İlgi Eksikliği Cesaret Kırar
Yedi yaşındaki Sarah öğlenleri okuldan eve geldiğinde, annesini bir yaşındaki kardeşi Patrizia ve iki yaşındaki kardeşi Johan-nes’le yoğun bir şekilde ilgilenirken buluyordu. Birlikte öğle yemeği yerlerken, annesi sürekli küçük kardeşlerinin masadaki hareketleriyle ilgileniyordu. Sarah annesinin gözüne pek çarpmıyor ve yemek boyunca sürekli olarak okulda iki öğrencinin kendisini nasıl alaya aldıklarını ve rahatsız ettiklerini anlatıyordu. Öğretmen sürekli yanlış hüküm veriyor, çabucak somut hale gelen kavgalarda suçu daima Sarah’a yüklüyordu. Annesine kararlı bir tavırla “Ben artık okula gitmeyeceğim” dedi. Anlattıkları günden güne daha etkili olmaya, okula gitmeyeceğine dair tehditlerini daha kesin bir şekilde ileri sürmeye başladı.
Anne öğretmenle görüştü ve konuşmaları sırasında Sarah’ın okulda kendisini iyi hissettiğini ve sosyal etkinliklerde olumlu davranışlarıyla dikkati çektiğini öğrendi. Bazı kavgalarda da arabuluculuk yaparak yatıştırıyordu. Yani kız ve erkek arkadaşları tarafından özellikle seviliyordu. Anne bir yandan sevinmişti, öte yandan kızı kendisine yalan söylediği için sinirlenmişti. Öğleyin kızıyla konuştu ve kendisine niçin olmayan şeyler anlattığını sordu. Sarah hepsine itiraz etti, öğretmeni yalan söylemekle suçladı, annesine bağırdı ve “Hiçbiriniz beni sevmiyorsunuz” diyerek odasına kapandı. Bu konuşmadan sonraki günlerde ana kız arasındaki tartışma keskinleşti. Sarah babasını yandaş olarak kazanmaya çalıştı. Babası öğretmenle gerçekleri bir kez konuşmalıydı. Annesi kendisinden çok o ahmak kadına inanıyordu. Baba, kızının tarafını tutarak anneyi suçladı. Anne “çok saf olmalıydı, hemen başkasının ağzıyla konuşuyordu”. Bir kere de baba gidip konuşmalıydı.
Annesi “Eşim ve üstadım, bütün problemleri çözdüğün için sana teşekkür ederim” diye fısıldarken, anne ve babasının arasında gevşemiş vaziyette sandalyesinin arkasına dayanmış oturan Sarah pek mutsuz görünmüyordu. Müller ailesi bu durumu ebeveynlere yönelik bir seminerde anlattıkları zaman Sarah’a sordum. “Eve geliyorsun ve bu domuzlar seni görmüyor, değil mi?” Anladı ve bana gülerek baktı. “Sarah eve geldiğin zaman annen seninle daha fazla ilgilenebilirdi değil mi?” Hemen başıyla onayladı, anlaşıldığını hissetti ve gevşedi. “Eve geldiğinde ne olduğunu bir kez de bana anlatır mısın?”
Sarah en ince ayrıntılarıyla eve nasıl girdiğini ve annesinden bir öpücük aldığını anlattı. Ama öfkeliydi. “Ama beni bir kez bile gerçekten görmüyor. Sadece okul nasıl gitti diye soruyor. Bu soruyu tekrar duymaya artık dayanamam, korkunç bir şey bu!”
Sarah kendisinin kabullenilmediğini, ciddiye alınmadığını düşünüyordu. İhtiyaçlarını doğrudan dile getiremiyor ve getirmek de istemiyordu. Sonra rakibi olan iki kardeşiyle oynuyor ve annesi tarafından kah fark ediliyor, kah fark edilmiyordu. Böylece o da okuldaki sözde sorunlarını dile getirerek annesinin dikkatini çekiyor, ilgisini garantiye alıyordu. Annesi endişeleniyor, kızının bu problemini çözmek istiyor ve Sarah’la ilgileniyordu.
Bunu tekrarlayarak annesini elinde tutmaya çalışıyordu ve bu “seyirlik oyunu” tekrarlamaması için hiçbir neden yoktu. Sarah bunu yaparak annesinin dikkatini az çok çekmeye devam etti. Annesi bu oyunun ilişkilerine dönük yüzünü teşhis edemeyip, kızını yalan söylemekle suçlayınca, babasını oyununun içine çekerek kendisini ebeveynler arasındaki çatışmanın nesnesi haline getirdi. En sonunda odak noktası haline gelebilmişti. Anne babasını birer kukla gibi kendi yönettiği bir oyunun içine çekmişti. Oyunun gidişatını elbette kendisi de bilmiyordu.
Sarah bana annesi diğer kardeşleriyle ilgilenirken kendini nasıl yalnız hissettiğini anlatınca; “Nasıl olsaydı kendini iyi hissederdin?” diye sordum. “Annem sadece benim yanımda olmalı ve beni kucaklamak” dedi.
Müller ailesi eğitim konuşmalarımız sırasında sadece anne ve Sarah’ın dahil olduğu bir karşılama davranışı geliştirdiler. Patri-zia ve Johannes ayrı tutuldular. Öğle yemeklerinde Sarah kardeşlerinin sorumluluğunu üstlendi. Okuldaki tüyler ürperten öykü hemen sona erdi. Sarah sadece kabul gördüğü için değil, eğitim konusunda sorumluluk alarak kendi olumlu sosyal davranışlarıyla meşgul olduğu için bu öykülere bir daha hiç gereksinim duymadı.
|