40dk.com | Eğitim-Öğretim-Bilgi Deposu

Geri git   40dk.com | Eğitim-Öğretim-Bilgi Deposu > Eğitim - Öğretim > Branş Öğretmenleri > Fen Bilgisi

Fen Bilgisi Fen Bilgisi dersi ile ilgili tartışmalar, paylaşımlar, dosya ve dökümanlar.

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Biçim
Eski 06-03-2008, 22:32   #1 (permalink)
Denetleyici
 
Üyelik tarihi: Nov 2007
Yaş: 31
Mesajlar: 27
Post Vücudumuzdaki Sistemler

Dolaşım Sistemi

İnsanda Dolaşım Sistemi

Tüm canlı organizmaların yaşayabilmesi için beslenme-boşaltım, solunum yapması gereklidir. Gelişmiş yapılı, büyük vücutlu canlılarda besinlerin ve temiz havanın vücuda yayılmasını, hücrelerde oluşan artıkların boşaltım organlarına ulaştırılmasını sağlayan yapılara dolaşım sistemi denir.
Dolaşım sistemi çiçekli bitkiler, eklem bacaklılar, yumuşakçalar, derisi dikenliler ve omurgalı canlılarda bulunur. Genel olarak tüm sistemlerle ilişkili olan dolaşım sistemi kalp, damarlar ve kan dokusundan oluşur.


İnsanlarda dolaşım sistemi;
  • Sindirilmiş besinleri, su ve mineralleri hücrelere taşıma,
  • Akciğerden alınan oksijeni hücrelere taşıma
  • İç salgı bezlerinin ürettiği hormonları hedef organlara iletme
  • Karaciğerin ürettiği ısıyı tüm vücuda yayma,
  • Hücrelerin ürettiği artık maddeleri böbreğe ve deriye taşıma,
  • Solunum sonucu oluşan karbondioksiti akciğerlere taşıma,
  • Bağışıklık elemanı olan akyuvar ve antikorları vücuda yayma görevlerini yaparlar.
I.Dolaşım Sisteminin Yapısı
Kapalı kan dolaşımına sahip olan insanda kalp, atar, toplar, kılcal damarlar ve kan sıvısı dolaşım sistemini oluşturur. Dolaşım sisteminin çalışması istemsiz olup, kalp ve kaslı damarların çalışma düzenini omurilik soğanı ayarlar.
  • Kalp
Göğüs kafesi içerisinde ve 2 akciğer arasındaki boşlukta bulunur. Etrafını çeviren kemik kafes kalbi, çalışması esnasında korur. Yaklaşık yumruk büyüklüğünde olan bir kalp bir pompa gibi çalışarak kan sıvısının damarlar içerisinde hareketini sağlar.
  • Kalbin Yapısı
Kalbin üzerinde kalın, esnek ve dayanıklı bir zar (Perikard) bulunur. Bu zar ile kalp arasında kaygan bir sıvı vardır. Bu sıvı kalbin daha rahat çalışmasını sağlar. Kalbin duvarları çizgili (kırmızılı) kaslardan yapılmıştır. Kalp kası ritmik ve hızlı kasılır. Kalbin çalışması esnasında üst bölgesi olan kulakçıklar emici, alt bölgesi olan karıncıklar pompalayıcı bir kuvvet oluşturur.

İnsanlarda kalp iki kulakçık ve iki karıncık olmak üzere dört gözlüdür. Kalbin sol bölümünde temiz kan, sağ bölümünde ise kirli kan bulunur.
Kalp kaslarının beslenmesini koroner damarlar sağlar. Dört odacıklı olan kalbin üstteki 2 odacığına kulakçık denir. Kulakçıklar toplardamarlarla bağlantılıdır. Alttaki iki odacığına da karıncık denir. Karıncıklar atardamarlar ile bağlantılıdır. Kalpte kulakçıklar ile karıncıklar arasında tek yönlü açılan kapakçıklar bulunur. Bu kapakçıklar karıncıkların kasılması sırasında kanın geriye dönmesini önler.
  • Kalbin Çalışması
Kasılıp – gevşeyerek çalışır. Kasılma sırasında ilk önce kulakçıklar kasılıp kanı karıncıklara pompalar, daha sonra ise karıncıklar kasılarak kanı kalpten vücuda pompalar.
    • Kulakçıkların kasılması esnasında;
Sağ kulakçık, vücut toplardamarından kirli kanı emer. Sol kulakçık, akciğer toplardamarından temiz kanı emer.
    • Karıncıkların kasılması esnasında;
Sağ karıncık akciğer atardamarına kirli kanı pompalar. Sol karıncık aort atardamarına temiz kanı pompalar.
Not : Kulakçıklar kasılırken, karıncıklar gevşer, karıncıklar kasılırken kulakçıklar gevşer. Odacıklar kasılırken kan pompalanır ve gevşerken kan dolar.


Kalbin, atışı esnasında damarlarda oluşturduğu sarsıntıya nabız, atardamarlarda akan kanın oluşturduğu basınca tansiyon denir.
  • Damarlar
Kanın dolaştığı kanallardır. Yapı ve görevine göre 3 çeşit kan damarı bulunur.
  • Atardamarlar
Kanı kalpten vücuda götüren damarlardır. Temiz kan taşır. (Akciğer atardamarı hariç) Temiz kanı kalpten vücuda taşıyan damar aort atardamarıdır. Çeperleri kalın ve esnektir. Tansiyonun en fazla olduğu damardır.
  • Toplar Damarlar
Kanı vücuttan kalbe getiren damardır. Çeperleri atar damarlardan daha incedir. Vücutta, kalp seviyesinin altında kalan toplardamarlarda kanın geri akışını engelleyen kapakçıklar bulunur. Kirli kan taşırlar. (Akciğer toplardamarı hariç)

Not : Karaciğer kapı toplardamarı, bağırsaktan emilen besinleri karaciğere getirir.
Not : Atardamarlarla toplardamarların yapısında damarın çeşidine göre ince yada kalın bir kas tabakası bulunur. Damar kasları, kanın hareketini ve kan basıncını ayarlar.
  • Kılcal Damarlar
Tek sıralı epitel hücrelerinden oluşmuş olup ince yapılıdır. Atardamarlar ile toplardamarlar arasında bağlantıyı sağlar. Bir atardamarla bir toplardamar arasında yüzlerce kılcal damar bulunabilir. Kılcal damarlar kan sıvısı ile doku hücreleri arasındaki temas yüzeyini artırır. Kan ile hücreler arasındaki madde alışverişini sağlar. Kılcal damarlardan;
-Oksijen ve besin hücrelere geçer.
-Karbondioksit ve atık maddeler de hücrelerden kılcal damarlara geçer.
C. Kan
Vücudun sıvı olan tek dokusudur. İçeriğinin %90 kadarı su olduğu için akıcıdır. Damarlar içerisindeki madde taşınmasında rol oynar. Kan dokusu 2 kısımdan oluşur.

