![]() |
|
|||||||
| Kayıt ol | Yardım | Üye listesi | Tarihsel Takvim | Arama | Bugünün mesajları | Forumları okunmuş olarak işaretle |
| Çocuk ve Ergende Sınırlamalar Çocuk ve Ergen Gelişim ve Eğitiminde Sınırlamalar , Yasaklar... |
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler | Biçim |
|
|
#1 (permalink) |
|
Kayıtlı Üye
![]() Üyelik tarihi: Nov 2007
Mesajlar: 31
|
İki çocuk babası Peter Meisner, kendi anne-babasından şikayetçiydi. “Onlar her konuda farklı davranıyorlar. Çocukların geç vakte kadar televizyon seyretmesine, daha fazla şeker, çikolata vb. yemesine ve bunun gibi pek çok şeye ses çıkarmıyorlar. Çocuklar bizim yanımızda yapmalarına izin verilmeyen her şeyi onların yanında yapabiliyorlar.”
Büyükanne ve büyükbabalar genellikle çelişkili bir durum yaşarlar: Bir yandan çocuklara sahip çıkabilecek iyi birer çocuk bakıcısı olarak görülürler, öte yandan anne-babalar, büyükanne ve büyükbabaların da kendilerini izleyerek çocuklara aynen kendilerinin davrandığı gibi davranmalarını isterler. Bu sadece aşırı bir istek olmakla kalmaz, çocuğun da bir takım yaralayıcı deneyimler yaşamasına yol açar. Büyükanne ve büyükbabaların torunlarıyla ilişkileri farklıdır ve farklı şekilde eğitirler. Bazen torunlarına hiçbir eğitim sorumluluğuyla bağdaşmayan sonsuz bir ilerici tavırla ve hoşgörüyle yaklaşırlar, büyük bir içtenlik ve sabır gösterirler. Bazen de kendi çocuklarının da zamanında acı çekmesine neden olan son derece katı bir eğitim tarzını devam ettirmeye kalkışırlar. Büyükanne-bü-yükbabaları değiştirmeye kalkışmak, hem anlamsız hem de rahatsız edici bir durumdur. Kendileri için geçerli kabul ettikleri kendi deneyimleri vardır. Yapılan gözlemlerin sonuçlarına göre; büyükanne-büyükbaba-lar, nasıl olacağını ve temposunu sadece kendilerinin belirleyeceği bir süreç dahilinde, kendilerini değiştirebilirler. Burada geçerli olan şudur: Çocuklarını büyükanne-büyükba-baya teslim eden kişi, sorumluluğu da onlara vermiş olur. Büyü-kanne-büyükbabalarla, torunlar arasındaki ilişkiye, anne-babala-rın karışma şansı yoktur. Bu ilişki taraflar arasında, torunlarla bü-yükanne-büyükbabaların kendilerinin belirleyebileceği dolaysız bir ilişkidir. Kuşkusuz anne-babalarla, büyükanne-büyükbabaların eğitim davranışları farklılıklar gösterir. Benim anne babalara tavsiyem, aradaki farkı görüp, olumlu ve olumsuz yanlarını kıyaslayabilecekleri konusunda çocuklarına güven duymalarıdır. Çocuklar farklı eğitim modellerini kıyaslayabilecek ve aradaki farkları görebilecek durumdadırlar. Anne-babalar kendi tarzlarında ne kadar inançlı davranırlarsa, çocukların onlara güvenleri o kadar gelişir. Bu arada çocukların kişileri karşı karşıya getirme konusundaki çocukça arzularının yıpratıcı etkilerini de yaşamak olasıdır. Yaşadıkları deneyimler onları kişilerle oynamaya yöneltir. Bu oyunun kurallarını anlamlandırmayı bilen anne-babalar kendi egemenliklerini sürdürebilirler, oyunun kurallarını bilen anne-babalar çocuklar tarafından yönlendirilmekten kurtulabilirler. Yedi yaşındaki Anja anne-babasından