![]() |
|
|||||||
| Kayıt ol | Yardım | Üye listesi | Tarihsel Takvim | Arama | Bugünün mesajları | Forumları okunmuş olarak işaretle |
| Fen Bilgisi Fen Bilgisi dersi ile ilgili tartışmalar, paylaşımlar, dosya ve dökümanlar. |
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler | Biçim |
|
|
#1 (permalink) |
|
Denetleyici
![]() Üyelik tarihi: Nov 2007
Yaş: 31
Mesajlar: 27
|
Dolaşım Sistemi
İnsanda Dolaşım Sistemi Tüm canlı organizmaların yaşayabilmesi için beslenme-boşaltım, solunum yapması gereklidir. Gelişmiş yapılı, büyük vücutlu canlılarda besinlerin ve temiz havanın vücuda yayılmasını, hücrelerde oluşan artıkların boşaltım organlarına ulaştırılmasını sağlayan yapılara dolaşım sistemi denir. Dolaşım sistemi çiçekli bitkiler, eklem bacaklılar, yumuşakçalar, derisi dikenliler ve omurgalı canlılarda bulunur. Genel olarak tüm sistemlerle ilişkili olan dolaşım sistemi kalp, damarlar ve kan dokusundan oluşur. İnsanlarda dolaşım sistemi;
Kapalı kan dolaşımına sahip olan insanda kalp, atar, toplar, kılcal damarlar ve kan sıvısı dolaşım sistemini oluşturur. Dolaşım sisteminin çalışması istemsiz olup, kalp ve kaslı damarların çalışma düzenini omurilik soğanı ayarlar.
İnsanlarda kalp iki kulakçık ve iki karıncık olmak üzere dört gözlüdür. Kalbin sol bölümünde temiz kan, sağ bölümünde ise kirli kan bulunur. Kalp kaslarının beslenmesini koroner damarlar sağlar. Dört odacıklı olan kalbin üstteki 2 odacığına kulakçık denir. Kulakçıklar toplardamarlarla bağlantılıdır. Alttaki iki odacığına da karıncık denir. Karıncıklar atardamarlar ile bağlantılıdır. Kalpte kulakçıklar ile karıncıklar arasında tek yönlü açılan kapakçıklar bulunur. Bu kapakçıklar karıncıkların kasılması sırasında kanın geriye dönmesini önler.
Not : Kulakçıklar kasılırken, karıncıklar gevşer, karıncıklar kasılırken kulakçıklar gevşer. Odacıklar kasılırken kan pompalanır ve gevşerken kan dolar. Kalbin, atışı esnasında damarlarda oluşturduğu sarsıntıya nabız, atardamarlarda akan kanın oluşturduğu basınca tansiyon denir.
Not : Karaciğer kapı toplardamarı, bağırsaktan emilen besinleri karaciğere getirir. Not : Atardamarlarla toplardamarların yapısında damarın çeşidine göre ince yada kalın bir kas tabakası bulunur. Damar kasları, kanın hareketini ve kan basıncını ayarlar.
-Oksijen ve besin hücrelere geçer. -Karbondioksit ve atık maddeler de hücrelerden kılcal damarlara geçer. C. Kan Vücudun sıvı olan tek dokusudur. İçeriğinin %90 kadarı su olduğu için akıcıdır. Damarlar içerisindeki madde taşınmasında rol oynar. Kan dokusu 2 kısımdan oluşur. 1.Kan Sıvısı (Plazma) Bol miktarda su, organik (glikoz, aminoasit, protein) ve inorganik maddeler ve minerallerden meydana gelmiştir. Kan proteinleri, hormonlar, antikorlar ve üre kan sıvısında bulunur. Görevi hücrelere besin taşımak ve artıkları dokulardan uzaklaştırmaktır. Not: CO2 miktarı fazla olan kana kirli kan, O2 miktarı fazla olan kana temiz kan denir. Kan sıvısındaki hücreler ve proteinlerin elenmesiyle elde edilen sarı renkli sıvı kısma serum denir. Serum içerisinde besinler ve antikorlar bulunur. 2.Kan Hücreleri Kan sıvısında özel görevi olan üç çeşit hücre vardır. ·Alyuvarlar (Eritrositler) : Kırmızı kemik iliğinde üretilirler. Yaşlanmış alyuvarlar karaciğerde parçalanır. Çekirdekleri yoktur. Oksijen ve karbondioksit taşınmasında görevlidir. Yapısında oksijen taşıyan ve kana kırmızı rengini veren hemoglobin (Fe içerir) bulundurur. Kan gruplarının oluşmasını sağlayan özel proteinleri (Antijen) taşır. ·Akyuvarlar (Lökositler) : Sarı kemik iliği, dalak ve lenf bezlerine üretilirler. Vücudu mikroplara karşı korurlar ve antikor üretirler. Hastalık anında sayıları artar. Hareket