçmak için doğruyu yapmaktan korkabilir, çekinebilir.

Sınıfta, dersi ve öğretmeni diğer arkadaşları kadar sevmeyen öğrenciler, onları diğer öğretmenler kadar sevmeyen öğretmenler olabilir. Öğretmenin, dersin, öğrencinin özelliklerindeki farklılıklar, davranışlarında da farklılıklara götürür. İstenmeyen davranış istenenin bittiği noktada başlayan yelpazede, olumsuz etkileri birbirinden farklı davranışlardan oluşur. Bunlardan her biri için, durum ve bireylerin özellikleri de gözetilerek, farklı davranışları azaltmanın bir yolu, istenenlerin başlatılması, çoğaltılması, güçlendirilmesi olur. İstenen davranışlar, gelecekte de o davranışın yapılması olasılığını arttırır, olumsuzlukları azaltır.

İstenen davranışları çoğaltmak yoluyla istenmeyeni azaltmak, istenmeyenlerle uğraşmaktan daha az tepki, daha çok destek görür, ödül yanı ağırlıklı olduğundan, daha başarılı sonuçlara götürür. Bir araştırmada, istenmeyen davranışlara karşı kullanılan tekniklerin, ne öğretmen başarısının, ne de öğrenci davranışının etkeni olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bunun aksine sonuç veren araştırmalar da vardır, ama istenmeyen davranışla başa çıkma tekniklerinde çoğu zaman öğretmenle öğrencinin gücü karşı karşıya gelir. Oysa istenen davranışları sergileme yoluyla istenen davranışa ulaşmada güç çatışması yoktur, bu nedenle başarı şansı daha yüksektir. Bu yöntem dikkatle kullanıldığında, öğrenci ve öğretmen güçlerinin istenmeyen davranışa karşı birleşmesi, böylece istenen davranışın daha kolay görülmesi mümkün olabilir.

Sınıfta öğretmen gücünün çeşitli temelleri vardır. Bunlardan ikisi, ödül ve ceza güçleridir. Ödül, istenen davranışın yarar getireceği beklentisine ilişkindir, ceza ise istenen şekilde davranmama durumunda, olumsuz sonuçlarla karşılaşacağı konusunda öğrencinin algısına bağlıdır. Öğrencinin, öğretmenin ondan bir şeyler yapmasını istemeye hakkı olduğu konusunda algısı, öğretmenin toplumsal-yasal gücünü oluşturur. İstendik güç, öğrencinin öğretmenle uyumlu olma (gözüne girmek, hoşuna gitmek...) isteğinden kaynaklanır. Uzmanlık gücü, öğretmenin bilgi-becerisinin öğrenci tarafından algılanması sonucu, öğretmene uyma isteğini götürür. Öğretmen bunları bilmeli, zorlayıcı gücü en az olmak üzere, hepsini zamanında ve yerinde kullanıp, istenen davranışları çoğaltabilmelidir. Örneğin, bir müzik aleti çalıyor olması, müziği seven öğrencilere; spordaki üstünlüğü, spora ilgi duyanlara, dersle ilgili ilginç bir becerisi, derse yönelik öğrencilere karşı uzmanlık gücü aracılığıyla etki sağlar.

Öğrenciyi tanıyıp, onun hangi güçlerden daha çok etkileneceğini bilmeye çalışarak, gerekli durumlarda o gücü ustaca kullanmak, olumlu davranışların artıp, istenmeyenlerin azalmasına yardım edecektir. Bir araştırmada, davranış değiştirme teknikleri testi verilen iki yüz dört öğretmen, en çok kullandıkları ve etkili buldukları yedi yöntemi şöyle sıralamışlardır:
- Davranış sonucunda ödül verme,
- Davranış iyi olursa ödül de olacağını duyurma,
- Uzmanlık gücünü kullanma,
- Kendine saygı duymasını sağlama,
- Başkalarını düşünmesini sağlama,
- Öyle davranmanın görev olduğunu düşündürme,
- Kişisel sorumluluk hissettirme.
Öğrenciyi istenen davranışlar yoluyla istenmeyenden uzaklaştırma yolları, aşağıdaki başlıklar altında toplanmaya çalışılmıştır:
- İsteneni çağrıştırıcı davranmak.
- İstenen davranışa inandırmak.
- İstenen davranışı güçlendirmek.
- İstenen davranışı kolaylaştırmak.
İSTENENİ ÇAĞRIŞTIRICI DAVRANMAK