1.Kan Sıvısı (Plazma)
Bol miktarda su, organik (glikoz, aminoasit, protein) ve inorganik maddeler ve minerallerden meydana gelmiştir.
Kan proteinleri, hormonlar, antikorlar ve üre kan sıvısında bulunur. Görevi hücrelere besin taşımak ve artıkları dokulardan uzaklaştırmaktır.
Not: CO2 miktarı fazla olan kana kirli kan, O2 miktarı fazla olan kana temiz kan denir.
Kan sıvısındaki hücreler ve proteinlerin elenmesiyle elde edilen sarı renkli sıvı kısma serum denir. Serum içerisinde besinler ve antikorlar bulunur.


2.Kan Hücreleri
Kan sıvısında özel görevi olan üç çeşit hücre vardır.
·Alyuvarlar (Eritrositler) : Kırmızı kemik iliğinde üretilirler. Yaşlanmış alyuvarlar karaciğerde parçalanır. Çekirdekleri yoktur. Oksijen ve karbondioksit taşınmasında görevlidir. Yapısında oksijen taşıyan ve kana kırmızı rengini veren hemoglobin (Fe içerir) bulundurur. Kan gruplarının oluşmasını sağlayan özel proteinleri (Antijen) taşır.

·Akyuvarlar (Lökositler) : Sarı kemik iliği, dalak ve lenf bezlerine üretilirler. Vücudu mikroplara karşı korurlar ve antikor üretirler. Hastalık anında sayıları artar. Hareket ederek damar dışına çıkabilirler ve yıpranmış, ölü hücreleri yiyerek temizlerler. Çekirdekleri vardır.

·Kan Pulcukları (Trombosit) : Kanın damar dışına çıkması halinde pıhtılaşmasını sağlarlar. (Fibrinojen proteini ile) Karaciğer tarafından üretilen Heparin maddesi ise kanın damar içinde pıhtılaşmasını engeller. Renksiz olup çekirdek taşımazlar. Çalışması için K vitaminleri gereklidir.

II.Dolaşım Şekilleri

1.Küçük Kan Dolaşımı
Bu dolaşım şeklinin amacı kirli kanı oksijen yönüyle zenginleştirmek yani kanı temizlemektir. İzlediği yol sağ karıncıkta başlayıp sol kulakçıkta biter.
Sağ karıncıktaki kirli kan akciğer atar damarı ile akciğerlere götürülüp orada temizlenir. Temizlenen kanın akciğer toplar damarıyla kalbin sol kulakçığına getirilmesine küçük kan dolaşımı denir.
Kirli kirli temiz temiz
Sağ Karıncık → Akciğer atardamarı → Akciğer → Akciğer Toplardamarı → Sol kulakçık

2.Büyük Kan Dolaşımı

Bu dolaşımın amacı temizlenen kanı vücuda dağıtıp, kirli kanı kalbin sağ kulakçığına getirmektir.
Sol karıncıktaki temiz kan aort atardamarıyla tüm vücuda gönderilir. Vücuttan toplanan kirli kan toplar damar ile kalbi sağ kulakçığına gelir.

temiz temiz kirli Karıncık → Aort atardamarı → Vücut → Toplardamar

kirli
→ Sağ kulakçık



III.Lenf Dolaşımı

Lenf kanalları, lenf bezleri ve lenf organlarından oluşur. Sindirim sonucu oluşan yağ asitleri ve gliserolü taşıyarak kan sıvısına aktarır. Çok sayıda akyuvar içerdiği için vücut savunmasında görevlidir. Lenf bezleri antikor üretir. Hastalarda lenf bezleri şişer. (Bademcik, dalak v.s.)



IV.Kan Grupları
Kana kırmızı rengini veren alyuvarlar, üzerlerinde taşıdıkları özel kan proteinleri etkisiyle de kan gruplarının oluşmasını sağlar. Bu özel proteinler 3 çeşittir. A, B ve Rh proteinleri alyuvarlarda bulunup bulunmamalarına göre çok sayıda kan grubu oluşur.
·A grubu : Alyuvarların yapısında A proteinleri bulunur.
·B grubu : Alyuvarların yapısında B proteinleri bulunur.
·AB grubu : Alyuvarların yapısında hem A hem de B proteinleri karışık olarak bulunur.
·O grubu : Alyuvarların yapısında A ve B proteinleri bulunmaz.
·Rh (+) grubu : Alyuvarların yapısında Rh proteinleri bulunur.
·Rh (-) grubu : Alyuvarların yapısında Rh proteinleri bulunmaz.

Bağışıklık mekanizmasının bir ürünü olan bazı özel antikorlar (çökeltici madde) da kanda bulunabilir. Bunlarında 3 çeşidi vardır. A antikoru, B antikoru ve Rh antikorudur.




Hiçbir kanın yapısında aynı isimli protein ve antikorlar yan yana bulunmazlar Çünkü aynı isimli protein ve antikorlar karşılıklı etkileşecek olurlarsa birbirlerini tutarak katılaşır ve çökelirler.

Bu nedenle ;

Not : A proteini + A antikoru çökelir.
B proteini + B antikoru çökelir.
Rh proteini + Rh antikoru çökelir.

A grubunda → B antikoru
B grubunda → A antikoru
0 grubunda → A ve B antikorları
Rh(-) grubunda → Rh antikoru bulunur.
Rh(+) grubunda → Rh antikoru bulunmaz.
AB grubunda → A ve B antikoru bulunmaz.

Kan alış verişlerinin yapılabilmesi için alan ve veren kişilerin kan proteinleri ile antikorlarına bakılır. Buna göre de her grup kendisinden kan alabilir.

Not : AB0 sisteminde 0 grubu genel verici, AB ise genel alıcı olarak adlandırılır.


İskelet, Kas ve Endokrin Sistemi

Canlılarda aktif hareketi sağlayan yapılar iskelet ve kas sistemleridir. Hareket sağlayıcı kaslar destekleyici iskeletle birleşerek canlının hareket sistemini oluşturur.

