![]() |
|
|||||||
| Kayıt ol | Yardım | Üye listesi | Tarihsel Takvim | Arama | Bugünün mesajları | Forumları okunmuş olarak işaretle |
| Ressamlar Renklerin dili ve üstadlar |
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler | Biçim |
|
|
#1 (permalink) |
|
40dk Nöbetçi
![]() Üyelik tarihi: Feb 2008
Yaş: 40
Mesajlar: 111
|
Biz insanlar çok şanslıyız. İyi bir lokantanın nerede olduğunu İnternet’e girerek birkaç dakika içinde öğrenebiliyoruz. Sanırım artık duymayan kalmamıştır; arılar kaliteli nektarın nerede olduğunu hemcinslerine havada elips ve daireler çizerek yaptıkları dansla bildiriyor. Bizimkine kıyasla çok daha estetik bir yöntem. Dahası var, son araştırmalara göre bu muhteşem yaratıklar, resim konusunda da oldukça bilgi sahibiymiş. İngiliz araştırmacılar, laboratuvarda yetiştirildikleri için hiç çiçek görmemiş arıların önüne Van Gogh, Paul Gauguin, Patrick Caulfield ve Fernand Leger'in tablolarını koymuşlar. Arılar hangi ressamı beğendiklerini en çok Van Gogh’un Ay Çiçeği tablosunun üstüne konarak göstermişler. Arıların alkolden pek hoşlanmadıklarını, Fernand Leger’in bira bardağını tasvir eden resmine az iniş yapmalarından anlıyoruz. Ay Çiçeği tablosunu nerede yaptığını bilmiyorum ama Van Gogh genellikle açık havada resim yapmayı tercih edermiş. Tabii insanın aklına acaba resim yaparken arıların hücumuna uğrasaydı ne olurdu sorusu geliyor. Van Gogh kulaklarından birini kestikten sonra resim yapmaya devam etmiş; ama davul gibi şişmiş bir elle aynı beceriyi gösterebileceğini doğrusu hiç sanmıyorum. Bilimsel bir dergide hakkında makale çıkması her ressama nasip olmaz. Ama Van Gogh bu konuda neredeyse rekora gidiyor. Hakkında son yayınlanan makale bu kez fizikçilerin uzun süredir saçlarını erken beyazlatan türbülans ile ilgili. Van Gogh ve Türbülans ![]() Türbülans (Latince turbare - dönmek, şaşmak) bir sıvının ya da gazın hareket halindeki düzensizliği olarak tanımlanır. Örneğin tavana doğru yükselen sigara dumanı kaynaktan ne kadar uzaklaşırsa rotasını önceden belirlemek o kadar zordur. Türbülans çok çetrefilli bir olay; 1940’lı yıllarda Kolmogorov adında bir Rus bilgini, problemi ancak kısmen çözebilmiş. Bildiğiniz gibi Van Gogh çok türbülanslı bir yaşam sergilemiş. Bunun bilincinde olan Jose Luis Aragon adında bir fizikçi, Van Gogh’un resimlerini bilgisayar aracılığı ile derin bir matematiksel analizden geçirmiş. Sonuçlar şaşırtıcı: Yıldızlı Gece tablosunda resmedilen türbülans, Aragon’un Kolmogorov yöntemi kullanarak hesapladığı türbülansa tıpa tıp uyuyor. Aynı sonuçlar, sanki içinde canlı bir bilgisayar varmış gibi ressamın intihar etmeden birkaç saat önce yaptığı Kargalı Buğday Tarlası için de geçerli... Ama diğer tablolarında aynı özelliği bulamayan araştırmacılar, Van Gogh’un mektup ve diğer yaşam belgelerini sıkı bir incelemeye tabi tutmuşlar. Sonuçta Van Gogh’un en türbülanslı tablolarını hayatının en türbülanslı zamanlarında yaptığı ortaya çıkmış. Mektubunda “bu günlerde çok mutluyum” yazdığı bir zamanda yaptığı tabloda, türbülanstan neredeyse eser yok. Van Gogh’un kendi kulağını kesmesi ve diğer sıra dışı davranışları, “Acaba dahi olmak için kafayı üşütmek mi gerekir?” sorusunu sık sık gündeme getirir. Gerçekten, her ne kadar kulak kesmek moda değilse de, delilik sinyalleri veren dahilerin listesinin oldukça kabarık olduğu su götürmez. Tam ben de “Kendi kendime acaba kafayı üşütmediğim için dahi değil miyim?” derken VVilfred Niels Arnold’un yeni çıkan bir makalesi beni rahatlattı. “Hayır” diyor Arnold, “Vincent Van Gogh deli bir sanatkâr değil, kalıtsal bir hastalığa yakalanmış sıra dışı bir insandı.” Arnold’a göre Van Gogh, bu hastalığına rağmen başarılı olduğu için dahi sayılmalıdır. Van Gogh’un büyük bir olasılıkla “porphyri” denen, hemoglobin yapısındaki eksiklikten ötürü vücutta biriken zehirli maddelerin atılmasını önleyen, çok sinir bozucu bir hastalığa yakalandığı sanılıyor. Oh be! Dünya varmış; her yaratıcı insana deli ünvanı takılmasından bizlere gına gelmişti. Şaka bir yana, özellikle genç okuyucularımızın dikkatini çekmek istediğimiz nokta, şimdiye dek çevre etkilerinden kaynaklandığı zannedilen bir çok ruhi hastalığın beynin yapısındaki bozukluklardan kaynaklanabileceğinin ortaya çıkması. Prof. Arnold’un dediğini de sakın kafanızdan çıkarmayın: Dahi olmak için ille de deli olmak gerekmez. Aynı şekilde, her deli de dahi olacak diye bir kural yok. Sorgun A. Tont - Bilim ve Teknik Şubat 2007 Kaynaklar: Science 28 April 2006: Vol. 312. no. 5773, p. 505 waynesword.palomar.edu/wayne.htm [Linkleri sadece kayıtlı üyelerimiz görebilirler.. ] Konu Science tarafından (11-02-2008 Saat 20:40 ) değiştirilmiştir.. |
|
|
|
![]() |
| Yer İmleri |
| Etiketler |
| araştırma, gogh, van |
| Seçenekler | |
| Biçim | |
|
|