Öğrenciyi istenen davranışlara yöneltmenin bir yolu, öğretmenin örnek, anlayışlı, destekleyici davranmasıdır. İstenmeyen değil, istenen davranış gündemde tutulmalı, öğretmen bunun modeli olmalıdır. Tutarlı biçimde, iyi niyetle, kendine ve başkalarına. saygılı, sorumlu bir genç olarak davranılan insanlar, olumlu davranışları daha çok gösterirler.

Güvendiğinizi belli ederseniz, güvenilir davranış bulursunuz; “günaydın” derseniz, o da başkalarına ve size der; kasıtlı bir kötü davranışı iyi niyetle karşılarsanız, yinelenmeyebilir. (Örneğin, öğretmen arkasını dönünce öfkeyle kalemini yere atan çocuğa, dönüp kalemi verir ve “kalemini uygun yere koymazsan, işte böyle kolun çarpınca düşer. Şuraya koyarsan daha iyi edersin” diyebilirsiniz. Size ve başkalarına saygılı davranmasını istiyorsanız, siz de ona saygılı davranmalısınız.

İletişimde kullanılan dil, öğrencinin kullanması istenen, olumluyu çağrıştıran olmalıdır. Yaramaz, haylaz gibi olumsuz sıfatları zamanla öğrenci kendine mal ederek öyle olmaktan sıkıntı duymama, öyle olma eğilimi duyar.
Yanlış davranışı, istenen davranış isimleriyle adlandırıp, iyi sıfatlar yardımıyla nitelemek, bunların hatırda kalmasına yardımcı olur. “Sersem, berbat, ne kötüsün, çocuk değilsin, terbiyesiz” sözleri yerine, yanlış davranış betimlenip, etkisinin belirlenmesi gerekir. “Az önceki davranışın olmasaydı; Ayşe’nin söylediklerini anlayabilirdik, bunu çöp kutusuna atarsak sınıfı kirletmemiş oluruz, ödevlerimizi yaparsak bildiklerimizi gerektiğinde uygulamamız kolaylaşır gibi” olumlu sözler, olumlu davranışı çağrıştırır, Olumsuz sözlerle etkilenmek, çocuğun “nasıl olsa böyleyim”, diye düşünüp eyleminde haklı olduğu yargısına varması sonucunu doğurabilir. Olumsuz etiketlenmek yanında, olumlusu da sakıncalı olabilir. Başka çocuklar alınabilir, kıskanabilir, moralleri bozulabilir.

Birini iyi nitelemek, öbürlerinin iyi olmadığı sonucuna götürebilir. Öğrenci değil davranışı nitelenmelidir. “Sen kötüsün” yerine, “bu davranışın, şunun için yararlı değil” denmelidir. Kötü davranışta sorun öğrenci değil davranış olmalıdır, aksi halde, sorun olarak kendini gören öğrenci, kendinden uzaklaşmadıkça sorundan uzaklaşamaz.

İSTENEN DAVRANIŞA İNANDIRMAK

İnsanları kandırmak kolay, inandırmak güçtür. İnandırmak için, uzun süreli, sabırlı, örneklemeli, somut durumlar, yaratıcı çabalar gerekir. Bunun için kullanılacak çeşitli yollar vardır. Bunlardan biri, istenen davranışın yararlarını belirtmek, istenen, zevk veren sonuçlarını göstermektedir. Hoşuna gideceğini, mutlu edeceğini, bir sıkıntıdan kurtaracağını, ödül getireceğini göstererek inandırma sağlanabilir. Başkalarından sağlanacak yararlar da gösterilebilir: Başkaları sana saygı gösterecek, seni değerli bulacak, senden hoşlanacak şeklindeki yararlar, istenen davranışın somut sonuçları olarak örneklerine inanma sağlayabilir: Grup çalışmasında payına düşen işi yaptığın zaman, arkadaşların, işlerini kolaylaştırdığın için senden hoşlanacaklar; sırada çalışırken arkadaşının koluna dokunduğun zaman özür dilersen, kendisine değer verdiğini gören arkadaşın da sana değer verecektir...

