Avcının Kokusu
Filler, güçlü bellekleri, güçlü toplumsal ve ailevi bağları, bazen insanınkini andıran ‘zekalarıyla birçok anekdot, öykü, efsaneye konu olmuş olağanüstü hayvanlar. İngiltere’nin St. Andrews Üniversitesi’nde yapılan yeni bir çahşmaysa bu hayvanların belli gruplardan insanları kendilerine yönelik olası tehdit bakımından sınıflayabildiklerini, bunun da ötesinde, tehlike işaretlerini dolaylı ipuçlarından kesin biçimde ayırabildiklerini de ortaya koymuş bulunuyor. Anlıyoruz ki filler, en azından çalışma kapsamında kullanılan koku ve renk ayıraçlarını başarıyla kullanabiliyorlar. Kenya’nın Maasai kabilesinin genç erkekleri için bir fili mızraklamak, erkekliğe atılan önemli bir adım. Kabile üyelerinin geleneksel giysilerindeki baskın renkse kırmızı. Kamba kabilesi çiftçileriyse filler için tehlike değil. Bölgedeki Amboseli Ulusal Parkı’nda çalışan araştırmacılar, fillerin Maasailere gösterdikleri tepkiyle diğer kabileye gösterdikleri tepkinin aynı olmadığını, üstelik bu konuda oldukça da tutarlı davrandıklarını farketmişler. İki grubun üyelerini birbirlerinden nasıl ayırdıklarını anlamak için yaptıkları denemede fillerin yakınlarına önce hiç giyilmemiş kırmızı giysiler, sonra da ya Maasai ya da Kamba üyeleri tarafından beş gün boyunca giyilmiş kırmızı giysiler bırakmış ve “Maasai kokuşulan fillerin hızlı biçimde bölgeden uzaklaştıklarını görmüşler. İkinci denemelerindeyse fillerin, koku farklılıklarının bulunmaması durumunda renk ölçütünden de aynı biçimde yararlanıp yararlanamadıklarını anlamak için, kırmızı ve beyaz kumaşa tepkilerini karşılaştırmışlar. Sonuç, kırmızı renge tepki biçiminde çıkmış. “Bu, herhangi bir hayvanın kendisine tehlike olabilecek tek bir türü, oldukça dolaylı ipuçlarıyla da olsa nasıl alt gruplara ayırabildiğini gösteren belki de ilk deneysel çalışma” yorumunu yapıyor araştırmacılardan Lucy Bates. Çalışma arkadaşı Richard Byrne ise şöyle bir ekleme yapıyor: “Bu çalışma, fillerin dünyayı algılayış biçimini daha bütüncül ve kesin biçimde anlayabilmemiz için yalnızca bir başlangıç. Ancak, yetilerinin çok daha yakın akrabalarımız olan insansımaymunlara eşit düzeyde ya da onlardan fazla olduğu ortaya çıkarsa da şaşmamak gerek.”
Current Biology, 18 Ekim 2007
|