I.İskelet Sistemi
İnsana şekil veren, organlara desteklik sağlayan ve koruyan yapıya iskelet denir. İskelet sisteminin yapı birimleri kemiklerdir. İnsan vücudu 210 kemikten oluşmuştur. Kemikler, kan hücrelerinin üretilmesi, bazı minerallerin depolanması, vücuda dik şekil kazandırılması görevlerini yapar.
  • İnsan İskeletinin Bölümleri
1. Baş İskeleti
Kemikler birbirine çok sıkı tutunmuşlardır ve aralarında oynamaz eklemler vardır. Baş kemikleri içerisindeki beyin ve beyinciği korur.
2. Gövde İskeleti
Omurga ve göğüs kafesinden oluşur.
Omurga : Omur adı verilen düzensiz şekilli kemiklerden oluşur. İçinde şerit halinde omurilik siniri vardır. Bu sinirin bulunduğu kanala omurilik kanalı denir. Omurga tüm kemikleri doğrudan ya da dolaylı olarak bağlandığı iskelet yapısıdır.
Göğüs Kafesi : Sırt omurları, kaburgalar ve göğüs kemiğinden oluşur. Hareketli özellikteki bazı iç organların çalışmasını kolaylaştırır. Akciğerler ve kalp burada korunur.
3. Üyeler (kol ve bacaklar)
Kol ve bacaklar gövdeye kemik köprüler ile bağlanmıştır. Bu köprülerle aralarında tam oynar eklemler vardır.
Omuz Kemeri : Kürek kemiği ve köprücük kemiğinden oluşur. Kol kemiklerini omurgaya bağlar.
Kalça Kemeri : Kalça kemiği ve uyluk kemiğinden oluşur. Bacak kemiklerini gövdeye bağlar.

B. Kemiklerin Yapısı ve Çeşitleri

1. Kısa Kemikler

Boyları kısa olan kübik yapılı kemiklerdir. Omurlar, el ve ayaklardaki bilek parmak kemikleri… bu gruba girer.

2. Yassı Kemikler

Kalınlıkları az, levha şeklindeki kemiklerdir. Kaburga, kürek kalça, yüz ve kafatası kemikleri… bu gruba girer.

3. Uzun Kemikler

Boyları uzun silindirik kemiklerdir. Kol ve bacaklarda bulunan kemiklerdir. (uyluk, kaval, pazı, önkol… kemikleri gibi).

4. Düzensiz Şekilli Kemikler

Uzun veya kısa belirli bir şekle sahip olmayan kemiklerdir. Omurgayı oluşturan omur kemikleri bu gruba girer.


Kemiklerin Yapısı

·Kemik zarı (Periost) : Kemiğin enine büyümesini, beslenmesini, kırılma ve çatlamalarda onarılmasını sağlar.
·Kıkırdak Doku : Eklem bölgelerinde, hareket esnasındaki kemiğin aşınmasını önler.
·Süngerimsi Kemik : İçinde kırmızı iliği bulundurur. Kırmızı kemik iliği kan hücreleri üretir.
·Sarı ilik : Yağ depolar ve kan hücreleri (akyuvarlar) üretir.
·Sert (sıkı) Kemik : 2/3 ü minerallerden (kalsiyum, fosfor), 1/3 de hücrelerden oluşur. Kemiğe sertlik ve direnç kazandırır.
·Kırmızı İlik : Alyuvarları üretir.
C. Eklemler

Kemikleri birbirine bağlayan yapılara eklem denir. Hareket yeteneğine göre 3 çeşit eklem bulunur.
1.Oynar (hareketli) eklemler : Omuz eklemi, kalça eklemi.
2.Yarı oynar eklemler : Omurlar arası eklemler.
3.Oynamaz eklemler : Baş, kalça eklemleri.

II.Kas Sistemi

Vücudun hareketini, bazı organların çalışmasını sağlayan yapılara kas denir. Kaslar kasılıp – gevşeme özelliğine sahip olan hücrelerden oluşur.
Kas hücrelerinin birleşmesiyle oluşan ipliksi yapılara kas teli (lif) denir. Kas tellerinin birleşmesiyle oluşan yapılara da kas demeti denir.
  • İskelet Kasları (Kırmızı Kaslar)
İskelete bağlı çalışırlar. Yönetimini beyin sağlar. İsteğimiz ile çalışırlar. Kasılmaları güçlüdür. Hızlı kasılır, çabuk yorulurlar. İskelet kasları oynar ve yarı oynar eklem bölgelerinde kemiklerin hareket etmesini sağlar. Yapısında oksijen depo eden proteinleri (myoglobinler) bulundukları için kırmızı renklidirler. Çok sayıda kas demetinden oluştuğu için çizgili kaslar da denir. (Baş, boyun, kol, bacak, parmak, göz kapağı, göğüs kasları…)
  • Düz Kaslar (Beyaz Kaslar)
İç organlarımızdaki kaslardır. İsteğimiz dışında çalışırlar. Çalışmaları yavaştır. Kasılmaları güçsüzdür. (Mide, bağırsak, idrar torbası, damar duvarları, yemek borusu kasları…) Uzun süreli kasılıp, çalışmaları esnasında yorulmazlar.
  • Kalp Kası
Kırmızılı kasdır. Fakat isteğimiz dışında çalışır. Çalışmasını omurilik soğanı denetler. Güçlü, hızlı ve ritmik olarak çalışır. Uzun süreli kasılıp, çalışmaları esnasında yorulmazlar.

III.Endokrin Sistemi

A. Hormonlar ve Özellikleri
Canlıların vücudundaki yapılar arasında bir iletişim ve koordinasyon vardır. Bu koordinasyon sinir sistemi ve hormonlar ile sağlanır. Sinir sistemi ve hormonal sistem ortaklaşa organların çalışmasını düzenler. Hormonlar insanlarda iç salgı bezleri tarafından üretilir. Üretilen hormonlar kan sıvısına verilerek etkileyeceği hedef organa yollanır. Hormonlar kan yolu ile vücutta yayılırlar ancak sadece ilgili hedef organları etkileyebilirler. Hormonların organları etkilemesi yavaş ve uzun sürelidir.
  • Hormon Üreten Organlar
Özel salgılar oluşturup, paketleyerek dışarıya salan organlara salgı bezi denir. Salgı bezleri içerdikleri çok sayıdaki golgi organelleri yardımıyla özel maddeler üretirler. Ürettikleri salgı maddelerinin özelliklerine ve salgılama yerine göre 3 çeşit salgı bezi vardır.