ederek damar dışına çıkabilirler ve yıpranmış, ölü hücreleri yiyerek temizlerler. Çekirdekleri vardır. ·Kan Pulcukları (Trombosit) : Kanın damar dışına çıkması halinde pıhtılaşmasını sağlarlar. (Fibrinojen proteini ile) Karaciğer tarafından üretilen Heparin maddesi ise kanın damar içinde pıhtılaşmasını engeller. Renksiz olup çekirdek taşımazlar. Çalışması için K vitaminleri gereklidir. II.Dolaşım Şekilleri 1.Küçük Kan Dolaşımı Bu dolaşım şeklinin amacı kirli kanı oksijen yönüyle zenginleştirmek yani kanı temizlemektir. İzlediği yol sağ karıncıkta başlayıp sol kulakçıkta biter. Sağ karıncıktaki kirli kan akciğer atar damarı ile akciğerlere götürülüp orada temizlenir. Temizlenen kanın akciğer toplar damarıyla kalbin sol kulakçığına getirilmesine küçük kan dolaşımı denir. Kirli kirli temiz temiz Sağ Karıncık → Akciğer atardamarı → Akciğer → Akciğer Toplardamarı → Sol kulakçık 2.Büyük Kan Dolaşımı Bu dolaşımın amacı temizlenen kanı vücuda dağıtıp, kirli kanı kalbin sağ kulakçığına getirmektir. Sol karıncıktaki temiz kan aort atardamarıyla tüm vücuda gönderilir. Vücuttan toplanan kirli kan toplar damar ile kalbi sağ kulakçığına gelir. temiz temiz kirli Karıncık → Aort atardamarı → Vücut → Toplardamar kirli → Sağ kulakçık III.Lenf Dolaşımı Lenf kanalları, lenf bezleri ve lenf organlarından oluşur. Sindirim sonucu oluşan yağ asitleri ve gliserolü taşıyarak kan sıvısına aktarır. Çok sayıda akyuvar içerdiği için vücut savunmasında görevlidir. Lenf bezleri antikor üretir. Hastalarda lenf bezleri şişer. (Bademcik, dalak v.s.) IV.Kan Grupları Kana kırmızı rengini veren alyuvarlar, üzerlerinde taşıdıkları özel kan proteinleri etkisiyle de kan gruplarının oluşmasını sağlar. Bu özel proteinler 3 çeşittir. A, B ve Rh proteinleri alyuvarlarda bulunup bulunmamalarına göre çok sayıda kan grubu oluşur. ·A grubu : Alyuvarların yapısında A proteinleri bulunur. ·B grubu : Alyuvarların yapısında B proteinleri bulunur. ·AB grubu : Alyuvarların yapısında hem A hem de B proteinleri karışık olarak bulunur. ·O grubu : Alyuvarların yapısında A ve B proteinleri bulunmaz. ·Rh (+) grubu : Alyuvarların yapısında Rh proteinleri bulunur. ·Rh (-) grubu : Alyuvarların yapısında Rh proteinleri bulunmaz. Bağışıklık mekanizmasının bir ürünü olan bazı özel antikorlar (çökeltici madde) da kanda bulunabilir. Bunlarında 3 çeşidi vardır. A antikoru, B antikoru ve Rh antikorudur. Hiçbir kanın yapısında aynı isimli protein ve antikorlar yan yana bulunmazlar Çünkü aynı isimli protein ve antikorlar karşılıklı etkileşecek olurlarsa birbirlerini tutarak katılaşır ve çökelirler. Bu nedenle ; Not : A proteini + A antikoru çökelir. B proteini + B antikoru çökelir. Rh proteini + Rh antikoru çökelir. A grubunda → B antikoru B grubunda → A antikoru 0 grubunda → A ve B antikorları Rh(-) grubunda → Rh antikoru bulunur. Rh(+) grubunda → Rh antikoru bulunmaz. AB grubunda → A ve B antikoru bulunmaz. Kan alış verişlerinin yapılabilmesi için alan ve veren kişilerin kan proteinleri ile antikorlarına bakılır. Buna göre de her grup kendisinden kan alabilir. Not : AB0 sisteminde 0 grubu genel verici, AB ise genel alıcı olarak adlandırılır. İskelet, Kas ve Endokrin Sistemi Canlılarda aktif hareketi sağlayan yapılar iskelet ve kas sistemleridir. Hareket sağlayıcı kaslar destekleyici iskeletle birleşerek canlının hareket sistemini oluşturur. I.İskelet Sistemi İnsana şekil veren, organlara desteklik sağlayan ve koruyan yapıya iskelet denir. İskelet sisteminin yapı birimleri kemiklerdir. İnsan vücudu 210 kemikten oluşmuştur. Kemikler, kan hücrelerinin üretilmesi, bazı minerallerin depolanması, vücuda dik şekil kazandırılması görevlerini yapar.