Olumlu örnekler inanmayı kolaylaştırabilir: Ben hep böyle yaparım, böyle yaptığımda insanlar benden hoşlanıyor, senin beğendiğin insanlar da böyle davranıyor, şeklindeki örneklemeler, inandırıcılığı sağlayabilir. Öğütleme de buna benzer bir yöntemdir: Deneyimlerime göre böyle yapmak iyidir, böyle yapılması gerektiğini biliyorum, ben böyle yaptım iyi sonuç aldım sen de alabilirsin demek, davranışa yöneltebilir.

Davranışın yasallığını belirtme, yapılmasını kolaylaştırabilir: Kural böyle, bana böyle söylendi, böyle yapmamız gerek gibi. Başka seçenek yok, ben öyle yapmanı söylüyorum, yöneticilerimiz öyle istiyor şeklinde yönetsel beklentileri belirtmek de yasallığa ilişkin yönelim sağlayıcı işlev yapar. Başkalarınca da böyle davranıldığının örneklenmesi, uyumlu davranma isteğini artırır: Uygar herkes burnunu mendille siliyor, arkadaşların ödevlerini yapıyor, toplum çevremizi temiz tutmamızı bekliyor benzeri sözler, istenen davranışa yönelik olarak çeşitlendirilebilir. Sorumlu olduğu belirtilerek de yönelim sağlanabilir: O senin sorumluluğun, öyle yapman gerek, başka işlerin olması senin onu yapmana bağlı, ellerini sen yıkamazsan kim yıkayacak yönlü söyler, sorumluluk duygusunu eyleme geçirebilir.

Suçluluk duygusu uyandırılarak uygun davranışa alıştırılabilir: Böyle yapmazsak başkaları incinebilir, ödevlerim yapmazsak ailemiz mutsuz olabilir, başkaları zarar görebilir. Suçluluk duygusu, özsaygısına zarar vermeye yöneltilebilir: Böyle yapmazsan kendin hakkında iyi şeyler düşünemezsin, sen şöyle davranabilmelisin, bu davranışı çok iyi becerebilirsin sözleri, uygun örneklerle ilişkilendirilebilir.

Aksi davranışların zarar ve ceza getireceğinin belirlenmesi de uygun davranışa götürücü olabilir: Böyle yapmazsan zararlı çıkarsın, mutsuz olursun, ceza alırsın, hoşuna gitmeyecek sonuçlarla karşılaşırsın, takıma giremezsen, geziye gidemezsin, incinirsin demek, ödüllerden yararlanamayacağını söylemek, aksi davranışın kişisel ilişkiyi bozacağını belirtmek yolları kullanılabilir: Böyle yaparsan sana olan saygım azalabilir, seninle ilişkimiz zarar görür...

İstediğini belirtmek de bir yoldur: Böyle yapmanı istiyorum, senden bunu bekliyorum, ben böyle yapmanı yeğlerim demek, istendik gücün devreye sokulması olur. Davranışın kişisel ilişkiye olumlu etki yapacağının belirtilmesi de bu yöntemle ilgilidir: Böyle yaparsan senden daha hoşnut olacağım, sana saygım artacak, seni takdir edeceğim, senin hakkında daha olumlu düşüneceğim...

Davranışın, gruba ve başka insanlara karşı görevi olduğunu söyleyerek inandırma da bir yöntemdir. Grubun böyle davranmama ihtiyacı var, grup senin böyle davranmana bağlı, böyle yaparsan, başkalarına şöyle yardımcı olursun, böyle yapman başkalarını mutlu eder, yararlandırır şeklinde, toplumsal gücün kullanımı, istenen davranışa yöneltebilir. Davranışı için, sorumluluk duymasının sağlanması, istenen davranışı hem pekiştirir, hem sürekli hale getirir.