·Dış salgı bezi : Ürettiği salgıyı (enzim, tükürük…) özel bir kanalla ilgili organa yollar.
·İç salgı bezi : Ürettiği salgıyı (hormon) doğrudan kana verir.
·Karma salgı bezi : 2 çeşit salgı maddesi (enzim ve hormon) üretip hem kana hem de ilgili organa ayrı ayrı yollar.

1. Hipofiz Bezi

Hipofiz bezi, beynin taban kısmında hipotalamusun altındaki kemik boşluğundadır. Fasulye büyüklüğünde, pembe renkli bir bezdir. Ön ve arka lob olmak üzere iki parçalı bir yapıya sahiptir.

·İç salgı bezlerinin patronu olup, salgıladığı hormonlarla diğer bezlerin çalışmasını kontrol eder.
·Sinir sistemi ile hormonal sistem arasında ilişki kurar.
·Vücudun büyümesi ve gelişmesi tamamen bu bezin ürettiği büyüme hormonuyla sağlanır. Büyüme hormonu insanda fazla salgılanacak olursa devlik, az salgılanacak olursa cüceliğe sebep olur.
·Ayrıca ürettiği özel salgılar yardımıyla kan basıncını, su dengesini… ayarlar.

2. Tiroit Bezi

Boynun ön, üst kısmında gırtlağın hemen altında yer alır. Parçalı bir yapıya sahiptir. Tiroit bezi iki çeşit hormon üretir.

a.Tiroksin Hormonu : Vücut metabolizmasının hızını, büyümeyi ve gelişmeyi etkiler. İyot olmadan tiroksin hormonu sentezlenemez. Bu sebeple yiyeceklerde iyot bulunmasına dikkat edilmelidir.
Not : Eğer vücuda yeterince iyot alınmazsa tiroit bezi aşırı şişerek tiroksin üretmeye çalışır. Sonuçta tiroit bezinin hacmi artmakta ve “guatr” adı verilen rahatsızlığa sebep olmaktadır.

b.Kalsitonin Hormonu : Kandaki kalsiyum ve fosfat miktarını düzenler. Kalsiyum ve fosfat gibi baz minerallerin kemiklerin yapısında depolanmasıyla kemiklerin sertleşmesini sağlar.

3.Böbrek Üstü Bezi

Karın boşluğunun bel bölgesinde bir çift olarak bulunur. Böbrek üstü bezi, kabuk ve öz bölgesi olmak üzere yapı ve görev bakımından farklı iki kısımdan oluşur.



a.Kabuk bölgesi : Aldosteron hormonunu salgılar.
Aldosteron : Vücudun su ve mineral oranını ayarlar. Vücutta ve kanda bulunan, su ve minerallerin böbreklerden süzülme oranını ayarlar.

b.Öz bölgesi : Adrenalin hormonu üretir.
Adrenalin : Bu hormon karbonhidrat metabolizmasını ve kanın akış hızını ayarlar. Korku ve sevinç anında kalbin atış hızının artması bu hormona bağlıdır. Vücuttaki organların ve yaşamsal olayların hızını artıran hormon çeşididir. Heyecanlanma, kızma, korkma… gibi durumlarda bol miktarda üretilir.

4.Pankreas Bezi

Karın boşluğunda midenin hemen alt kısmında bulunan önemli bir organdır. Hem iç salgı hem de dış salgı yapan bir bezdir. Ürettiği iki çeşit hormon ile kandaki şeker (glikoz) dengesini ayarlar.
Pankreas iki çeşit hormon üretir.

a.Glukagon : Pankreasın alfa hücreleri tarafından üretilir. Kan şekerinin (glikozun) artmasını sağlar. Karaciğerde depolanan şekeri kana geçirir.
b.İnsülin : Pankreasın beta hücreleri tarafından üretilir. Kan şekerinin azalmasını sağlar. Şekerin karaciğer ve dokulara geçerek depolanmasında etkilidir.
Not : İnsülin hormonunun yeterince sentezlenmediği durumda, kanda bulunan şekerin bir kısmı böbreklerden süzülerek idrara geçer. Bu olaya şeker hastalığı denir. Şeker hastalığı olanlar dışarıdan hazır insülin hormonu kullanırlar.

5.Eşey Bezleri
Erkekte testisler (erbezleri), kadında ovaryumlar (yumurtalıklar) bu gruba girer. Bu yapılar sperm ve yumurta üretmenin yanında salgıladığı özel cinsiyet hormonları (östrojen, testesteron…) yardımıyla cinsiyet karakterlerinin oluşmasına kaynaklık denir. (Karma bez özelliği)
Eşey bezlerinin çalışmaya başlamasıyla beraber ergenlik çağı değişmeleri de başlar. (Sesin değişmesi, kıl oluşumu…)

Besinler ve Sindirim Sistemi

I. Besinler ve Özellikleri

Beslenme sırasında vücuda alınan yiyecek ve içeceklere besin denir. Besin maddelerinin hücre ve vücutta kullanılmasına da beslenme denir. Tüm canlılar beslenme özelliğine sahiptir.
Beslenmede kullanılan besin maddeleri yardımıyla; vücudun büyümesi, hücrelerin çoğalması, yaralanan yerlerin onarılması yaşamsal enerji üretilmesi, organların çalışması… gibi canlılık faaliyetleri gerçekleştirilir.
Alınan besinin kaynağına göre de 2 çeşit beslenme gurubu bulunur.
Bitkisel Beslenme : Üretici canlılar olan bitkilerin tüketilmesidir. Bitkilerin ürettiği meyve, sebze, yaprak, tohum… gibi besinler bu gruba girer.
Hayvansal beslenme : Tüketici canlıların yenmesidir. Et, süt, yumurta, bal… gibi besinler bu gruba girer.

Not : Su, madensel tuzlar, protein, yağ ve vitaminler hayvansal ve bitkisel besinlerde ortak olarak bulunabilirken şeker ve nişasta sadece bitkisel besinlerde bulunur.


a)Enerji verici besinlerin hücrede yakılma sırası

I.Karbonhidratlar
II.Yağlar
III.Proteinler şeklindedir.

b)Enerji verici besinlerin hücrede enerji oluşturma sırası

I.Yağlar (9,5 KCal)
II.Proteinler (4,3 KCal)
III.Karbonhidratlar (4,2 KCal) şeklindedir.
  • Besin Çeşitleri ve Görevleri
  • Karbonhidratlar
Karbon, hidrojen ve oksijen elementlerinden (C, H, O) oluşmuştur. İlk olarak fotosentez sonucunda üretilir. Karbonhidratların fazlası bitkilerde nişasta olarak depo edilirken, hayvanlarda, glikojen olarak depo edilir. Özel reaksiyonlarla yağ, protein ve vitaminlerin sentezinde kullanılabilir.
Hücrelerde enerji üretmede şekerler öncelikle kullanılır. Bitkisel besinlerde bol miktarda bulunur. Fotosentez sonucu üretilen şekerler yapı ve kullanım yerlerine göre de çeşitleri oluşturulur.