Kemikler birbirine çok sıkı tutunmuşlardır ve aralarında oynamaz eklemler vardır. Baş kemikleri içerisindeki beyin ve beyinciği korur. 2. Gövde İskeleti Omurga ve göğüs kafesinden oluşur. Omurga : Omur adı verilen düzensiz şekilli kemiklerden oluşur. İçinde şerit halinde omurilik siniri vardır. Bu sinirin bulunduğu kanala omurilik kanalı denir. Omurga tüm kemikleri doğrudan ya da dolaylı olarak bağlandığı iskelet yapısıdır. Göğüs Kafesi : Sırt omurları, kaburgalar ve göğüs kemiğinden oluşur. Hareketli özellikteki bazı iç organların çalışmasını kolaylaştırır. Akciğerler ve kalp burada korunur. 3. Üyeler (kol ve bacaklar) Kol ve bacaklar gövdeye kemik köprüler ile bağlanmıştır. Bu köprülerle aralarında tam oynar eklemler vardır. Omuz Kemeri : Kürek kemiği ve köprücük kemiğinden oluşur. Kol kemiklerini omurgaya bağlar. Kalça Kemeri : Kalça kemiği ve uyluk kemiğinden oluşur. Bacak kemiklerini gövdeye bağlar. B. Kemiklerin Yapısı ve Çeşitleri 1. Kısa Kemikler Boyları kısa olan kübik yapılı kemiklerdir. Omurlar, el ve ayaklardaki bilek parmak kemikleri… bu gruba girer. 2. Yassı Kemikler Kalınlıkları az, levha şeklindeki kemiklerdir. Kaburga, kürek kalça, yüz ve kafatası kemikleri… bu gruba girer. 3. Uzun Kemikler Boyları uzun silindirik kemiklerdir. Kol ve bacaklarda bulunan kemiklerdir. (uyluk, kaval, pazı, önkol… kemikleri gibi). 4. Düzensiz Şekilli Kemikler Uzun veya kısa belirli bir şekle sahip olmayan kemiklerdir. Omurgayı oluşturan omur kemikleri bu gruba girer. Kemiklerin Yapısı ·Kemik zarı (Periost) : Kemiğin enine büyümesini, beslenmesini, kırılma ve çatlamalarda onarılmasını sağlar. ·Kıkırdak Doku : Eklem bölgelerinde, hareket esnasındaki kemiğin aşınmasını önler. ·Süngerimsi Kemik : İçinde kırmızı iliği bulundurur. Kırmızı kemik iliği kan hücreleri üretir. ·Sarı ilik : Yağ depolar ve kan hücreleri (akyuvarlar) üretir. ·Sert (sıkı) Kemik : 2/3 ü minerallerden (kalsiyum, fosfor), 1/3 de hücrelerden oluşur. Kemiğe sertlik ve direnç kazandırır. ·Kırmızı İlik : Alyuvarları üretir. C. Eklemler Kemikleri birbirine bağlayan yapılara eklem denir. Hareket yeteneğine göre 3 çeşit eklem bulunur. 1.Oynar (hareketli) eklemler : Omuz eklemi, kalça eklemi. 2.Yarı oynar eklemler : Omurlar arası eklemler. 3.Oynamaz eklemler : Baş, kalça eklemleri. II.Kas Sistemi Vücudun hareketini, bazı organların çalışmasını sağlayan yapılara kas denir. Kaslar kasılıp – gevşeme özelliğine sahip olan hücrelerden oluşur. Kas hücrelerinin birleşmesiyle oluşan ipliksi yapılara kas teli (lif) denir. Kas tellerinin birleşmesiyle oluşan yapılara da kas demeti denir.
III.Endokrin Sistemi A. Hormonlar ve Özellikleri Canlıların vücudundaki yapılar arasında bir iletişim ve koordinasyon vardır. Bu koordinasyon sinir sistemi ve hormonlar ile sağlanır. Sinir sistemi ve hormonal sistem ortaklaşa organların çalışmasını düzenler. Hormonlar insanlarda iç salgı bezleri tarafından üretilir. Üretilen hormonlar kan sıvısına verilerek etkileyeceği hedef organa yollanır. Hormonlar kan yolu ile vücutta yayılırlar ancak sadece ilgili hedef organları etkileyebilirler. Hormonların organları etkilemesi yavaş ve uzun sürelidir.