İSTENEN DAVRANIŞI GÜÇLENDİRMEK

İstenen davranışın bir kez yapılmasını sağlamak yetmez, davranış yerleşinceye kadar izlenmeli, uygulanan yöntem sürdürülmeli, gerektiğinde değiştirilmelidir. İstenen davranışların gösterilmesini ve yerleşmesini sağlamanın yolları olarak, övgü ve ödülle destekleme (olumlu pekiştireç), övgü ve ödüllü kaldırma (ara verme), istenmeyen bir sonuca son verme (olumsuz pekiştireç), acı ve sıkıntı veren bir uyarıcıyı verme (ceza) önerilmektedir.

Bu tür davranışsal teknikler, eylem veya tepkinin, hemen öncesindeki veya sonrakindeki olaylardan etkilendiği görüşüne dayanırlar. İstenen tepkinin pekiştirilmesi, istenmeyeni ortadan kaldırır. Pekiştirme, davranışın arkasından gelen, sürecini uzatan, sıklığını, olma olasılığını artıran bir olaydır, iyi davranışı ödüllendirme, onun sürmesine hizmet eder: Gülümseme, yüksek not, birkaç dakikalık boş zaman verme, iyi bir söz söyleme, yakınlık gösterme, ilgilenme, beğendiğini belli etme gibi: Bir pekiştireç amaca götürüyorsa sürdürülmeli, ama bıktırılmamalıdır. Bunun için, belli sürelerle pekiştireçlere ara verilebilir ama bu ara, istenmeyen davranışı seçtirecek kadar olmamalıdır.

Pekiştireç amaca götürmüyorsa, değiştirilmelidir. Fiziksel pekiştireçler, birincil pekiştireçler olarak adlandırılır: Yiyecek, içecek, para, tuvalet ayrıcalığı, top oynama, renkli kalem kullanma, sakız çiğneme gibi. İkincil pekiştireçler sosyaldir, gücünü birincillerle ilişkilerinden alır: Nota ek olarak yıldız alma, öğretmene yakın oturma, övgü, ailesine övücü not gönderme, yakınlık gösterme... Birincil pekiştireçler, birinciler verilince ikincillerden biri de verilerek desteklenmelidir. Böylece birincil pekiştireçler sosyal bir kabul görmüş olur.

Olumlu pekiştireç, istenen davranışlara ulaşabilmek için, davrananın zevk alacağı, hoşlanacağı sonuçlar doğuran eylem veya öğelerdir, amaçlanan davranışın yinelenme olasılığını yükseltir. Bir etkinliği başarıyla tamamlamanın verdiği zevk gibi davranışın doğal sonuçlarından zevk almak şeklinde oluşursa içten (doğrudan), ödevini iyi yapma sonucu alınan bir ödül şeklinde olursa dıştan (dolaylı) pekiştirme söz konusudur. Ödül, birikimli de olabilir: Olumlu her eylem için alınan puanlar belli bir toplama ulaşınca ödül verilebilir. Bu tür ödüllerin kendisi ve koşulları baştan belirlenmelidir.

Olumlu pekiştireç, olumsuz eylemi engelleyici şekil ve zamanda da kullanılır: İzin almadan konuşmak isteyene, konuşmaya başlamadan hemen önce izin verilebilir. İzin alıp konuşana, daha çok konuşma izni verilerek, ödül yoluyla bu davranışı pekiştirebilir. istenmeyen davranışa götürücü uyarıcılar kaldırılabilir: Kavga çıkan oyunlar oynatılmaz, istenmeyen davranışı birlikte yapanlar ayrılabilir, bir şeyler sormak için sürekli öğretmenin yanına gelenin yanına, o gelmeden önce öğretmen gidebilir, veya ona yakın durabilir.

