![]() |
|
|||||||
| Kayıt ol | Yardım | Üye listesi | Tarihsel Takvim | Arama | Bugünün mesajları | Forumları okunmuş olarak işaretle |
| Çocuk ve Ergende Sınırlamalar Çocuk ve Ergen Gelişim ve Eğitiminde Sınırlamalar , Yasaklar... |
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler | Biçim |
|
|
#1 (permalink) |
|
Kayıtlı Üye
![]() Üyelik tarihi: Nov 2007
Mesajlar: 24
|
Altı yaşındaki Konrad ve beş yaşındaki Manuel bahçede prefabrik bir ağaç ev kuran babalarına yardım ediyorlardı. Baba Horst Eberhard güçlü vuruşlarla tahtaya çivi çakıyordu. Konrad ve Manuel de ona yardımcı oluyorlardı. Çocukların ellerinde küçük çekiçler vardı ve onlar da çivi çakmaya uğraşıyorlardı. Çocuklar bu konuda daha önce babaları tarafından çekici nasıl, çiviyi nasıl tutacakları ve nasıl vuracakları konusunda bilgilendirilmiş, dikkat edecekleri noktalar öğretilmiş ve dikkatlerini bu işe yoğunlaştırmaları sağlanmıştı. Babaları bunları öğrettikten sonra “başaracağınıza inanıyorum” dedi.
Çocuklar coşkulu bir şekilde işe koyuldular Aletleri beceri ile kullanıyorlardı. Gerçi bazen çekicin yere düştüğü oluyordu ama babaları çocuklarını işlerine devam etmeleri için teşvik ediyordu. Ve çocuklar pes etmeden devam ettiler, ta ki anneleri Moreike Eberhard bahçeye gelip çocukları ellerinde aletlerle çalışıyor görüp “Burada ne oluyor? Siz hepiniz delirdiniz galiba!” diye bağı-rıncaya kadar. Manuel’i güçlü bir vuruşla bir çiviyi çakarken görür görmez “Manuel, dikkat et!” diye bağırmasıyla çekiç çiviye değil de Manuel’in baş parmağına isabet etti. Çocuk acıyla “Ah! Ah!” diye bağırdı. Annesi “Gördün mü Manuel, sana söylemiştim” diyerek çekici çocuğun elinden çekip aldı, çocuğun parmağına bir göz attı ve saçlarını okşayarak “Bak ne oldu… pomat getireyim” dedi. Manuel başını eğdi, gözlerinden birkaç damla yaş süzüldü. Anne oğlunu süzüyordu. “Babanız nerede?” diye öfkeyle sordu. Konrad eliyle bir ahşap duvarın arkasını işaret etti. Anne hızlı adımlarla kocasına yaklaştı. “Sen delirdin mi?” diye haykırdı. “Seni çocuklarla birkaç dakika yalnız bırakamayacak mıyım?” Kocası cevap vermedi. “Sen çok sorumsuz bir babasın!” Bayan Eberhard konuyu eğitim sorunlarına getirmeden Konrad yüksek sesle “Anne!” diye bağırdı. Annesi durakladı, ona doğru baktı: “Ne var?” “Anne biz babama yardım etmek istiyoruz. Ve bunu yapabiliriz!” Konrad kararlıydı ve Manuel de kendinden emin bir tavırla “Ama sen bizim daha küçük olduğumuzu düşünüyorsun” dedi. Anne gözlerini kısarak baktı: “Peki kim parmağına çekici vurdu? Kim?” Sesi çatallaşmıştı. “Eğer sen gelmeseydin, çekiç parmağıma isabet etmeyecekti!” “Şimdi de beni suçluyorlar. Yeter artık ama!” Sakinleşmeye çalışıyordu. O ana kadar soğukkanlılıkla seyreden babanın sesi sakin çıkıyordu: “Heike! Heike lütfen git! Bu konuyu sonra konuşalım” Ama Heike Eberhard devam etti: “Hep böyle oluyor. Yine kaçıyorsun! Bu senin tipik davranışın. Tipik! Önemli bir şey oldu mu hep geri çekilirsin!” Kocasına