·Dış salgı bezi : Ürettiği salgıyı (enzim, tükürük…) özel bir kanalla ilgili organa yollar. ·İç salgı bezi : Ürettiği salgıyı (hormon) doğrudan kana verir. ·Karma salgı bezi : 2 çeşit salgı maddesi (enzim ve hormon) üretip hem kana hem de ilgili organa ayrı ayrı yollar. 1. Hipofiz Bezi Hipofiz bezi, beynin taban kısmında hipotalamusun altındaki kemik boşluğundadır. Fasulye büyüklüğünde, pembe renkli bir bezdir. Ön ve arka lob olmak üzere iki parçalı bir yapıya sahiptir. ·İç salgı bezlerinin patronu olup, salgıladığı hormonlarla diğer bezlerin çalışmasını kontrol eder. ·Sinir sistemi ile hormonal sistem arasında ilişki kurar. ·Vücudun büyümesi ve gelişmesi tamamen bu bezin ürettiği büyüme hormonuyla sağlanır. Büyüme hormonu insanda fazla salgılanacak olursa devlik, az salgılanacak olursa cüceliğe sebep olur. ·Ayrıca ürettiği özel salgılar yardımıyla kan basıncını, su dengesini… ayarlar. 2. Tiroit Bezi Boynun ön, üst kısmında gırtlağın hemen altında yer alır. Parçalı bir yapıya sahiptir. Tiroit bezi iki çeşit hormon üretir. a.Tiroksin Hormonu : Vücut metabolizmasının hızını, büyümeyi ve gelişmeyi etkiler. İyot olmadan tiroksin hormonu sentezlenemez. Bu sebeple yiyeceklerde iyot bulunmasına dikkat edilmelidir. Not : Eğer vücuda yeterince iyot alınmazsa tiroit bezi aşırı şişerek tiroksin üretmeye çalışır. Sonuçta tiroit bezinin hacmi artmakta ve “guatr” adı verilen rahatsızlığa sebep olmaktadır. b.Kalsitonin Hormonu : Kandaki kalsiyum ve fosfat miktarını düzenler. Kalsiyum ve fosfat gibi baz minerallerin kemiklerin yapısında depolanmasıyla kemiklerin sertleşmesini sağlar. 3.Böbrek Üstü Bezi Karın boşluğunun bel bölgesinde bir çift olarak bulunur. Böbrek üstü bezi, kabuk ve öz bölgesi olmak üzere yapı ve görev bakımından farklı iki kısımdan oluşur. a.Kabuk bölgesi : Aldosteron hormonunu salgılar. Aldosteron : Vücudun su ve mineral oranını ayarlar. Vücutta ve kanda bulunan, su ve minerallerin böbreklerden süzülme oranını ayarlar. b.Öz bölgesi : Adrenalin hormonu üretir. Adrenalin : Bu hormon karbonhidrat metabolizmasını ve kanın akış hızını ayarlar. Korku ve sevinç anında kalbin atış hızının artması bu hormona bağlıdır. Vücuttaki organların ve yaşamsal olayların hızını artıran hormon çeşididir. Heyecanlanma, kızma, korkma… gibi durumlarda bol miktarda üretilir. 4.Pankreas Bezi Karın boşluğunda midenin hemen alt kısmında bulunan önemli bir organdır. Hem iç salgı hem de dış salgı yapan bir bezdir. Ürettiği iki çeşit hormon ile kandaki şeker (glikoz) dengesini ayarlar. Pankreas iki çeşit hormon üretir. a.Glukagon : Pankreasın alfa hücreleri tarafından üretilir. Kan şekerinin (glikozun) artmasını sağlar. Karaciğerde depolanan şekeri kana geçirir. b.İnsülin : Pankreasın beta hücreleri tarafından üretilir. Kan şekerinin azalmasını sağlar. Şekerin karaciğer ve dokulara geçerek depolanmasında etkilidir. Not : İnsülin hormonunun yeterince sentezlenmediği durumda, kanda bulunan şekerin bir kısmı böbreklerden süzülerek idrara geçer. Bu olaya şeker hastalığı denir. Şeker hastalığı olanlar dışarıdan hazır insülin hormonu kullanırlar. 5.Eşey Bezleri Erkekte testisler (erbezleri), kadında ovaryumlar (yumurtalıklar) bu gruba girer. Bu yapılar sperm ve yumurta üretmenin yanında salgıladığı özel cinsiyet hormonları (östrojen, testesteron…) yardımıyla cinsiyet karakterlerinin oluşmasına kaynaklık denir. (Karma bez özelliği) Eşey bezlerinin çalışmaya başlamasıyla beraber ergenlik çağı değişmeleri de başlar. (Sesin değişmesi, kıl oluşumu…) Besinler ve Sindirim Sistemi I. Besinler ve Özellikleri Beslenme sırasında vücuda alınan yiyecek ve içeceklere besin denir. Besin maddelerinin hücre ve vücutta