Ödül, olumlu davranış gösterene: daha çok şans sağlayacak bir düzenleme ile de verilebilir: Derste her öğrencinin masasına üzerinde adı yazılı beşer kağıt konur. Öğrencinin istenmeyen her davranışında, önündeki kağıtlardan biri alınır. Hafta sonunda, öğrencilerin önündeki kağıtlar toplanıp bir kutuya konulup çekilişi yapılır. Üzerine adı yazılı olduğundan, daha çok kağıdı olan öğrencinin kazanma şansı artar. Dokuzuncu sınıfta yapılar bir araştırmada; bu birikimli ödüllendirme yönteminin istenmeyen davranışı azaltıp, isteneni çoğalttığı görülmüştür.

İstenen davranışın görüldüğünün ve beğenildiğinin belirtilmesi de bir pekiştireçtir. Beğenilen davranışlar sözle veya vücut diliyle onanabilir. Sözle onamada, daha önceki istenmeyen davranışın görüldüğü hissettirilebilir:: “Üç gündür kitap ve defterini getiriyorsun, bu güzel” sözü, bu davranışın daha önce. yapılmadığını ve bunun bilindiğini: de gösterir. İstenen davranış göstere öğrenci, bunun görülmesini; beğenilmesini ister. Bu onama içten olmalıdır. Gereğinden fazla pekiştireç kullanılması, onamanın çok sık olması, değerini düşürebilir.

Övgü, bir ödül olarak düşürüldüğü gibi, ödüle seçenek olarak da görülmektedir. Övgü, öğrencinin iyi bir eylemi veya başarısı; nedeniyle, öğretmenin olumlu dönütü veya onamasının ötesindeki olumlu yanıtıdır. Ödüle değer olsun-olmasın, öğrenci yaptığı eylemler hakkında başkalarının yargısını bekler Herkesin ödül alması durumunda ödülün değeri azalacağı. için ödüle değer olmayan davranışlarda; ödül yerine övgü ve cesaretlendirme kullanılabilir. Her derste övgü, eleştiriden çok olmalıdır.

Başarı sevincini paylaşmak da güçlü bir pekiştireçtir; “Sınıfa geldiğimde sizi dersinizi yaparken buldum, bu benim işimi kolaylaştırdı, kendimi, takdir eden biri olarak hissetmemi sağladı” demekle öğretmen öğrencilerin başarılarından duyduğu sevinci onlarla paylaşmış olur. Bu tür iletilerin olumsuzları da kullanılabilir: “Bütün soruları sen yanıtlarsan, diğer arkadaşlarının konuyu bildiğinden kuşkulanırım” demek, “söz verilmeden konuşma” demekten daha iyidir. Çünkü, eylemi gönüllü olarak değiştirmeye götürür, öğrenciyi suçlanan olmaktan kurtarır, öğrenci-öğretmen ilişkisinin zedelenmesini önler.

İstenen davranışın birkaç parçadan oluşması, yapılmasının güç olması veya öğrenci düzeyinin o davranışın bütününü birden yapmaya yetersiz olması durumlarında, pekiştirme basamaklı (zincirleme) pekiştirme veya biçimleme şeklinde yapılabilir. Biçimlemede öğretmen istenen davranışa yakın bir davranışı seçip pekiştirir. İstenen davranışa gittikçe daha çok yaklaşan davranışlar, küçük ilerlemelerle pekiştirilerek, sonunda istenene ulaşılır. Basamaklı pekiştirmede, istenen davranışa giden yol basamaklar ayrılır, bu basamaklar sıra ile pekiştir her basamak sonunda ödül veya övgü kullanılır. Örneğin, arkadaşının kalemini kullanma davranışı kalemini kullanabilir miyim” diye isteme ve geri verirken teşekkür etme şeklinde iki basamağa bölünebilir. Dil kullanımındaki her gelişmenin ödüllendirilmesi de böyledir.

