![]() |
|
|||||||
| Kayıt ol | Yardım | Üye listesi | Tarihsel Takvim | Arama | Bugünün mesajları | Forumları okunmuş olarak işaretle |
| Can Dündar Yazıları Değerli yazar, araştımacı, gazeteci Can Dündar tarafından kaleme alınmış yazılar, incelemeler. |
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler | Biçim |
|
|
#1 (permalink) |
|
.:: ZeYTiN ::.
![]() Üyelik tarihi: Nov 2007
Mesajlar: 426
|
Atatürkçü Düşünce Derneği'nin (ADD) yedi yöneticisi*ni hakim huzurunda, Atatürk'ün bir sözünü savunur*ken görenlerin herhalde içi sızlamıştır.
Suçları; derneğin Kastamonu Cide şube binasının önü*ne "Düşünce zor ve şiddetle, top ve tüfekle asla öldürüle*mez" yazılı bir pankart asmaktı. Pankartı gören bir "muhbir vatandaş" hemen valiye koşup, "Sayın Valim! PKK'nın pro*pagandası yapılıyor" diye ortalığı ayaklandırmış, Vali de, pankartı indirtmekle kalmayıp, pankartın asılı olduğu ağacı da kökünden kestirerek cezalandırmış, dernek yöneticileri hakkında ise "izinsiz pankart asmak ve Dernekler Kanu*nu'na muhalefet" suçlarından 2,5 yıla kadar hapis istemişti. Böylece herhalde, "düşüncelerin şiddetle pekala da öldürülebileceğini" fiilen göstermek istemişti. Neyse ki öyle olmadı. Mahkeme, ADD'lilerin kimi za*man gözyaşları içinde yaptıkları savunmalar sonucunda hem dernek yöneticilerini, hem de Atatürk'ün sözlerini beraat ettirdi. Tabii Atatürkçüler, yine de "Ne gün*lere kaldık, artık bizi bile yargılıyorlar" diyerek üzül*mekten kendilerini alamadılar. Ancak, herkesin çuvaldızı önce kendisine batır*ması gerekiyor. Bu ülkede bugüne kadar Atatürk'ün özlü sözleri denilince sadece "Bir Türk'ün dünyaya bedel olduğunu" söyleyen ve Türklere "övünüp, çalışıp, güvenmelerini" telkin eden sözler akla geliyordu. Bu "klişe*ler," ilkokul kitaplarından kasaba meydanlarına kadar her köşeye yerleştirilmiş ve zamanla içerik*lerinden koparılıp, birer kuru övünme vesilesine dönüştürül*müştü. Şimdi ilk kez ADD, çağ*daş bir yaklaşımla günün koşullarına uygun bir Atatürk özdeyişiyle ortaya çıkınca bu tepkiyle karşılaşıyordu. O kadar ki, Atatürk'ün 1920'lerde söy*lediği bu söz, bugün "PKK propa*gandası" sayılacak hale gelmişti. Merak ediyorum, acaba dernek üyelerinin ne kadarı, pankartta yazılı cümlenin ne zaman, hangi koşullarda söy*lendiğini biliyor? Haberlere bakılırsa, mahkeme, bu sözlerin doğruluğunu araştırmak için Atatürk Dil ve Tarih Kurumu'na başvurmuş ve 12 Eylül’den sonra "elden geçirilen" Kurum da, Atatürk'ün bu sözü Fransız İhtilali'nin yıldö*nümü nedeniyle yaptığı bir konuşmada söylediğini bildirmiş. Ben hiç öyle bilmiyorum. Benim arşivim, Mustafa Ke*mal'in bu sözleri, 22 Ocak 1921 günü Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin gizli oturumunda kürsüden söylediğini belgeli*yor. O günlerde kuzeyde Bolşevik ihtilali patlamış ve Türki*ye'de de komünizm propagandası yayılmaya başlamıştı. Ana*dolu, benzer bir ihtilal için kıpırdanırken, Bolşevizmin örnek alınması fikri de giderek taraftar buluyordu. Atatürk'ün ya*kın çevresinde bazıları "Komünizm diyenin kafasını kıralım, Rusya'dan gelen her adamı vapurdan çıkarmadan defede*lim" görüşündeydiler. M. Kemal kürsüye çıktı ve "Hayır beyler" dedi, "Fikir ce*reyanlarına karşı fikre dayanmayan kuvvetle mukabelede bulunmak, o cereyanı imha etmediği gibi güçlendirir. Fikir cereyanları cebir ve şiddet ve kuvvetle reddedilemez. Buna karşı en etkin çare, fikre fikirle karşılık vermektir." (TBMM Gizli Celse Zabıtları, Cilt 1, sayfa 334, Türkiye İş Bankası Kültür yayınları. 1985) Bu konuşmadan bir hafta sonra "Rusya'dan gelen 15 adam, vapurdan çıkmadan defedildiler." Atatürk'ün sözleri de unutturuldu. Şimdi tam 75 yıl sonra bu söz*ler "PKK propagandası" sanıla*rak mahkemelik oluyor ve ancak "Fransız ihtilali için söylenmişti" denilerek savunulabiliyor. Atatürk için asıl trajik olan herhalde budur. * * * Bu arada tuhaf bir tesadüfle, ben de geçenlerde bir "Atatürk'e ha*karet" davasından beraat ettim. Benim de yargılanma nedenim, Yeni Yüzyıl'da Atatürk'e atfen yazdığım bir sözdü. Ata'nın Kâzım Karabekir'e söylediği "Herşeyden önce din telakkisini kaldırmalıyız" sözünden bahsettiğim bir yazı, yine bir "muhbir vatandaş"ın dikkatini çekmiş ve iş mahkemeye düşmüştü. "Atatürk'ün manevi hatırasına yayın yoluyla hakaret"ten yargılandık. Mahkemeye delil olarak Karabekir'in hatıralarını, Uğur Mumcu'nun "Karabekir Anlatıyor" kitabını, Doğu Perinçek'in "Kemalist Devrim"ini sunduk. Bilirkişi atanan Mar*mara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden Prof. Dr. Mehmet Emin Artuk, yazının "Bilimsel araştırmaya dayandığı" ve "Atatürk'e hakaret kastı bulunmadığı" yolunda görüş bildir*di. Böylece Atatürk'ü sadece ilkokul kitapları ve meydanlar*da okuduğu özlü sözlerden tanıyanlara karşı, biz de, Ata'nın dinle ilgili sözleriyle birlikte beraat ettik. Bir kez daha anlaşıldı ki, Atatürk'e asıl hakaret, O'nun 75 yıl önce söylediği sözlerin, kurduğu Cumhuriyet'te bugün ağza alınamaz hale gelmesidir. Can Dündar |
|
|
|
![]() |
| Yer İmleri |
| Etiketler |
| atatürk, can dündar |
| Seçenekler | |
| Biçim | |
|
|