öfkeyle baktı: “Ne halin varsa gör! Ama bir şey olursa çocukları hastaneye ben götürmeyeceğim. Bunu da böyle bil!” diyerek kocasını tehdit etti. Ve hızlı adımlarla onlardan uzaklaştı. Manuel, Konrad’a baktı. Konrad annesinin hiddetle çıkışını taklit ediyordu. Baba “Konrad! Yeter artık!” diyerek işaret parmağını uzattı ve “Haydi iş başına! Benim size daha önce öğrettiğim şekilde devam edin. Yardıma ihtiyacınız olursa söyleyin” dedi. Burada her şeyden önce sorumluluk dağılımı açıktır. Sorumluluk babadadır ve babanın gözü çocukların üstündedir. Çocuklarını çivi ve çekiçle çalışmaya özendirmiş, onlara güvenmiş ve bu işin uygun bir şekilde nasıl yapılacağını onlara göstermiştir. Annenin sözlü müdahalesi, onun tahmininin gerçekleşmesine yol açmıştır. Bu konumda çocuklarına güvenmemiş ve onları mümkün olduğunca çabuk bir şekilde tehlikeden uzaklaştırmaya çalışmıştır. Manuel’in talihsiz vuruşu onu haklı göstermiştir. Buradaki sorun şudur: Anne sorumluluğu kendi üstüne almak isteyerek, eşinin kararlarına müdahale etmiştir. Baba ise bu konuyu çocuklarının önünde anneyle tartışmaktan kaçınmıştır. Burada şu nokta yanlış anlaşılmamalıdır: Eğer çocuklar fikir ayrılıklarından uzlaşmacı bir çözüme ulaşıldığını görebileceklerse; anne-baba kendi fikir ayrılıklarını çocuklara yansıtabilirler. Ama yukarıda anlatılan durumda püf noktası farklıdır: Annenin öfkesi ve sinirliliği nedeniyle konu bir çözüme ulaşamamıştır. Baba kendi davranışlarıyla -sözleriyle değil- çocuklara bir model oluşturmuştur. Burada referans noktası, sorumluluğu üstlenen babadır. Annenin bir suçlu araması olumlu bir davranış değildir. Baba başka durumlarda da bu ilke doğrultusunda davranmaktadır. Baba, Bay Eberhard çocuklarıyla birlikte yemek yapmayı da çok sevmektedir. Genellikle de Bolones usulü makarna yapar. Anne, birlikte yemek pişirmelerinin hoşuna gittiğini, ancak onlar mutfakta çalıştıktan sonra mutfağın savaş alanına döndüğünü söylüyor. “Bunları kim temizleyecek? Tabii ki ben!” diye şikayet ediyor ve öfkeyle şunu belirtiyor: “Eşim görevini yerine getirdiğini düşünüyor ve çıkıyor ve ben bütün bu dağınıklıkla başbaşa kalıyorum.” Çocukların babalarıyla birlikte yemek pişirmesi ne kadar eğlenceli ise; baba ve çocukların yemek yapmanın sadece eğlenceli tarafını üstlenmeleri değil, aynı zamanda yarattıkları dağınıklığı toplamaları ve ortalığı temizlemeleri de o kadar önemlidir. Bayan Eberhard “Ama ben kendim temizlik yaptığımda daha iyi oluyor. Çünkü eşimin yaptığı temizlik beni tam tatmin etmiyor” diyor. Burada bir kararsızlık görülüyor ve bu kararsızlık baba ve çocukları şimdiye kadar olduğu gibi, temizliği yapmamaları konusunda cesaretlendiriyor, işlerini kolaylaştırıyor. Anne diğer aile üyelerine kendisine yardım etme sorumluluğunu tam olarak vermiyor, kendi üzerine alıyor, kendisi aşırı yüklenirken, diğerlerinin kendi işlerini kendilerinin tamamlamasını önlüyor. |
|
|
|
![]() |
| Yer İmleri |
| Seçenekler | |
| Biçim | |
|
|