Olumlu pekiştireç, görmezden gelme davranışı sonunda kullanılarak, istenmeyen davranışın sönmesini, yerine istenenin gelmesi kolaylaştırabilir. Örneğin bir öğrencinin arkadaşıyla konuşmasını görmezden gelip, konuşma sonunda ilgi derse yönelince hemen olumlu bir pekiştireçle karşılık vermek, “dersi böyle ilgi ile dinlemek anlamayı kolaylaştırır” demek, olumlu davranışı pekiştirir.
Olumsuz pekiştirme, istenen davranış gerçekleştiğinde, olumsuz veya hoşlanılmayan bir uyarıcının, sonucun, çevreden uzaklaştırılması, öğrencinin olumsuz bir sonuçtan kurtarılmasıdır. Örneğin, dersinde belli bir başarı düzeyine ulaşan öğrencinin, sınıfın-okulun futbol takımına girebilmesi, oyun ekibine katılabilmesi böyledir.

Ortadan kaldırma yoluyla davranışı değiştirmeye çalışmada, istenen davranış gözlenene kadar bir yarara son verilmesi söz konusudur: Okul gazetesini düzenleme veya gazeteye şiirinin asılması hakkı, arkadaşını derste rahatsız etmeme davranışını gösterinceye kadar kaldırılabilir. Okulda bir müzik aletini kullanabilme, okulun çim sahasından yararlanabilme, masa tenisi oynayabilme, evde televizyon izleyebilme gibi yararlar, istenen ‘herhangi bir davranış gösterilip sürekli hale getirilene kadar kaldırılabilir. Sosyal ekiştiriler, okul etkinlikleriyle ödüllendirme, daha az kaynağa gereksinim gösterir. Grup etkinlikleri, istenen davranış için baskı aracı olarak işe yarar. Küçük öğrenciler için ise, somut, yenebilen pekiştireçler daha etkilidir.

Pekiştireçlerin uygulanmasında zamanlama önemlidir. Pekiştireç, eylemin hemen arkasından verilmelidir. Pekiştireçlerin ertelenmesi, azaltılması derece derece olmalı, öğrenci, kendi davranışını kontrol ederek kendine pekiştireç uygulayabilmeli, hep öğretmene bağlı olmaktan kurtulmalıdır. Öğrenci davranışları, sınıf dışında da denetlenmelidir. Öğretmenin, eğitsel amaçları gözeterek, sınıfı ve öğrencileri için bir pekiştireç, programı yapması uygun olur.

İSTENEN DAVRANIŞI KOLAYLAŞTIRMAK

İstenen davranışı göstermek bazı engellerin aşılmasına bağlıysa, öğrenci bu davranışa yönelmede isteksiz, çekingen olabilir. İstenen davranışın gösterilmesi, istenmeyenin gösterilmesinden daha kolay olduğunda, öğretmenin işi kolaylaşacaktır. Bunun sağlanması, sınıfın fiziksel, eğitsel, sosyal düzenine bağlıdır.. Fiziksel düzenlemelere ve eğitsel özelliklere daha önceki bölümlerde yer verildiğinden, burada dikkatin bu konulara bir kez daha çekilmesiyle yetinilmiştir.

Sınıf ortamı seçenek sağlayıcı olmalı, öğrenciyi, kişisel özelliklerine uygun farklı durumlarla, olanaklarla karşı karşıya getirmelidir. Bu, işin öğrenci .özelliklerine uyumu. olarak da söylenebilir. Öğretim programı; öğrenme hızlarındaki farklar gözetilerek düzenlenmeli öğrenme çevresi ve öğretim yöntemleri değiştirilmeli, öğrenci okulda farklı ilgilerine seslenen sosyal etkinlikler bulmalıdır. Farklı ilgi ve isteklerin karşılanabilmesi için, tek tür ve düzey çaba yerine, çoğulcu etkinlikler olmalıdır. Öğrenci bunlar arasında kendine göre olanı seçebildiğinde, istenmeyen davranışlar azalacaktır. Herkesten ayni eylem ve sonucu beklemek yanlıştır. Öğrencinin değerlendirilmesi için kullanılan notlar da bu nedenle bir değil, birkaç başarı düzeyini gösterir.