kullanılmasına da beslenme denir. Tüm canlılar beslenme özelliğine sahiptir. Beslenmede kullanılan besin maddeleri yardımıyla; vücudun büyümesi, hücrelerin çoğalması, yaralanan yerlerin onarılması yaşamsal enerji üretilmesi, organların çalışması… gibi canlılık faaliyetleri gerçekleştirilir. Alınan besinin kaynağına göre de 2 çeşit beslenme gurubu bulunur. Bitkisel Beslenme : Üretici canlılar olan bitkilerin tüketilmesidir. Bitkilerin ürettiği meyve, sebze, yaprak, tohum… gibi besinler bu gruba girer. Hayvansal beslenme : Tüketici canlıların yenmesidir. Et, süt, yumurta, bal… gibi besinler bu gruba girer. Not : Su, madensel tuzlar, protein, yağ ve vitaminler hayvansal ve bitkisel besinlerde ortak olarak bulunabilirken şeker ve nişasta sadece bitkisel besinlerde bulunur. a)Enerji verici besinlerin hücrede yakılma sırası I.Karbonhidratlar II.Yağlar III.Proteinler şeklindedir. b)Enerji verici besinlerin hücrede enerji oluşturma sırası I.Yağlar (9,5 KCal) II.Proteinler (4,3 KCal) III.Karbonhidratlar (4,2 KCal) şeklindedir.
Hücrelerde enerji üretmede şekerler öncelikle kullanılır. Bitkisel besinlerde bol miktarda bulunur. Fotosentez sonucu üretilen şekerler yapı ve kullanım yerlerine göre de çeşitleri oluşturulur. ·Glikoz (C6H12O6) Karbonhidratların en küçük yapı taşıdır. Fotosentez ile bitkilerde üretilir. Çok sayıda glikoz özel bağlarla birleşerek nişastayı, selülozu ve glikojeni oluşturur. Kan sıvısında bulunan kan şekeri glikozdur. ·Nişasta Çok sayıda glikozun özel bağlarla birleşmesinden oluşmuştur. Şekerin bitkilerdeki depo şeklidir. Nişasta, ayıracı olan iyot çözeltisi ile mavi renge boyanır. ·Selüloz Yalnızca bitkilerde bulunur. Bitki hücresinin çeperini oluşturur. (Yapı maddesi) Hayvanlar tarafından sindirilemez. (Bazı kuş ve geviş getirenler hariç) ·Glikojen Yalnızca hayvan hücrelerinde bulunur. Glikozun hayvanlar ve insanlardaki depo şeklidir. Karaciğer ve kas hücrelerinde bol miktarda bulunur.
Vücudun ısı yalıtımını sağlar. Hücre zarının, hormon ve vitaminlerin yapısına katılır. Derinin esnek olmasını sağlar. Kış uykusuna yatan canlılarla göçen kuşlarda depolanmış enerji ham maddesi olarak kullanılır. Karın bölgesindeki iç organları darbelere karşı korur.
(C+H+O+N) → Amino Asitler → Protein Proteinler, ayıracı olan Nikrik asit (HNO3) ile sarı renge boyanır. Süt, et, yumurtada bol miktarda bulunur. Hücrelerin ve vücudun temel yapıtaşıdır. Enzimlerin yapısını oluştururlar. Hücre zarının, kasların, antikorun, vitamin ve hormonların yapısına katılırlar.
A Vitamini eksikliğinde → Gece körlüğü B Vitamini eksikliğinde → Beriberi hastalığı C Vitamini eksikliğinde → Diş eti kanaması D Vitamini eksikliğinde → Raşitizm E Vitamini eksikliğinde → Kısırlık K Vitamini eksikliğinde → Kanın pıhtılaşmaması hastalıkları oluşur.
II. Sindirim Organları Büyük yapılı organik besinlerin, su ve sindirici enzimler etkisi ile kendilerini oluşturan en küçük yapı taşlarına ayrılması olayına sindirim denir. Bu olayı gerçekleştiren sisteme de sindirim denir. Sindirim bir çeşit hidroliz (parçalanma) olayıdır. Enzim : Canlılardaki kimyasal reaksiyonlara girerek reaksiyonları hızlandıran ve daha kısa sürede gerçekleşmesini sağlayan canlılık yapılarıdır. (Biyolojik katalizör) Proteinden yapılmış olup tekrar tekrar kullanılabilirler. Sindirime Uğrayacak Besinler ; Büyük yapılı, hücre zarından geçemeyen karbonhidratlar, yağlar, proteinlerdir. A. Sindirim Çeşitleri
Örnek : Katı besinlerin dişler etkisiyle öğütülmesi… gibi. b)Kimyasal Sindirim : Besin maddelerinin enzim kullanılarak yapıtaşlarına kadar parçalanması olayıdır. Örnek : Proteinlerin mide ve ince bağırsakta aminoasitlere kadar parçalanması… gibi.
