Dinozorlar geri gelirse :)
Birçoğumuzun dinozorlarla karşılaşması ancak dünya üzerindeki fosil müzeleri ile gerçekleşebilir.
Oysa, Hollywood’un ünlü yönetmenlerinden Steven Spielberg, bilimkurgu yazarı Michael Crichton’ın dinozorlarını film perdesinden modern zamana taşımaya çalıştı. Jurrasic Park’taki araştırmacılar, bir amber parçasının içinde katılaşmış ve fosilleşmiş bir sinek bulurlar. Sineği alırlar ve bağırsağından kırmızı kan hücresi çıkarırlar. Daha sonra, hücrelerin DNA’larını ayrıştırırlar, dizerler ve boşlukları kurbağa DNA’sıyla doldururlar. Bu yeni DNA’yı, bir timsahın yumurtalıklarına yerleştirirler ve bir embriyo yaratırlar. Embriyoyu özel bir plastik yumurtanın içine koyup, bir miktar su ekleyip % 100 nemde kuluçkaya bırakırlar ve işte: Bebek dinozor oluştu bile! Ne var ki, böyle bir yöntemin olanaksızlığını fark etmek için paleontolog olmaya gerek yok.
Biraz da gerçek bilimin penceresinden bakalım olaya. Günümüz teknolojisiyle soyu tükenmiş dinozorları yeniden yaratmak ne yazık ki olası değil. Bili-minsanlarının amber içinde fosilleşmiş ve çok eski çağlarda yaşamış böcekler üzerinde çalışmalar yaptığı doğru ancak, hiçbiri içeride bir miktar da olsa kana rastlayamadı. Zaten fosilleşmiş böcek barındıran amberlerin çoğu, dinozorların ortalıkta gezindikleri zamanlardan kalacak kadar eski değiller. Ayrıca içlerinde böcek kanı bulunsa bile, hücrelerin korunmuş olması için bu kanın çok iyi saklanmış olması gerekiyor. DNA’nın kullanılabilmesi için, böceğin DNA’yı barındıran kanı sindirmeden ölmüş olması gerekli. Eğer DNA elde edilip bir dinozorunkine dönüştürülebilse bile, yine de minik T - Rex’lere erişmek çok zor. DNA zaman içinde bozulur, 65 milyon yıl önceden, milyarlarca nükleik asit çiftinden oluşan bütün bir dinozor genomunun günümüze değin kalması milyonda bir olasılık. Ayrıca biliminsan-ları milyarlarca çift boşluğu kurbağa DNA’sıyla bir çırpıda dolduramazlar.
Diyelim ki, tastamam bir dinozor genomu mucizevi bir biçimde bulundu ve kısa nükleotid dizilimine rastlandı. Milyarlarca DNA segmentini bir araya getirebilmek için gereken zamanı ancak bir kurt deliği yardımıyla kazanabiliriz. DNA dizilip tamamlandığında, bu sefer de içinde klonlanabileceği bir oosit (yumurta hücresi) içine yerleştirmek gerek. Yumurtalıklar belirli türlere göre özelleştiği için oosit, klonlanan organizmadan gelmeli; bir timsahtan değil. Timsah yumurtalıklarının dinozor DNA’sını tuttuğunu kabul etsek bile, embriyolar fetal gelişimleri için özel olarak hazırlanan yumurtalarda büyümek zorunda olduklarından, plastik yumurtaya yerleştirilemezler. Bir başka noktaysa, paleon-tologlar hiçbir zaman filmde gösterildiği gibi eksiksiz bir dinozor fosiline rastlayabilmiş değiller. Son olarak, bugüne değin herhangi bir dinozor DNA’sına rastlanmamış olduğunu da hatırlamak gerek.
Bilim ve Teknik Ocak 2007
Konu Science tarafından (08-02-2008 Saat 17:55 ) değiştirilmiştir..
|