Çocuk, uygun yollarla ulaşamadığı gereksinimlerine, yanlış davranışla ulaşmayı dener. Seçenek kıtlığı, yetenekli ve başarılı öğrencilerin ilgi ve gereksinimlerinin karşılanamaması yoluyla istenmeyen davranışlara yönelmelerine yol açar. Gereksinimlerini sınıf etkinlikleriyle karşılayamayan bu öğrenciler, öğretmenlerce iyi tanınmazsa, uyumsuz, geçimsiz, yaramaz olarak nitelenip dışlanabilir, öğrenci dersten kopar, soğur, yetenekler ziyan edilir. Öğretmen, her davranışın altında bir gereksinim aramalı, bunu yanıtlamaya çalışmalıdır. Öğrencilerin bir kısmı, çeşitli nedenlerle ilgi ve gereksinimlerini açıkça belirtmez, söylemezler. Öğretmen, hem onlarla ilgili çok bilgiye ulaşarak onları tanımaya, hem de dikkatli bir gözlem ve anlayışla bunları fark edip karşılanmalarını kolaylaştırmaya çalışmalıdır. Bu onun güçlü bir iç görüşe, dikkate özene, kendini mesleğine adamaya sahip olmasını gerektirir.

Öğrenciler yalnızca derslerdeki bilgilere gereksinim duymazlar. Yaşamın çok yönlülüğü, okul ve sınıf yaşamına da yansımalıdır. Yorucu ve usandırıcı bir etkinlikten sonra, bir şör, bir gösteri, bir-iki dakikalık bir müzik, sakinleştirici, dinlendirici, özendirici olabilir. Oyun ve sanat etkinlikleriyle, olumsuz davranışlar, olumluyla yer değiştirebilir. Özellikle küçük yaştaki öğrenciler için, uygun davranışa yöneltmede “anlaşma”, yararlı olabilir. “Bir daha olmayacak değil mi” demek, davranışın sonuçlarının ne olacağı konusunda (ödül-ceza) anlaşmak, daha yetişkin öğrenciler için belki aileyi de işin içine katmak, yazılı anlaşmalar yapmak etkili olacaktır.

Başarı olası artırıcı, denetlenen, beklentilerin sınıf kuralları yoluyla açıkça belirlendiği, etkinliklerin uygun bir sıra ile herkesi işe koşup süreçteki öğrenci davranışını belirleyici şekilde planlandığı, öğrencilere girişim özgürlüğü ve sorumluluğu veren bir sınıf ortamında, istenen davranışlar daha çok görülecektir. Öğretmen, öğrencinin çaba ve başarısı arasındaki neden-sonuç ilişkilerini belirlemeli, etkili bir dinleyici olmalı, öğrenci sorununu korkusuzca söyleyebileceğini bilmelidir. Bu, henüz hak edilmemiş peşin bir ödül olarak görür.

İstenen davranışı kolaylaştırmada, hangi yöntemin hangi durumlarda kullanılacağının belirlenmesinde, öğrencilerin izlenmesi, tanınması, ödüllere tepkilerinin belirlenmesi, ödül beklentilerinin bilinmesi, boş zaman etkinliklerinin seçilmesi, öğrenci yeğlemelerini belirlemek için yazılı-sözlü incelemeler yapılması, pekiştireçlerin bunlara göre seçilmesi, diğer öğretmenlerin görüş ve önerilerinin alınması önerilmektedir. İstenen davranışları kolaylaştırmaya yardım edici öğretmen davranışlarına örnek olarak şunlar verilmektedir. Öğrencilerle ilgili kayıtları okumak, sağlıklarını, ev çevrelerindeki değişiklikleri kontrol etmek, yakın davranıp sık sık gülümsemek, arkadaşça ilişkiye yanlış davranışa eğilimi olanlara daha çok dikkat etmek, istenen davranışları ve küçük başarılarını övmek, işini beğenmediğini arkadaşları yanında söylememek veya beğenmez davranmamak, karşılaştığı güçlüklerde yardımcı olmak, başarısız olduğunda karşılaştığı güçlükleri sınıfa açıklamak, gruba almaları ve olumsuz davranışlarına hoşgörü göstermeleri için arkadaşlarını ikna etmek, beğenilen, hoşlandığı görevler vererek statüsünü yükseltmek.