b)Hücre dışı sindirim : Besinlerin hücre dışında ve organlar içerisinde enzimlerle sindirilmesi olayıdır. Sindirilen besinler daha sonra porlardan hücre içine emilir. Örneğin ince bağırsaktaki sindirim gibi. B. İnsanda Sindirim Sistemi İnsanda sindirim sistemi kanallı bir özellik taşır. Ağızda başlar ve anüste biter.
Dişler : Çiğneme olayı ile besinlerin parçalanması ve öğütülmesi işlemini yaparlar. Büyük yapılı besinleri fiziksel olarak sindirip yutabilmesine olanak sağlarlar. Dişler, boyuna kesit alındığında dıştan içe doğru 3 tabakadan oluşur. Mine tabakası : Dişin taş kısmı olup beyaz renkli yeridir. % 98 oranında kalsiyum ve fosfor minerallerinden oluşur ve dişin en sert kısmıdır. Fildişi tabakası : Dişin kemik kısmı olup dişi çene kemiğine bağlar. Diş özü tabakası : Kan damarlarının, sinirlerin bulunduğu yerdir. Dişin beslenmesini ve büyümesini sağlar.
Mide duvarında güçlü düz kaslar bulunur. Bu kasların kasılması ile besinler su ile karıştırılıp bulamaç haline (kimus) getirilir. Ayrıca midedeki tuz asidi (HCl) besinlerle mideye ulaşan mikropları öldürür.
Karaciğer ve pankreas organları özel kanallarla ince bağırsağa sindirici sıvı gönderirler. İnce bağırsak ile kalın bağırsak arasında kör bağırsak bulunur. Kör bağırsak, üzerindeki apandis ve lenf bezleri etkisiyle kalın bağırsaktan ince bağırsağa, çürükçül mikroorganizmaların ulaşmalarını önler.
Kan şekerini ayarlamaya yardımcı olur. Glikoz ve vitamin depo eder. Zehirli maddeleri etkisiz hale getirir. b)Pankreas : Hem iç hem de dış salgı yapan bir organdır. Protein, yağ ve karbonhidratların sindirimi için enzim salgılar. Salgılarını özel bir kanal ile onikiparmak bağırsağına döker. İnsülin ve glukagon hormonu salgılar. Bu hormonlar yardımıyla kan şekerinin dengesini ayarlar ve kan şekerinin seviyesini sabit tutar. Sinir Sistemi Çok hücreli, gelişmiş yapılı canlıların (insanlar, omurgalı ve bazı omurgasız hayvanlar) vücudu özel görevler yapan organ ve sistemlerden oluşur. Vücudu oluşturan kalp, akciğer, kas, böbrek, mide… gibi organlar ile bazı organların oluşturduğu dolaşım, boşaltım, solunum, sindirim… gibi sistemlerin birbirine bağlı, koordineli ve ahenkli çalışmasını sağlayan, yöneten sisteme sinir sistemi denir. İnsanda sinir sistemi vücudu etkileyen iç ve dış etkiler karşısında, organ ve sistemlerin çalışmasını düzenler. Sinir sistemi vücuttaki uyarılma, değerlendirme, uyarma, görevlerini etkili ve hızlı bir şekilde gerçekleştirir. Sinir sistemi yapı ve görevlerindeki farklılığa dayanarak kısımlara ayrılır. Bunlar merkezi ve çevresel sinir sistemleridir.