·Glikoz (C6H12O6)
Karbonhidratların en küçük yapı taşıdır. Fotosentez ile bitkilerde üretilir. Çok sayıda glikoz özel bağlarla birleşerek nişastayı, selülozu ve glikojeni oluşturur. Kan sıvısında bulunan kan şekeri glikozdur.

·Nişasta
Çok sayıda glikozun özel bağlarla birleşmesinden oluşmuştur. Şekerin bitkilerdeki depo şeklidir. Nişasta, ayıracı olan iyot çözeltisi ile mavi renge boyanır.

·Selüloz
Yalnızca bitkilerde bulunur. Bitki hücresinin çeperini oluşturur. (Yapı maddesi) Hayvanlar tarafından sindirilemez. (Bazı kuş ve geviş getirenler hariç)

·Glikojen


Yalnızca hayvan hücrelerinde bulunur. Glikozun hayvanlar ve insanlardaki depo şeklidir. Karaciğer ve kas hücrelerinde bol miktarda bulunur.
  • Yağlar
Karbon, hidrojen ve oksijen elementlerinden (C, H, O) oluşmuştur. En küçük yapıtaşı yağ asidi ve gliseroldür. Yağlar, beyaz kağıt üzerine bıraktığı parlak leke ile tanınır.
Vücudun ısı yalıtımını sağlar. Hücre zarının, hormon ve vitaminlerin yapısına katılır. Derinin esnek olmasını sağlar. Kış uykusuna yatan canlılarla göçen kuşlarda depolanmış enerji ham maddesi olarak kullanılır. Karın bölgesindeki iç organları darbelere karşı korur.
  • Proteinler
Karbon, hidrojen, oksijen ve azot elementlerinden yapılmıştır. En küçük yapıtaşı amino asitlerdir (aa). Amino asitler özel bağlarla birleşerek proteinleri meydana getirir.

(C+H+O+N) → Amino Asitler → Protein

Proteinler, ayıracı olan Nikrik asit (HNO3) ile sarı renge boyanır. Süt, et, yumurtada bol miktarda bulunur. Hücrelerin ve vücudun temel yapıtaşıdır. Enzimlerin yapısını oluştururlar. Hücre zarının, kasların, antikorun, vitamin ve hormonların yapısına katılırlar.
  • Vitaminler
Organların çalışma düzenini etkileyerek vücudun direncini artırırlar. Vücuttaki kimyasal olayları düzenlerler. Tüm tüketici canlılarca genellikle bitkilerden alınırlar. Bazı vitaminler (B ve K) insan bağırsağındaki mikroorganizmalar tarafından üretilir. Karaciğerde A, deride D vitamini üretilebilir. Vitaminler sindirilmeden kana karışır ve enerji verici olarak kullanılmazlar. A, D, E, K vitaminleri yağda eriyip vücutta depolanırken B, C vitaminleri suda eriyip vücutta depolanmaz. Eksikliğinde çeşitli hastalıklar görülür.

A Vitamini eksikliğinde → Gece körlüğü
B Vitamini eksikliğinde → Beriberi hastalığı
C Vitamini eksikliğinde → Diş eti kanaması
D Vitamini eksikliğinde → Raşitizm
E Vitamini eksikliğinde → Kısırlık
K Vitamini eksikliğinde → Kanın pıhtılaşmaması hastalıkları oluşur.
  • Mineraller
Yeryüzünde, maden şeklinde bolca bulunurlar. Canlılarca tabiattan hazır olarak alınır. Sindirilmeden kana karışırlar. Kemiklerin, dişlerin oluşmasında, kasların kasılmasında, sinirlerde uyartıların iletilmesinde, enzimlerin çalışmasında… görev yapar.
  • Su
Vücutta en fazla ihtiyaç duyulan besindir. Vücuttaki kimyasal olaylar ancak sulu ortamda gerçekleşir. Su iyi çözücü olduğundan besinlerin sindiriminde, emiliminde, taşınmasında ve boşaltımında kullanılır. Sıcak ve soğuk kanlı canlılarda vücut sıcaklığının yayılmasında kullanılır.

II. Sindirim Organları

Büyük yapılı organik besinlerin, su ve sindirici enzimler etkisi ile kendilerini oluşturan en küçük yapı taşlarına ayrılması olayına sindirim denir. Bu olayı gerçekleştiren sisteme de sindirim denir. Sindirim bir çeşit hidroliz (parçalanma) olayıdır.

Enzim : Canlılardaki kimyasal reaksiyonlara girerek reaksiyonları hızlandıran ve daha kısa sürede gerçekleşmesini sağlayan canlılık yapılarıdır. (Biyolojik katalizör) Proteinden yapılmış olup tekrar tekrar kullanılabilirler.

Sindirime Uğrayacak Besinler ;

Büyük yapılı, hücre zarından geçemeyen karbonhidratlar, yağlar, proteinlerdir.

A. Sindirim Çeşitleri
    • Yapılma Şekline Göre Sindirim Çeşitleri
a)Fiziksel Sindirim : Büyük yapılı besin maddelerinin enzim kullanılmadan bazı organlar tarafından küçük parçalara ayrılması olayıdır.
Örnek : Katı besinlerin dişler etkisiyle öğütülmesi… gibi.

b)Kimyasal Sindirim : Besin maddelerinin enzim kullanılarak yapıtaşlarına kadar parçalanması olayıdır.
Örnek : Proteinlerin mide ve ince bağırsakta aminoasitlere kadar parçalanması… gibi.
    • Gerçekleştiği Yere Göre Sindirim Çeşitleri
a)Hücre içi sindirimi : Hücre içerisine alınan büyük moleküllü besinlerin lizozom enzimleri ile sindirilmesine denir. Örnek olarak amipin beslenmesi gibi.
b)Hücre dışı sindirim : Besinlerin hücre dışında ve organlar içerisinde enzimlerle sindirilmesi olayıdır. Sindirilen besinler daha sonra porlardan hücre içine emilir. Örneğin ince bağırsaktaki sindirim gibi.

