40dk.com | Eğitim-Öğretim-Bilgi Deposu

Geri git   40dk.com | Eğitim-Öğretim-Bilgi Deposu > Eğitim - Öğretim > Rehberlik > Kişisel Gelişim

Kişisel Gelişim Kişisel gelişim üzerine makaleler, yararlı yazılar. Unutmayın çaresizseniz çare sizsiniz! Yazılarımızdan yararlanın.

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Biçim
Eski 04-02-2008, 13:35   #1 (permalink)
40dk Nöbetçi
 
Üyelik tarihi: Nov 2007
Mesajlar: 165
Varsayılan Sempati ve Empati Üzerine

Sempati ve empati iletişimde çok önemli iki kavram olmasına karşın konunun uzmanları dışında bu kavramları doğru algılayan çok az kişi olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Anlamlarını tam bilmesek de iletişim sırasında her iki kavrama da ihtiyaç duyduğumuz anlar olur. Bunlardan özellikle empati kavramı pek bilinmez. Eğer bu iki kavramın ne anlama geldiğini doğru kavrar ve yerli yerinde kullanırsak iletişimde ustalaşma doğrultusunda çok önemli bir gelişme kaydederiz. Kısaca ne anlama geldiklerine değinelim.

Sempati

Sempati, karşımızdaki kişiyle duygu ve düşünce bakımından tam bir örtüşme halidir. Sempati duyduğumuzda sempati duyduğumuz kişiyle duygularımız aynıdır; o üzülüyorsa üzülür, seviniyorsa seviniriz. Düşüncelerimiz onun düşünceleriyle paraleldir; haksızlığa uğradığını düşünüyorsa biz de öyle düşünürüz, hak ettiğini düşünüyorsa biz de buna katılırız. Zaten onun gibi hissedebilmemiz için onun gibi düşünüyor olmamız gerekir. Konuyu "sempati sözcüğünden türetilen "sempatizan" sözcüğüyle örneklersek anlamı biraz daha açıklığa kavuşturabiliriz. Örneğin; bir futbol takımına sempati duyan biri o takımın sempatizanıdır. Sempati duyduğu takımın maçını izlerken, ister stadyumda, ister televizyon başında olsun, sahadaki oyuncu gibi heyecan duyar. Takımı yenilirse futbolcular gibi o da üzülür, galip gelirse futbolcuların coşkusuna katılır. Kimi zaman sevincini sokaklara taşır. Sempatizanlığın aşırı hali fanatizmdir. Sempatide, sempati duyduğumuz kişiyle tam bir uyum içinde oluruz. Ama bu, bizim sağlıklı düşündüğümüz anlamına gelmez. Karşımızdakine hak verirken onun doğru düşünüp düşünmediğini dikkate alamayız. Onun doğru ya da yanlış yaptığını bile sorgulama ihtiyacı duymayız; sadece ona hak veririz.

Empati

Empatiyi anlatmak için kullanılan bir Kızılderili deyimi vardır: "Karşımızdakinin ayakkabısı içinde yürümek." Ne var ki bu söz genellikle, karşımızdaki gibi düşünmek ve onun hissettiklerini hissetmek şeklinde yorumlanır. Oysa bu sempatinin açıklamasıdır, empatinin değil. Empati, sadece karşımızdaki kişinin ne düşündüğünü ve ne hissettiğini anlayıp bunu ona bildirmektir. Bunu en sağlıklı şekilde yapabilmenin yolu da bir an için karşımızdaki kişinin ayakkabılarını giymekten geçer. Empati, olaylara onun gözüyle bakıp, onun ne düşünüp ne hissettiğini anlayabilmektir. Ona hak vermeyebiliriz hatta onu hatalı buluyor olabiliriz; o an onun duygularına ortak olmayız ama onu anlarız; ne düşündüğünü, ne hissettiğini anlarız, sadece anlarız. Onu yargılamadan, neden öyle davrandığını anladığımızı hissettiririz. Karşımızdaki kişinin ayakkabılarının içinde yürümek, olaylara onun bakış açısıyla bakıp onun hislerini ve düşüncelerini anlamaya çalışmaktır; yoksa empatiye ihtiyacı olan birine "Senin yerinde olsaydım, şöyle davranırdım" demek değildir. Ama bu kavramı pek iyi bilmediğimiz için çoğu kez böyle söyleyerek empati kurduğumuzu sanırız. Hiçbir şey söylemeden sadece yanında otursak daha iyi. Çünkü bu durumda en söylenmeyecek söz budur. Karşımızdakinin ayakkabısı içinde yürümekle, onun yerinde olmayı aynı şey zannediyoruz. Oysa gerçekten onun yerinde olduğumuzda bizim seçimimiz farklı olabilir. Bu da doğaldır çünkü biz ondan farklı bir kişiyiz. Şayet, "Senin yerinde olsaydım" sözü, "ben de aynı şekilde davranırdım" şeklinde bitmiyorsa karşımızdakine sadece, "Seçimin yanlış" mesajını verir. "Karşımızdakinin ayakkabısı içinde yürümek" sözü doğru kavrandığında, onun yaptığı seçimin nedenlerini anlamamız açısından bir anlam kazanır. Bir an için bile olsa dünyaya onun gözlükleriyle bakabildiğimizde onun bu seçimi neden yaptığını daha iyi anlarız. Bu bize doğru gelmeyebilir. Ona hak vermeyebiliriz. Ama neden böyle davrandığını anlarız. Bu anlayışı karşımızdakine ilettiğimiz anda ise onunla empati kurmuş oluruz. Eğitimlerdeki gözlemlerimden yola çıkarak, insanların empatiyi bilmedikleri için büyük sorunlar yaşadığını söyleyebilirim. En yakın aile ilişkilerinde iletişim kazalarının yol açtığı hasarlar empati kurulamadığı için onarılamıyor. Annesine, babasına ya da kardeşlerine kırılmış olan bir kişi onlarla empati kuramadığı için üzüntüsünü ya da öfkesini yıllarca içinde taşıyor. Gerçi, duyguyla kayda geçmiş bu tür kasetler duygular ifade edilmeden çözülemez ama empatiyi karşımızdakine hak vermek olarak algıladığımızda çözüm yollarını da tümden tıkamış oluyoruz.

Ne yapıyor olursak olalım yaptığımız şeyi o an bize en doğru geldiği için yapıyoruz. Bir an sonra yanlış bir seçim yaptığımızı fark edebiliriz. O zaman da bize en doğru gözüken ne ise onu yaparız. Tüm yaşamımız yaptığımız seçimlerin ürünüdür. Zaman zaman sevdiklerimizin bize zarar veren seçimleri de olabilir. Eğer uğradığımız her haksızlıkta bize bunu yapanları yaşamımızdan çıkararak kendimizi yalnızlığa mahkum etmek istemiyorsak, empatiyi öğrenmek ve ilişkilerimizde kullanmak zorundayız.


Yazarı bilinmiyor.


Manitu isimli üye şimdilik online (bağlı) değildir.   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Yer İmleri

Seçenekler
Biçim

Yetkileriniz
Yeni konu açamazsınz.
Mesajlara cevap yazamazsınız.
Mesajlara dosya ekleyemezsiniz.
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz.

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Açık


Forumlarımızdaki tüm saat ayarları Türkiye saatine göre düzenlenmiştir. Şu an saat : 20:39 .


Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0
Türkçe : www.40dk.com | ARAF |
Tüm hakları 40dk.com | Eğitim-Öğretim-Bilgi Deposu | web sitesine aittir.İzinsiz alıntı yapılamaz.Ad Management by RedTyger