a)Beyin : Merkezi sinir sisteminin en önemli organı olan beyin, kafatası içerisinde bulunur. Süngersi ve çok hassas yapıda olan beyni, kafatası kemikleri çarpma, vurma, darbe, mikroplar… gibi dış etkilere karşı korur. Milyonlarca sinir hücresinin örümcek ağı şeklinde birleşmesiyle oluşan beyin, simetrik yapılı olup sağ ve sol iki yarım küreden oluşur. Beyin yarım kürelerinin yüzeyinin girintili çıkıntılı yapıda olması beynin yüzeyini genişletir. Vücudun irade merkezi olan beyin, vücutta bilinçli şekilde yapılabilen yaşamsal olayları yönetir. Beynin görevleri arasında; ·Duyu organlarından gelen bilgilerin değerlendirilmesi, ·İskelet (kol-bacak) kaslarının çalıştırılması, ·Öğrenme, düşünme, hafıza, hayal kurma, ·Bilgi üretme, problem çözme, konuşma… bulunur. b)Beyincik : Kafatasının arka tarafında beyinle omurilik soğanı arasında bulunur. Yapı ve görünüşü beyine benzediği için bu ismi almıştır. Sağlı sollu 2 yarım küreden oluşur ve yüzeyi girintili çıkıntılıdır. Beyincik vücudun denge organı olup düzenli kas hareketlerinin yapılmasını sağlar. Beyincik kulaktaki yarım daire kanalları, ayak tabanındaki ve gözdeki duyu hücrelerinden aldığı uyarıları değerlendirir. Değerlendirme sonucunda beyinle etkileşerek iskelet kaslarının çalışma tempo ve düzenini ayarlar. ·İnsanların ritimsel yürümesi, koşması, ·Kuşların havada ahenkli uçması, ·Balıkların suda düzenli yüzmesi… örnek verilebilir. c)Omurilik Soğanı : Omurga kemikleri içerisinde beyinle omurilik arasında bulunu. Omuriliğin devamı şeklinde görülüp yapısı beyne benzemez. Dış kısmı düzdür. İç organların yönetimi ile sinirsel iletimde görev yapar. Canlı yaşamı için çalışması şarttır. ·Beyinle omurilik arasında sinirsel bilgi iletimini, ·Kalp, akciğer, bağırsak, mide, damar… gibi iç organların istemsiz çalışmasını, ·Çiğneme, yutma, nefes alma, aksırma… olaylarını kontrol eder. )Omurilik : Omurga kanalı içerisinde yer alır. Omurgadaki omur kemikleri, bu sinirsel organı dış etkilere karşı korur. Omuriliğin dış kısmı düzdür. Omurilik sinirleri kafatasından itibaren oturak kemiklerine kadar uzanır. Omurilik vücutta ağaç kökü şeklinde tüm vücuda, sinirsel dallar verir. Vücut ile merkezi sinir sitemi arasındaki bağlantıyı sağlar. Özellikle beyinle bağlantısında bir farklılık görülür. Vücudun sağ tarafını beynin sol tarafına ve vücudun sol tarafını da beynin sağ tarafına bağlar. Çalışması canlı yaşamı için şart olan omurilik; ·Beyin, omurilik, omurilik soğanı ile vücut organları arasındaki sinirsel iletimi, ·Ani ve güçlü etkilere karşı istemsiz tepki gösterilmesi (refleks) olaylarını kontrol eder.
SİNİRLER VE ÖZELLİKLERİ Merkezi ve çevresel sinir sistemleri yapısal birim olan sinir hücrelerinden oluşur. Sinir hücrelerinin bir adı da nörondur. Sinir sisteminde milyonlarca nöron bulunur. Nöronlar genel olarak hücre gövdesi ve uzantılar olmak üzere 2 kısımdan oluşur. ·Hücre Gövdesi : Çekirdek, sitoplazma ve organelleri taşır. Sinir hücresinin yönetilmesini ve yaşatılmasını sağlar. ·Uzantılar : Uyarıları alma ve iletme görevini yapar. Uzantılar, 2 çeşit olup kısa ve çok sayıda olanına dentrit, uzun ve bir tane olanına akson denir. Sinir hücrelerinde taşınan sinirsel bilgilere (mesajlara) uyartı (impuls) denir. Bir sinir hücresi üzerinde uyartıların taşınma hızı sabittir. Sinir sistemindeki duyu nöronları merkezi sinir sistemine uyartıları taşırken, motor nöronlarda merkezi sinir sisteminden organlara doğru uyartıları taşır. Ayrıca akson üzerindeki mumsu yapıda yağlı miyelin tabakası bulunur. Miyelin tabakası akson ile çevresi arasında yalıtımı sağlayarak uyartıların iletim hızını artırır. Sinir sistemini oluşturan milyonlarca nöron arasındaki bağlantı yerine sinaps denir. Sinapslarda uyartılar kimyasal olarak taşınır. Sinapslar sayesinde tüm sinirler doğrudan yada dolaylı olarak birbirleriyle bağlantı kurar. Sinir sisteminde görevlerine göre 3 çeşit sinir hücresi bulunur.