şikayetçiydi. Büyükanne ve büyükbabasının evinde seyretmesine izin verilen iki televizyon dizisini, kendi evinde seyretmesine izin verilmiyordu. Baba “Bizim evde olmaz!” deyince Anja “O zaman ben de hemen onların yanına taşınırım” dedi. Baba şok olmuştu. Ama anne sakindi: “Anja, ben seni seviyorum. Biliyorsun ki biz senin burada kalmanı istiyoruz. Ama ille büyükannene gitmek istiyorsan, hemen onlara telefon edeyim. Eğer onlar da seni isterlerse, oraya gidebilirsin. Toparlanmana yardım ederim ve sonra seni oraya götürürüm” dedi. Anja hemen odasına koştu. Dolabında bir şeyler araştırmaya başladı. Bay Krüger kızgınlıkla eşine “Delirdin mi sen?” diye sordu. “Bu konuya karışma. Sorumluluğu ben üstüme alıyorum” diyen Jutta Krüger ne istediğini biliyordu. Soğukkanlı bir şekilde kızının odasına girdi, “Sana yardım edebilir miyim?” dedi. Ama bir cevap alamadı. “Orada ne kadar kalmak istiyorsun?” “Daima.” “İstersen sadece iki günlük eşyanı al, kalanını sonra alırsın” “Beni büyükanneme götürecek misin?” “Tabii ki. Baksana hava karardı bile!” Jutta Krüger kızının toparlanmasına yardım etti. Karısını alıkoymak isteyen babaya çabucak veda ettiler. Anne, kocasını parçalayıp yiyecekmiş gibi bir tavırla “Arno!” diye bağırdı. Baba hiçbir şey söyleyemedi. Gevşeyerek kollarını aşağıya sallandırdı. “Peki iyi, haydi bakalım” dedi. Yardım isteyen bir tavırla göğe doğru baktı. Anne kız hiçbir şey konuşmadan büyükannenin evine ulaştılar. Anja büyükannesini telefonla arayarak geleceğini bildirmişti. Büyükanne onları karşısında görünce “Ne oluyor?” diye sordu. Anne “Anja sana anlatır” diyerek kızını öptü ve gayet nazik bir tavırla veda ederek “İstediğin zaman geri gelebilirsin” deyince de “Anık asla geri dönmeyeceğim. Siz ikiniz oturun” cevabını aldı. Üç saat sonra yaklaşık sekizbuçuğa doğru Kruger’lerin telefonu çaldı. Anja arıyordu. “Gelip beni alabilir misiniz?” “Niye?” “Büyükannem araba kullanamıyor. Okula servis otobüsüyle gitmek zorunda kalacağım. Onun için de saat beşbuçukta kalkmak zorundayım. Bu da benim için çok erken!” “Anja seni almaya gelmeyeceğim. Sabahın beşbuçuğuna kadar televizyon seyredebilir ve hiç yatmadan okula gidebilirsin. Televizyon seyretmek isteyen, sabah da beşbuçukta kalkmalı.” “Babamı verir misin?” “Baban çoktan uyudu” Bu doğru değildi. Ama eğer babasıyla konuşmasına izin verirse, ne olacağı belli olmaz ve bütün bu yaptıkları boşa giderdi. Ertesi gün Anja okuldan kendi evine geldi. Bu kadar erken kalkmak çok güzel olmalıydı. “Büyükannem bana kahvaltıda çikolatalı fındık ezmesi verdi. Senin bu komik kahvaltından değil” dedi. “Tekrar oraya gitmek ister misin?” Anja cevap vermedi. Yemeğini yemeye devam etti. “Ne yaptın büyükannenlerde?” “Gece üçe kadar televizyon seyrettim” “Çok mu heyecanlıydı?” “Büyükannem uyudu” “Heyecanlı mıydı?” Anne ısrar ediyordu. Anja yine bir şey söylemedi. Öğle yemeğinden sonra ayağa kalktı. Annesine sarıldı. “Anne, akşamüstü gidip büyükannemden eşyalarımı alalım mı?” |
|
|
|
![]() |
| Yer İmleri |
| Seçenekler | |
| Biçim | |
|
|