SUÇLU ÇOCUK -Ön Okuma-

Okul müdürü imzalı resmi yazı, çocuğuyla ilgili önemli bir sorunu görüşmek için okulda olması gerektiğini, aksi halde çocuğu okuldan uzaklaştıracaklarını belirtiyordu. Öfke ve üzüntü karışımı bir duygunun artırdığı kaygı ile okula gitti. Çocuğu, ondan önce, sabah erkenden okula gittiği için, ne olup bittiğini ona sorma fırsatı olmamıştı.

Müdür onu asık bir suratla karşıladı. Ne hoşgeldiniz, ne de buyurun, oturun dememişti. Ona bir veli gibi değil, bir suçlu gibi davranıyordu. Ne biçim çocuk yetiştirmişsiniz. Hem arkadaşına, hem de öğretmenine zarar verdi. Arkadaşının kolu kırıldı, öğretmeni de belini incittiği için bir hafta rapor aldı, dedi. Sonra hizmetliyi çağırıp adlarını verdiği üç öğrenciyi odasına getirmesini istedi. Diğer iki öğrenci, olayın en yakın tanıklarıydı.

Babanın kaygısı daha da arttı. Oğlundan bu davranışların hiçbirini beklemezdi. Kimseyi incitmeyen çocuk nasıl olmuştu da arkadaşının kolunu kırıp öğretmenini hastanelik etmişti? Çocuklar geldiler. Anlat hünerini de baban da dinlesin dedi müdür. Çocuk. başı öne eğik anlattı: Öğretmen, masasında oturmuş ders anlatıyor, yanımda oturan Ali dinlemiyordu. Zaten sınıfta kimse dersi dinlemiyor, farklı bir şeyler yapıyorlardı. Ali de o gün kalemini getirmemişti. Önünde oturan arkadaşının sırtına resim yapmak için benden kalemimi istedi, vermedim. Tutup çekti. Baktım kalem kırılacak bırakıverdim. Ali sıra kenarında oturduğundan dengesini yitirip yere düştü, yandaki sıraya çarpan kolu kırıldı. Gürültü duyan öğretmen “beni dinleyeceğine arkadaşını itip düşürürsün ha” deyip bana tokat vurmak istedi, ben eğilince dengesini yitirip düştü, beli incinmiş.

Müdür, öbür iki öğrenciye anlatılanların doğru olup olmadığını sordu. “Doğru” dedi çocuklar, “İsterseniz Ali’ye de sorun. O da aynı şeyi söyleyecektir”. Müdür ne diyeceğini şaşırdı, bir çocuklara, bir veliye baktı. Sonunda kısık bir sesle de olsa, veliden özür dileyebildi, çocuktan değil.
SORULAR:
1. Siz bu sınıfta öğretmen olsaydınız, Ali’nin yere düştüğünü görünce neler yapardınız. Neden?
2. Önceki bilgilerinizi anımsayarak, sınıfta böyle olayların olması için, öğretmenin neleri, nasıl yapması gerektiğini tartışın.
KAYNAK: Prof. Dr. Hüseyin BAŞAR, Sınıf Yönetimi, Öğretmen Kitapları Dizisi, MEB Yayınevi-1999


kardelenays isimli üye şimdilik online (bağlı) değildir.   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Yer İmleri

Etiketler
çocuk, çözüm, davranış, istenmeyen, sorun

Seçenekler
Biçim

Yetkileriniz
Yeni konu açamazsınz.
Mesajlara cevap yazamazsınız.
Mesajlara dosya ekleyemezsiniz.
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz.

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Açık


Forumlarımızdaki tüm saat ayarları Türkiye saatine göre düzenlenmiştir. Şu an saat : 15:17 .


Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0
Türkçe : www.40dk.com | ARAF |
Tüm hakları 40dk.com | Eğitim-Öğretim-Bilgi Deposu | web sitesine aittir.İzinsiz alıntı yapılamaz.Ad Management by RedTyger

eXTReMe Tracker