REFLEKS OLAYI Duyu organlarına yapılan ani, hızlı ve güçlü uyarılara karşı kaslar, bezler… yardımıyla aynı şekilde tepki gösterilmesine refleks denir. Refleks davranışları bilinçsiz olarak yapılır ve omurilik tarafından yönetilir. Refleks olayı vücudu koruyan bir mekanizmadır. Refleksler kazanılma şekline göre 2’ye ayrılır. a)Doğuştan kazanılan (şartsız) refleks : Kişinin kalıtsal yapısında bulunur. Doğumdan itibaren hayat boyu yaşamı etkiler. Nesilden nesile aktarılır. ·Diken batan parmağın çekilmesi ·Diz kapağına vurulduğunda ayağın uzatılması ·Yüksek ışıkta göz bebeğinin küçülmesi ·Gürültülü seste yere kapanma… b)Sonradan kazanılan (şartlı) refleks : Kişinin kalıtsal yapısından olmayıp öğrenilme sonucu sonradan kazanılır. ·Limon sesini duyunca ağzın sulanması ·Zil sesini duyan köpeklerin ağzının salya çıkarması ·Bisiklet ve araba sürme davranışları Solunum ve Boşaltım Sistemi I.Solunum Sistemi Gelişmiş yapılı hayvanlar ile insanlarda, atmosfer havası ile vücut hücreleri arasında gaz değişimini sağlayan sistemdir. (Deri, akciğer, solungaç yaprak trake…) İnsanlar akciğer solunum sistemine sahiptir. Solunum sisteminin görevini yapması için dolaşım sistemiyle bağlantılı olarak çalışması gerekir. Solunum organları yoluyla vücuda alınan oksijenin besinleri yakmasıyla hücrelerde enerji üretilmesine hücre solunumu denir. Hücre solunumunun sürekliliğini sağlamak için hücrelere oksijen (O2) taşınmalı ve solunum sonucu oluşan karbondioksit de (CO2) ortamdan uzaklaştırılmalıdır. Bu durumu sağlayan sisteme solunum sistemi denir.
Soluk borusu, üst kısmında genişleyerek gırtlağı oluşturur. Gırtlakta konuşmamızı sağlayan ses telleri bulunur. Soluk borusu yutkunurken yutaktaki kapakçıkla kapatılır. Soluk borusunun her zaman açık kalmasını içerisindeki yarım ay kıkırdakları sağlar. Ancak bronşçuklarda bu kıkırdak halkalar bulunmaz. 4. Bronşlar Soluk borusu alt kısmında ikiye ayrılarak bronşları oluşturur. Bir çift olan bronşlar, akciğer içerisinde dallanarak bronşçukları oluşturur. Bronşçuklar baloncuklar şeklinde bulunan alveoller (hava kesesi) ile sonlanır.
Alveoller üzerinde kılcal kan damarları bulunur. Oksijen ve karbondioksit değişimi alveoller üzerinde gerçekleşir. Sağ ve sol olmak üzere iki bölümden oluşmuştur. Akciğerde sağ bölüm 3 parçadan sol bölüm ise iki parçadan oluşur. Çünkü sol bölümde kalp bulunur. Alveol, kılcal damarlar ile gaz alış verişinin yapıldığı yerdir. Kısaca gaz alış verişi alveoller ile kılcal damarlar arasında difüzyon ile olur. Soluk alındığında alvollerden oksijen kana geçerek alyuvarlar tarafından tutulur. Alyuvarlar hemoglobin bulundurduğu için O2 taşıma kapasitesi yüksektir. Dokuya gelen alyuvarlar O2 yi buraya bırakırlar. Buradan da CO2 alarak akciğerlere taşırlar.
O2 → Atmosfer havası Alveol kılcalları ← O2 Solunum sisteminin çalışması istemsiz ve ritimsel olup omurilik soğanı tarafından yönetilir. Bir insan dakikada 12-15 kez nefes alıp verebilir. Solunum sisteminin çalışmasında 2 temel olay gerçekleşir. a)Soluk alma olayı b)Soluk verme olayı 1.Soluk Alma Akciğerlerin temiz hava ile dolması sonucu oksijenin kana karbondioksitin dışarıya geçtiği olaydır. Soluk alırken; ·Kaburgalar arasındaki kaslar kasılır, ·Diyafram kası kasılır (düzleşir), ·Göğüs boşluğu ve akciğerler genişler, ·Oksijen alvollere kadar ilerler, ·Alveollerdeki oksijenler kana geçer, ·Kandaki CO2 alveollere geçer. 2.Soluk verme Akciğerdeki kirli havanın dışarı verilmesidir. Soluk verirken; ·Kaburgalar arası kaslar gevşer, ·Diyafram kası gevşer (kubbeleşir), ·Göğüs boşluğu ve akciğer daralır. ·Alveollerdeki CO2 dışarı atılır. OLCAY ELMAS
__________________
Taş devri taşlar bittiği için değil,kafalar değiştiği için sona ermiştir. Konu Efendy tarafından (06-03-2008 Saat 22:39 ) değiştirilmiştir.. |
|
|
|
![]() |
| Yer İmleri |
| Seçenekler | |
| Biçim | |
|
|