B. İnsanda Sindirim Sistemi

İnsanda sindirim sistemi kanallı bir özellik taşır. Ağızda başlar ve anüste biter.
  • Ağız
Dil, diş ve tükürük bezlerinden oluşur. ağza alınan besinler tükürük bezinden salınan tükürükle yumuşatılır ve dişlerle çiğnenerek küçük parçalara ayrılır. Böylece besinlerin yüzeyi artırılır. Bu olay besinlerin enzimler tarafından parçalanmasını kolaylaştırır. Tükürük bezlerinden karbonhidratların sindirimi için amilaz (pityalin) enzimi salgılanır. Dil ile, çiğnenen besin yutağa itilir.
Dişler : Çiğneme olayı ile besinlerin parçalanması ve öğütülmesi işlemini yaparlar. Büyük yapılı besinleri fiziksel olarak sindirip yutabilmesine olanak sağlarlar. Dişler, boyuna kesit alındığında dıştan içe doğru 3 tabakadan oluşur.
Mine tabakası : Dişin taş kısmı olup beyaz renkli yeridir. % 98 oranında kalsiyum ve fosfor minerallerinden oluşur ve dişin en sert kısmıdır.
Fildişi tabakası : Dişin kemik kısmı olup dişi çene kemiğine bağlar.


Diş özü tabakası : Kan damarlarının, sinirlerin bulunduğu yerdir. Dişin beslenmesini ve büyümesini sağlar.
  • Yutak
Soluk borusu ile yemek borusunu birbirinden ayırır. Besinleri, ağızdan yemek borusuna iletir. Kaslı bir yapıya sahip olup yutkunmayı sağlar. Dışarıdan alınan solunum havasını da nefes borusuna gönderir.
  • Yemek Borusu
Sindirim borusunun yutakla mide arasındaki kısmıdır. Burada kimyasal sindirim yapılmaz. Yutulan besinlerin mideye taşınması sağlanır.
  • Mide
Karın boşluğunun sol üst kısmında bulunur. Yenen besinlerin bir süre depolanmasını ve parçalanmasını sağlar. Mide, özsuyu ve tuz asidi (HCl) salgılar. Tuz asidi proteinlerin sindirimini yapan pepsin enzimini aktif (çalışır) hale geçirir. Pepsin enzimi de proteinleri parçalar.
Mide duvarında güçlü düz kaslar bulunur. Bu kasların kasılması ile besinler su ile karıştırılıp bulamaç haline (kimus) getirilir. Ayrıca midedeki tuz asidi (HCl) besinlerle mideye ulaşan mikropları öldürür.



  • İnce Bağırsak
Tüm besin çeşitlerinin kimyasal sindiriminin asıl yapıldığı ve tamamlandığı yerdir. Mideden sonraki ilk kısmına oniki parmak bağırsağı denir. İç yüzeyinde emilimi sağlayan çok sayıda villüs (Tümür) bulunur. Villüsler sindirilen besinlerin emilmesini sağlar.
Karaciğer ve pankreas organları özel kanallarla ince bağırsağa sindirici sıvı gönderirler. İnce bağırsak ile kalın bağırsak arasında kör bağırsak bulunur. Kör bağırsak, üzerindeki apandis ve lenf bezleri etkisiyle kalın bağırsaktan ince bağırsağa, çürükçül mikroorganizmaların ulaşmalarını önler.
  • Kalın Bağırsak
Sindirim artıklarının depolanıp zaman zaman dışarı atılmasını sağlayan bölümüdür. İhtiyaç halinde su ve minerallerin emilmesi sağlanır.
  • Anüs
Sindirim borusunun son kısmı olup sindirilemeyen artıkların dışarıya atılmasını sağlar.
  • Sindirime Yardımcı Organlar
a)Karaciğer : Ürettiği safra tuzları, ve sıvısı oniki parmak bağırsağına geçerek yağların sindirimini kolaylaştırır.
Kan şekerini ayarlamaya yardımcı olur. Glikoz ve vitamin depo eder. Zehirli maddeleri etkisiz hale getirir.
b)Pankreas : Hem iç hem de dış salgı yapan bir organdır. Protein, yağ ve karbonhidratların sindirimi için enzim salgılar. Salgılarını özel bir kanal ile onikiparmak bağırsağına döker.
İnsülin ve glukagon hormonu salgılar. Bu hormonlar yardımıyla kan şekerinin dengesini ayarlar ve kan şekerinin seviyesini sabit tutar.

Sinir Sistemi



Çok hücreli, gelişmiş yapılı canlıların (insanlar, omurgalı ve bazı omurgasız hayvanlar) vücudu özel görevler yapan organ ve sistemlerden oluşur. Vücudu oluşturan kalp, akciğer, kas, böbrek, mide… gibi organlar ile bazı organların oluşturduğu dolaşım, boşaltım, solunum, sindirim… gibi sistemlerin birbirine bağlı, koordineli ve ahenkli çalışmasını sağlayan, yöneten sisteme sinir sistemi denir. İnsanda sinir sistemi vücudu etkileyen iç ve dış etkiler karşısında, organ ve sistemlerin çalışmasını düzenler. Sinir sistemi vücuttaki uyarılma, değerlendirme, uyarma, görevlerini etkili ve hızlı bir şekilde gerçekleştirir. Sinir sistemi yapı ve görevlerindeki farklılığa dayanarak kısımlara ayrılır. Bunlar merkezi ve çevresel sinir sistemleridir.
  • Merkezi Sinir Sistemi
Sinir sisteminin yönetim ve değerlendirme ile ilgili kısmıdır. Vücudun idare merkezi olup organ ve sistemlerin çalışma düzenlerini ayarlar. Merkezi sinir sistemi özel sinirsel organlardan oluşur. Kafatası ve omurga kemikleri arasında korunan bu sinirsel organlar beyin, beyincik, omurilik soğanı ve omuriliktir.

a)Beyin : Merkezi sinir sisteminin en önemli organı olan beyin, kafatası içerisinde bulunur. Süngersi ve çok hassas yapıda olan beyni, kafatası kemikleri çarpma, vurma, darbe, mikroplar… gibi dış etkilere karşı korur. Milyonlarca sinir hücresinin örümcek ağı şeklinde birleşmesiyle oluşan beyin, simetrik yapılı olup sağ ve sol iki yarım küreden oluşur. Beyin yarım kürelerinin yüzeyinin girintili çıkıntılı yapıda olması beynin yüzeyini genişletir. Vücudun irade merkezi olan beyin, vücutta bilinçli şekilde yapılabilen yaşamsal olayları yönetir. Beynin görevleri arasında;
·Duyu organlarından gelen bilgilerin değerlendirilmesi,
·İskelet (kol-bacak) kaslarının çalıştırılması,
·Öğrenme, düşünme, hafıza, hayal kurma,
·Bilgi üretme, problem çözme, konuşma… bulunur.
b)Beyincik : Kafatasının arka tarafında beyinle omurilik soğanı arasında bulunur. Yapı ve görünüşü beyine benzediği için bu ismi almıştır. Sağlı sollu 2 yarım küreden oluşur ve yüzeyi girintili çıkıntılıdır. Beyincik vücudun denge organı olup düzenli kas hareketlerinin yapılmasını sağlar. Beyincik kulaktaki yarım daire kanalları, ayak tabanındaki ve gözdeki duyu hücrelerinden aldığı uyarıları değerlendirir. Değerlendirme sonucunda beyinle etkileşerek iskelet kaslarının çalışma tempo ve düzenini ayarlar.
·İnsanların ritimsel yürümesi, koşması,
·Kuşların havada ahenkli uçması,
·Balıkların suda düzenli yüzmesi… örnek verilebilir.
c)Omurilik Soğanı : Omurga kemikleri içerisinde beyinle omurilik arasında bulunu. Omuriliğin devamı şeklinde görülüp yapısı beyne benzemez. Dış kısmı düzdür. İç organların yönetimi ile sinirsel iletimde görev yapar. Canlı yaşamı için çalışması şarttır.
·Beyinle omurilik arasında sinirsel bilgi iletimini,
·Kalp, akciğer, bağırsak, mide, damar… gibi iç organların istemsiz çalışmasını,
·Çiğneme, yutma, nefes alma, aksırma… olaylarını kontrol eder.

)Omurilik : Omurga kanalı içerisinde yer alır. Omurgadaki omur kemikleri, bu sinirsel organı dış etkilere karşı korur. Omuriliğin dış kısmı düzdür. Omurilik sinirleri kafatasından itibaren oturak kemiklerine kadar uzanır. Omurilik vücutta ağaç kökü şeklinde tüm vücuda, sinirsel dallar verir. Vücut ile merkezi sinir sitemi arasındaki bağlantıyı sağlar. Özellikle beyinle bağlantısında bir farklılık görülür. Vücudun sağ tarafını beynin sol tarafına ve vücudun sol tarafını da beynin sağ tarafına bağlar. Çalışması canlı yaşamı için şart olan omurilik;
·Beyin, omurilik, omurilik soğanı ile vücut organları arasındaki sinirsel iletimi,
·Ani ve güçlü etkilere karşı istemsiz tepki gösterilmesi (refleks) olaylarını kontrol eder.
  • Çevresel Sinir Sistemi
Lifsi yapıdaki sinir tellerinden (hücrelerinden) oluşur. Merkezi sinir sistemi organları ile vücut organları arasında uyarı, emir ve duyuları taşır. Duyu organlarından beyne uyarıları taşırken, beyin ve omurilikten kas ve salgı bezlerine emirleri iletir.

SİNİRLER VE ÖZELLİKLERİ
Merkezi ve çevresel sinir sistemleri yapısal birim olan sinir hücrelerinden oluşur. Sinir hücrelerinin bir adı da nörondur.

Sinir sisteminde milyonlarca nöron bulunur. Nöronlar genel olarak hücre gövdesi ve uzantılar olmak üzere 2 kısımdan oluşur.

·Hücre Gövdesi : Çekirdek, sitoplazma ve organelleri taşır. Sinir hücresinin yönetilmesini ve yaşatılmasını sağlar.
·Uzantılar : Uyarıları alma ve iletme görevini yapar. Uzantılar, 2 çeşit olup kısa ve çok sayıda olanına dentrit, uzun ve bir tane olanına akson denir.

Sinir hücrelerinde taşınan sinirsel bilgilere (mesajlara) uyartı (impuls) denir. Bir sinir hücresi üzerinde uyartıların taşınma hızı sabittir. Sinir sistemindeki duyu nöronları merkezi sinir sistemine uyartıları taşırken, motor nöronlarda merkezi sinir sisteminden organlara doğru uyartıları taşır.
Ayrıca akson üzerindeki mumsu yapıda yağlı miyelin tabakası bulunur. Miyelin tabakası akson ile çevresi arasında yalıtımı sağlayarak uyartıların iletim hızını artırır. Sinir sistemini oluşturan milyonlarca nöron arasındaki bağlantı yerine sinaps denir. Sinapslarda uyartılar kimyasal olarak taşınır. Sinapslar sayesinde tüm sinirler doğrudan yada dolaylı olarak birbirleriyle bağlantı kurar.



Sinir sisteminde görevlerine göre 3 çeşit sinir hücresi bulunur.
  • Duyu Nöronları : Duyu organlarından beyne bilgi taşır.
  • Motor Nöronlar : Beyin, beyincik, omurilik, omurilik soğanından vücut organlarına emirleri taşır.
  • Ara Nöronlar : Beyin, beyincik, omurilik, omurilik soğanının yapısını oluşturur. Bilgi-işlem merkezleri olup sinirsel bilgi değerlendirmesini yaparlar.
Not : Sinirsel bilgiler (uyartılar); nöronların dentrit ve aksonları üzerinde elektriksel değişmelerle iletilirken, nöronlar arasında da kimyasal değişmelerle iletilir.

REFLEKS OLAYI

Duyu organlarına yapılan ani, hızlı ve güçlü uyarılara karşı kaslar, bezler… yardımıyla aynı şekilde tepki gösterilmesine refleks denir. Refleks davranışları bilinçsiz olarak yapılır ve omurilik tarafından yönetilir. Refleks olayı vücudu koruyan bir mekanizmadır.

Refleksler kazanılma şekline göre 2’ye ayrılır.

a)Doğuştan kazanılan (şartsız) refleks : Kişinin kalıtsal yapısında bulunur. Doğumdan itibaren hayat boyu yaşamı etkiler. Nesilden nesile aktarılır.
·Diken batan parmağın çekilmesi
·Diz kapağına vurulduğunda ayağın uzatılması
·Yüksek ışıkta göz bebeğinin küçülmesi
·Gürültülü seste yere kapanma…
b)Sonradan kazanılan (şartlı) refleks : Kişinin kalıtsal yapısından olmayıp öğrenilme sonucu sonradan kazanılır.
·Limon sesini duyunca ağzın sulanması
·Zil sesini duyan köpeklerin ağzının salya çıkarması
·Bisiklet ve araba sürme davranışları
Solunum ve Boşaltım Sistemi

I.Solunum Sistemi
Gelişmiş yapılı hayvanlar ile insanlarda, atmosfer havası ile vücut hücreleri arasında gaz değişimini sağlayan sistemdir. (Deri, akciğer, solungaç yaprak trake…) İnsanlar akciğer solunum sistemine sahiptir. Solunum sisteminin görevini yapması için dolaşım sistemiyle bağlantılı olarak çalışması gerekir.
Solunum organları yoluyla vücuda alınan oksijenin besinleri yakmasıyla hücrelerde enerji üretilmesine hücre solunumu denir. Hücre solunumunun sürekliliğini sağlamak için hücrelere oksijen (O2) taşınmalı ve solunum sonucu oluşan karbondioksit de (CO2) ortamdan uzaklaştırılmalıdır. Bu durumu sağlayan sisteme solunum sistemi denir.
  • Solunum Sisteminin Bölümleri
İnsanlarda bir kanal şeklinde olan solunum sistemi burun, yutak, soluk borusu, bronşlar, akciğerler, diyafram ve göğüs kaslarından oluşur.
  • Burun
Solunum borusunun başlangıç kısmıdır. Solunum havasının dışarıdan vücuda girmesini sağlar. Burun, alınan havanın nemlendirilmesini, ısıtılmasını ve temizlenmesini sağlar.
  • Yutak
Yemek borusu ile nefes borusunun birleştiği yerdir. Burundan gelen havayı nefes borusuna iletir. Yutulan lokmaların da yemek borusuna geçmesini sağlar.
  • Nefes (Soluk) Borusu
Yutak ile akciğeri birbirine bağlar. İçinde yutağa doğru uzanan titrek tüyler vardır. Bu tüylerin tek yönlü hareketleriyle tutulan toz parçalarını ve mukus salgısını yutağa getirir.
Soluk borusu, üst kısmında genişleyerek gırtlağı oluşturur. Gırtlakta konuşmamızı sağlayan ses telleri bulunur. Soluk borusu yutkunurken yutaktaki kapakçıkla kapatılır. Soluk borusunun her zaman açık kalmasını içerisindeki yarım ay kıkırdakları sağlar. Ancak bronşçuklarda bu kıkırdak halkalar bulunmaz.

4. Bronşlar
Soluk borusu alt kısmında ikiye ayrılarak bronşları oluşturur. Bir çift olan bronşlar, akciğer içerisinde dallanarak bronşçukları oluşturur. Bronşçuklar baloncuklar şeklinde bulunan alveoller (hava kesesi) ile sonlanır.
  • Akciğerler
Göğüs boşluğunda ve kalbin çevresinde bulunur. Bir çift olan akciğerler atmosfer havası ile kan arasında gaz değişimini sağlar. Akciğerler içerisindeki bronşçuklar ucunda üzüm salkımı şeklinde alveoller (hava keseleri) bulunur.
Alveoller üzerinde kılcal kan damarları bulunur. Oksijen ve karbondioksit değişimi alveoller üzerinde gerçekleşir.
Sağ ve sol olmak üzere iki bölümden oluşmuştur.

Akciğerde sağ bölüm 3 parçadan sol bölüm ise iki parçadan oluşur. Çünkü sol bölümde kalp bulunur.
Alveol, kılcal damarlar ile gaz alış verişinin yapıldığı yerdir. Kısaca gaz alış verişi alveoller ile kılcal damarlar arasında difüzyon ile olur. Soluk alındığında alvollerden oksijen kana geçerek alyuvarlar tarafından tutulur. Alyuvarlar hemoglobin bulundurduğu için O2 taşıma kapasitesi yüksektir.
Dokuya gelen alyuvarlar O2 yi buraya bırakırlar. Buradan da CO2 alarak akciğerlere taşırlar.
  • Diyafram ve Göğüs Kasları
Göğüs ve karın boşluğunu ayıran diyafram kası ile kaburgalar arasındaki göğüs kasları kasılıp gevşeyerek akciğerin balon şeklinde hacminin değişmesini sağlarlar.
  • Solunum Sisteminin Çalışması
Solunum sisteminin temel amacı, kan ile temiz havayı yan yana getirerek gaz değişimini sağlamaktır.

O2

Atmosfer havası Alveol kılcalları

O2
Solunum sisteminin çalışması istemsiz ve ritimsel olup omurilik soğanı tarafından yönetilir. Bir insan dakikada 12-15 kez nefes alıp verebilir. Solunum sisteminin çalışmasında 2 temel olay gerçekleşir.

a)Soluk alma olayı
b)Soluk verme olayı

1.Soluk Alma
Akciğerlerin temiz hava ile dolması sonucu oksijenin kana karbondioksitin dışarıya geçtiği olaydır.
Soluk alırken;
·Kaburgalar arasındaki kaslar kasılır,
·Diyafram kası kasılır (düzleşir),
·Göğüs boşluğu ve akciğerler genişler,
·Oksijen alvollere kadar ilerler,
·Alveollerdeki oksijenler kana geçer,
·Kandaki CO2 alveollere geçer.

2.Soluk verme
Akciğerdeki kirli havanın dışarı verilmesidir.
Soluk verirken;
·Kaburgalar arası kaslar gevşer,
·Diyafram kası gevşer (kubbeleşir),
·Göğüs boşluğu ve akciğer daralır.
·Alveollerdeki CO2 dışarı atılır.

OLCAY ELMAS


__________________
Taş devri taşlar bittiği için değil,kafalar değiştiği için sona ermiştir.

Konu Efendy tarafından (06-03-2008 Saat 22:39 ) değiştirilmiştir..
Efendy isimli üye şimdilik online (bağlı) değildir.   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Yer İmleri

Seçenekler
Biçim

Yetkileriniz
Yeni konu açamazsınz.
Mesajlara cevap yazamazsınız.
Mesajlara dosya ekleyemezsiniz.
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz.

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Açık


Forumlarımızdaki tüm saat ayarları Türkiye saatine göre düzenlenmiştir. Şu an saat : 09:34 .


Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0
Türkçe : www.40dk.com | ARAF |
Tüm hakları 40dk.com | Eğitim-Öğretim-Bilgi Deposu | web sitesine aittir.İzinsiz alıntı yapılamaz.Ad Management by RedTyger

eXTReMe Tracker